TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
YEŞİM TABAK

Türk filmi erkekleri

"Kâbuslar, delilik ve bunalım". Önceki gün Uçan Süpürge'de düzenlenen, 70'lerden bugüne Türk sinemasında erkekliğin nasıl sunulduğunun tartışıldığı panelin adı buydu. Bu Kabuslar Neden Cemil? kitabının yazarı Umut Tümay Arslan, sinemada 70'lerin toplumsal krizine eşlik eden histerik erkeklik performanslarından (Cemil gibi Cüneyt Arkın filmleri), Altyazı dergisinden Övgü Gökçe, 80'lerin tüketim kültüründe aklını kaybeden adam bolluğundan (mesela Milyarder'deki Şener Şen), yazar Fatih Özgüven de, 90'lardan bugüne Türk sinemasında karşımıza çıkan envai çeşit erkek sunumundan, ama özellikle de romantize edilen taşra/şehir çatışmasından (Uzak, Yumurta vs.) bahsetti. Kadınları erkeklerle, erkekleri kadınlarla karşılaştırarak tanımladığımıza göre, bir 'kadın filmleri festivali' için son derece yerinde bir tartışmaydı. Kabaca 70'ler kâbuslara, 80'ler deliliğe, 90'lar bunalıma denk düşürülürken, en çarpıcı örnekler üzerinden 'Türk filmi erkekleri'ne aşağı yukarı şöyle bir tarih seyri çizilmiş oldu. 'Genelleştirmenin cazibesi'ni es geçmeden, aktarıyorum:
'Modernite tehdidi' ve siyasal karmaşanın öne çıktığı 70'lerde, Cemil gibi "nereye baksa bir kötülük gören" adam, toplumsal kontrolsüzlüğü eril şiddetle yok etmenin yollarını aradı. Cinsel kimliğini kadından tamamen bağımsız (ama mümkünse kadının hayran bakışı altında), toplumsal işlevini "mazlumların abisi" olarak tanımladı ("Batsın Bu Dünya"). 80'lerin serbest piyasa ekonomisinde karısı ve çocukları onu anlamamakta, habire "Renkli televizyon alsana, video alsana... Ne beceriksiz adamsın!" diyerek itip kakmaktaydı. Onları tatmin etmeye çalışırken delirmesi veya köşe dönmeci namussuzlar arasına katılması kaçınılmazdı ("Ben de isterem"). 90'larda üzerine bir rehavet çöktü. Romantik bir erkekler çetesine katılıp erkekliğini ve varlığını böylece inşa etmeyecekse, taşra ve şehir arasındaki sıkışmışlığı, susarak ve somurtarak protesto edecekti. Hem bunalımın da gizli bir hazzı vardı... 90'lar ve 2000'lere uygun bir şarkı adı zikredilmedi. Ama herhalde bu dönemin türküsü de şöyle bir şey olurdu: "Evet ben böyleyem. Sen ne diyırsen, anlamiyem."
BİZE ULAŞIN