SEVİLAY YÜKSELİR SEVİLAY YÜKSELİR

Asimilasyon suç ise Atatürk suç işlemiş olmuyor mu?

a haber'de yaptığım programları izleyenler dikkat ettiyse hangi tartışma olursa olsun tartışanlar arasında muhakkak bir kadının olmasına özen gösteriyorum. Çok uçta bir konu değil ve kadınların da pekala üzerine ahkam kesebileceği bir mesele ise tartıştıracağım konu, o gün bir kadının olması için ısrarcı oluyorum.
Niye böyle yapıyorum?
Çünkü kadın tartışanların erkeklerden hem daha cevval, hem de daha açık sözlü olduklarına inanıyorum. Bana göre erkekler daha politik oluyorlar televizyon ekranlarında.
Kadınlar ise daha düz. Daha net.
Hal böyle olunca da kadının içinde olduğu bir tartışmayı yönetmek daha keyifli oluyor.
Tıpkı geçen perşembe akşamı olduğu gibi.
Enteresan bir tartışma yönettim 'yüzde yüz siyaset'te...' Erol Mütercimler, İbrahim Güçlü ve Ümit Fırat'ın katıldığı ve başlığı Atatürk ve Kürtler olan tartışmanın kadını bu kez Profesör Doktor Nurşen Mazıcı idi. Hemşehrim olmasına rağmen Nurşen Hoca'yla daha öncesinden bir tanışıklığımız yoktu. Ama o günkü tartışmada muhakkak olmasını istedim.
Çünkü hoca sadece Atatürk ve Cumhuriyet tarihi üzerine konuşabilecek yetkin bir isim değil, aynı zamanda sıkı bir Kemalist kadındı.
Atatürk'ün Kürtlerle tartışmalı ilişkilerine dair bambaşka bir pencereden bakıp, çok sivri çıkışlar yapacağına emindim.
Nitekim öyle oldu.
"Atatürk koyu bir Türk Milliyetçisi idi. Ancak Milli Mücadele döneminde Kürtler'i de savaş anında yanında tutmak için bu yönünü hep gizli tuttu. Ve savaş bitip ortalık süt liman olunca da o aşırı milliyetçi tarafı öne çıktı. Mücadele sırasında özerklik sözü verdiği Kürtler'e sırtını döndü!
Sadece sırtını dönmekle de kalmadı aynı zamanda Kürtleri Türkleştirmek için asimilasyon politikalarına da imza attı" tezini yorumlamasını istediğim Mazıcı kendisiyle ilgili öngörümde beni haklı çıkardı.
Son derece spesifik, tarihi bir ifşaatta bulundu.
Ve şöyle dedi; "Atatürk katı bir Türkçü değildi ama Ulus Devleti kurabilmek adına evet Kürtler'e asimilasyon yapmıştır. Kürtler önce asimile edilmiş sonra da entegre edilmişlerdir. Ulus Devletin olabilmesi için etnik kimliklerin bulunduğu yerlerde ilk önce asimilasyon yapmak kaçınılmazdır!"
Mazıcı'nın bu sözlerine Atatürk ve İnkılap Tarihi uzmanı Mütercimlerde; "Hocam doğru söylüyor. Ulus Devletlerin tek bir resmi dili konuşma koşulu vardı. Bunun için de asimilasyon yapmak zorundaydı. Bütün Kürtler'in konuşması gereken resmi dil Türkçe idi ve bunun hayat bulması için dayatmacı politikalar izledi" sözleri ile destek verince benim ağzım iki karış açık kaldı.
Çünkü bazılarının eleştirmek adına sık sık gündeme taşıdıkları 'Atatürk Kürtler'e asimilasyon yapmıştır!' tezi ilk kez Kemalist ve Ulusalcı kimliği ile tanınan bilim adamları tarafından teyid ediliyordu. Biraz şaşkınlıkla, biraz da yapılan ifşaata dikkat çekmek için dedim ki; "Herhalde Türkiye televizyon tarihinde ilk kez böyle bir şey oluyor. Hayretler içerisindeyim!"
Bunun üzerine Mazıcı lafa girdi ve o bildik üslubu ile itiraz etti bana;
"Ne alakası var? Ben bunu burada ilk kez filan söylemiyorum. Sen ilk kez duymuşsun ama ben bunu tam 27 senedir söylüyorum!"
Sonra da Atatürk'ün Kürtler'e asimilasyon uygulamasının haklılığını savunmak adına devam etti konuşmasına.
"Kürtler'in sayısı 20 milyon civarında deniliyor. Bu 20 milyon Kürt bağımsızlık istese ne ordunun müdahalesi, ne de devletin politikası önüne geçebilir. Gerçek şu ki; Kürtlerin büyük bir kısmı Bağımsız Kürdistan fikrine katılmıyor. Yapılan araştırmalara göre % 90'ı Türklerle bir arada yaşamak istiyor. Cumhuriyet'in ilk kurulduğu yıllarda da tablo aynıydı ve Atatürk'de bunu gördüğü için politikalarını ona göre belirledi. Kürtler bağımsızlık isteseydi eminim daha başka yol izlerdi. Ama onlar da Ulus Devletin daha sağlıklı olacağına inandılar. Atatürk'de bunun için asimilasyon yaptı!"
Süre kısa olduğundan ve söz konusu ifşaat programın sonlarına doğru geldiğinden sormayı istediğim, sorgulanmasını istediğim bir yığın soru öylece kaldı ortada. Eğer devam edebilseydik hem Mazıcı'ya, hem de Mütercimler'e; "Bize asimilasyonun bir insanlık suçu olduğu öğretildi. Bu tespitinize göre Atatürk bir insanlık suçu işlemiş olmuyor mu?" sorusunu yöneltecektim.
Çok merak ediyorum.
Acaba o soruma cevapları ne olacaktı?
Ne diyeceklerdi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN