ADALET CİNGÖZ

Mahler'e ruh sevkıyatı

Okur mektupları hakikaten matrak olabiliyor. Geçen haftalardaki yazıyla ilgili gelen birçok mektup bugüne kadar İstanbul Bienal'leri küratörlerini seçen kurulları listeleyerek bütün bu kurullardaki ortak isimlere dikkat çekmiş. Ortaya neredeyse bir grup insanın kimi zaman kurul kurul dolaştığı kimi zaman o kurullara ait etkinliklerde küratörlük yaptığını belgeleyen matrak bir harita çıkıyor. Ben işin içinden çıkmayı bir sanatçıya sipariş etmeye karar verdim. Burak Arıkan, daha önce Türkiye'nin önde gelen vakıflarının mütevelli heyetlerine bakmıştı... Bence şimdi de İKSV'nin İstanbul Bienali, Cites Des Arts Paris sanatçı bursu, Venedik Bienali Türkiye Pavyonu gibi etkinlikler için oluşturduğu danışma kurullarına bakmalı. Hatta üşenmeyerek bir okurun dediği gibi "bir küratörlük yapana iki yıl zorunlu danışma kurulu üyeliği" gibi yaptırımlar var mı işin içinde araştırmalı. Benden bu kadar... Bu haftanın en mühim sanat olayı şüphesiz Bifo konseriydi. Bifo'nun bu kez Avusturya'dan şahane, sportmen ve centilmen bir konuğu vardı: Martin Grubinger... Grubinger'e kolaya kaçmayı seven kültür magazincileri boşuna "davulların efendisi" dememiş. Onlara bir başka manşet ikram edeyim: "Davutların Efendisi yıkılıyordu...." Hakikaten alnından burnundan damlayan sahici teriyle, kaslı dar omuzları, yaptığı işe müzik değil saf spor deyişindeki postmodern alçak yüksek kültürü birleştiren alçakgönüllüğüyle öyleydi... 1975 doğumlu genç besteci Avner Dorman'a sipariş ettiği besteyi Bifo müzisyenleri, şef Sascha Goetzel büyük bir aşkınlık içinde çaldılar. Her zaman filmlere eşlik eden müzikten uzaklaştığımız gibi davulların efendisinin vurmalıları onlara eşlik etmekte kusur etmeyen yaylılar ve diğerleri sayesinde kendi filmimizi çektik durduk kafamızda. O kadar mutlu olduk. Ne var ki her şeyi bir güne sığdırmak gibi kötü bir alışkanlığımız var. Bu Grubinger ve Bifo'yla çektiğimiz filmlerle yetinip gitmeliydik evlere... Oysa aradan sonra Mahler vardı. Titan isimli Birinci Senfonisi. İşte o grunge, Afrika, latin davullardan sonra ruhu Mahler'e sevk etmek hiç kolay olmayacaktı. Ruh isyan edecekti. Youtube'da dinleseydin o zaman bir onu, bir bunu, diyerek... Canlı olanın hakkını vermek için can lazım diyerek...
Mahler hiç bu kadar uzakta ve uzun gelmedi ne yalan söyleyeyim...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN