EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

'Askeri yargı da bağımsız olmalı' diyor musunuz?

Hâlâ 'devrimci' diye pazarlanan, eski Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt'un (1892-1943) Türkiye'ye verdiği en büyük zarar; ne Avrupa'dan kanun ithal etmesiydi, ne de faşist fikirleri...
Bozkurt'un yaptığı en büyük kötülük, hukuku siyasallaştırması, genç yargıçları 'taraflı' olmaya sevk etmesiydi.
Tabii Mahmut Esat bir simgedir.
O kötüdür ama onu şevkle takip edenler, dediğine uyanlar da kötüdür.
Toplumsal tabanı olduğu için bu yüz kızartıcı gelenek hâlâ sürüyor. Yüksek yargı organları, göğüslerini gere gere 'taraflı' olduğunu söyleyenlerle dolu.
Sözünü ettiğim toplumsal taban da elbette taraflı olacaklar diyerek onları cesaretlendiriyor.
Bunların kim olduğunu merak ediyorsanız, işte size iki boyutlu ipucu:
1) Tarafsız yargılamadan hiç söz etmeden, 2) Sadece ve sadece, 'Yargı bağımsız olmalı' diyenler Bozkurt geleneğini sürdürenlerdir.
(Not: Bu takımın aynı zamanda Ergenekon dostu olmasına şaşıran var mı?)

***
Peki, bunlar samimi mi? Dürüst mü? İlkeli mi? Tutarlı mı?
Yani "Yargı bağımsız olmalı" derken, evrensel bir doğruyu mu dile getiriyorlar?
Yoksa onu da mı kendi çıkarları için kullanıp, eğip büküyorlar?
'Eylem Planı' tartışmaları, bize yargı bağımsızlığı konusunda dahi bu takımın ahlaklı ve tutarlı olmadığını gösterdi.
Planın kamuoyuna yansıması, ister istemez askeri yargıyı da gündeme getirdi.
Bildiğiniz gibi askeri yargı, gayet kaliteli hukukçuları (savcı ve yargıçları) bünyesinde barındırmasına rağmen, neticede sapına kadar bağımlı bir sistemdir.
Askeriyeye has emir-komuta zincirinin, disiplinin, terfi ve atama mekanizmasının bir parçasıdır.
Böyle bir sistemde adalet, ancak alt kademedeki eşitler arasında söz konusu olabilir.
Mesela iki yüzbaşı ağır biçimde kavga ederse, o noktada yargı bağımsız kalabilir, tarafsız karar alabilir.
Ama olaya yüksek rütbeliler dahil olursa ya da meselenin siyasi boyutları varsa işin rengi değişir.
Askeri yargının kararları, hukuku değil, emirleri yansıtmaya başlar.

***
Lafı uzattım, sadede geleyim:
Dikkatinizi çekti mi?
Daha düne kadar mangalda kül bırakmayan bir üslupla "Yargı bağımsız olmalı" diyenler, konu Eylem Planı olunca maymunlaştılar.
Önce "Askeri Savcılığın kararını bekleyelim" dediler, şimdi de "Askeri Savcılık belgenin Genelkurmay'a ait olmadığını söyledi; gerçek ortaya çıktı" diyorlar.
Yani tepeden tırnağa bağımlı bir yargı mekanizmasının verdiği kararı; nesnel, adaletli ve vicdana uygun buluyorlar.
Buna karşılık, bağımsızlık açısından, askeri yargıdan fersah fersah ileride olan sivil yargı gündeme geldiğinde, "Yargı bağımsız olmalı" diye tutturuyorlar.
Yani tam bağımlı askeri yargı için bağısızlık talepleri yok; bu ucubeliği normal karşılıyorlar.
Buna karşılık, (mesela) Anayasa'yı fütursuzca çiğnemesine rağmen bir yaptırımla karşılaşmayan Anayasa Mahkemesi için hâlâ bağımsızlık talep ediyorlar.
Özetle: Çift başlı yargıya "hukuk devleti", tam bağımlı yargıya "adaletin temsilcisi" dendiği bir ülkede yaşıyoruz. Ne mutlu Türküm diyene!
BİZE ULAŞIN