ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Aman bir sakatı olmasın!

Dün sabah, yan tarafta, ikinci sayfada bir haber, karşıdan gözümün içine bakıyor: Atatürk filmi yapılıyormuş! "Başlangıçta dünya ateşten bir toptu", ya da "ayda hayat bulunamadı" kadar haber değeri var.
Fakat bu haberin yeni bir boyutu da yok değil: Atatürk rolü "mavi gözlü Ergenç'e" verilmiş.
Kimdir diye baktım, Halit Ergenç. Senaryoyu yazan da Turgut Özakman. Refik ağabeyin arkadaşı.
Öyle ya... Yeşil gözlü Atatürk olur mu? Uzun boylu ve sırma saçlı bir Napoleon, kalkık burunlu bir Abdülhamid, kabak kafalı bir Hitler, esmer güzeli bir Marie Antoinette, taş bebek gibi bir Safiye Ayla düşünebilir misiniz?
Halit büyük öndere hiç benzemiyor ama olsun, gözleri mavi...
Eh, çocuk müsameresinde rol vermek için Ed Harris'e ya da Anthony Hopkins'e teklif götürecek değillerdi ya...
Filmde bir dede varmış (Çetin Tekindor oynuyor), çocuklara Atatürk'ü anlatıyormuş, "masalsı bir üslupla"... 10 Kasım'a da yetiştireceklermiş.
Güzel. Özakman'a yakışır. Sonra bunu da "roman" yapar, ver Ahmet Küflü'ye yayınlasın, tıkır tıkır para bassın.
Falih Rıfkı'nın "Babanız Atatürk" kitabı gibi bir şey olacak yani... Kargalar margalar.
Sayın Turgut Özakman, birkaç yıl önce verdiği bir demeçte, "televizyonda ya da sinemada Atatürk rolünü oynayacak oyuncunun içkisi, kumarı, zamparalığı, kötü alışkanlıkları, gece hayatı olmamalıdır" demişti...
Oysa şu ünlü "Kurtuluş" müsameresinde Atatürk'ü oynayan bizim Rutkay'ın (Aziz) sabıkası, bu konularda epey kabarıktı!
Gençliğimde sevgili Rutkay'la o "suçların" çoğunu birlikte işledim de, oradan bilirim!
Üstelik kendisi cüsseli, epeyce esmer, hatta "kara" bir adamdır, şimdi saçının başının bembeyaz kesildiğine bakmayın. Sesi de "davudi" çıkar, yıllar saçını sakalını ağarttı ama sesini bozamadı.
Hani o ses hep dinlediğimiz "Onuncu Yıl Nutku"na pek uymadı da, o bakımdan yani...
Sözkonusu müsamerede Yunanlı rolleri de "kötü adam tipi" olsun diye Cezmi Baskın, Macit Koper, Taner Barlas gibi arkadaşlarımıza oynatılmıştı hani...
Eskiden Yeşilçam'da Atatürk gösterilmez (Hazret-i Muhammed efendimiz gibi), şarap içip göbek dansözü oynatan Yunan subaylarını da Atıf Kaptan, Kayhan Yıldızoğlu falan canlandırırlardı... Onlarla cilveleşen "işbirlikçi kötü kadın" da Suzan Avcı.
Umarım bu kez oyuncu konusunda ince eleyip sık dokumuşlardır.
Demek ki bu Halit Ergenç çok "mazbut" bir çocuk, akşam olunca doğruca evine gidiyor, karıya kıza bakmıyor, barlara marlara takılmıyor, çişini edip erkenden yatıyor, sabah kalkıyor, bir yumurtayı sütle çarpıyor...
Aferin. Tam Atatürk gibi erkenden yatan, ağzına içki sürmeyen bir adam.
Bu gibi konulara yaklaşımda "Attila İlhan ilkeleri" geçerli olmalıdır: Merhum yazarımıza göre bütün Kuva-yı Milliye taraftarları birbirlerini saf ve temiz bir aşkla severler, bütün emperyalistler ve işbirlikçiler de cinsi sapıktır.
Şu filme birkaç da Yunanlı hötöröf, İkinci Grup manyağı, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası katili, Serbest Fırka tecavüzcüsü falan koysalardı tadından yenmeyecekti ya, film çocuk filmi.
Neyse ki Halit Ergenç de mazbut bir adam, evinin yolunu biliyor, yoksa Turgut Özakman amcası onu sete bile sokmazdı vallahi! Ama bundan böyle çok dikkatli olsun. Bir yerlerde bir paparazziye falan yakalanırsa, söylerler Turgut amcasına, çekiverir kulağını.
O bir şey değil, film yatar.
Aslında Turgut amcasına da gerek kalmaz, daha önce Bergüzar onun canına okur zaten!
BİZE ULAŞIN