ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Ödleri patlıyor!

Yazayım size bir "Ankara yazısı", alayım zevk... Meclisin Anayasa Komisyonu'nda "cumhurbaşkanlığı seçimi" tartışması yaşanmış.
Bu konuda referandum yapıldı, cumhurbaşkanını halkın seçmesi gene halkın ezici çoğunluğuyla kabul edildi (yüzde 70), komisyonda daha ne tartışılıyor anlamadık ama herhalde Ankaralılar daha iyi bilirler. "Pürüzler gideriliyor" olmalı...
Pürüzler giderilemiyor pek, çünkü muhalefet muhaliflik yapıyor.
Elbette yapacak da, "cumhurbaşkanını halkın seçmesi, cumhurbaşkanıyla başbakan arasında yetki kavgasına neden olur, bu da ülkede sıkıntı ve gerginlik yaratır, üstelik bu, diktatörlüğe gidişin ilk adımıdır" demişler.
İktidar sözcüsü de, "halkın oyuyla seçilecek kişi nasıl diktatör olur" demiş. (Olur mu olur... Hitler öyle gelmişti... Fakat Lenin, Stalin ve Evren öyle gelmemişlerdi. Demek ki bunun kesin bir ölçüsü, bir göstergesi, bir kuralı yok.)
İkisi farklı yerlerden geliyorlarsa, yaşanabilir. Daha doğrusu, cumhurbaşkanı, o makamda bulunmasının hikmetini "hükümete taş koymak" gibi algılarsa, sürtüşme çıkabilir. (Yaşanmamasının kesin garantisi, başkanlık sistemine geçmektir. "Başbakan" kavramını ortadan kaldırırsın, olmayan makamın sürtüşmesi de kalmaz.)
Ama cumhurbaşkanıyla başbakanın "ayrı ayrı partilerden" gelmeleri artık çok zayıf bir ihtimal.
Efendim? "Partisiz" cumhurbaşkanı mı? O eskidendi... O Türkiye'nin geçiş dönemindeydi. Cumhurbaşkanı artık parti kökenli olacaktır, eskisi gibi... Tıpkı Celal Bayar gibi... Özal gibi, Demirel gibi...
Evet ama, aynı zamanda tıpkı Atatürk ile İnönü gibi!
Üstelik seçildiği anda partisiyle bağlantısı bitiyor, ötekilerin bitmemişti!...
Cunta reisleri, emekli amiraller, genelkurmay başkanları, ya da yüksek hukukçular "halk dışı bir iradeyle" cumhurbaşkanı yapılmadıkları sürece (seçilmedikleri demedim, yapılmadıkları dedim), muhalefetin endişe ettiği sorun çıkmaz, korkmasınlar.
Aslında korktukları bu değil tabii. "Gene bunlar kazanır" diye korkuyorlar.
Bunlar, yani ya "Tayyip" ya "Abdullah"... Maazaallah, Bülent...
Bu korkunun Türkçe tercümesi, "hopursak da bopursak da biz kazanamayız"dan ibarettir. Bu bir aczin ifadesidir.
Belki kazanırsınız canım... Ortak bir "memur aday" üzerinde anlaşırsınız, nasıl olsa CHP ile MHP arasında hemen hiçbir fark yok, biri İttihat ve Terakki Fırkası'nın A kadrosunun, öteki B kadrosunun mirasçısı... Güçbirliği yaparsanız belki kazanırsınız. Size aday da bulayım: Sabih Kanadoğlu, ya da Abdurrahman Yalçınkaya.
Halkın adayına karşı devletin adayı! İstediğiniz bu değil mi?
Sonra da memleket geldiği yere döner, 2002 yılına gider yeni baştan başlarsınız...
Ama önce şehit ailelerini falan hükümetin aleyhine kışkırtacaksınız. Baksanıza, Aydın Doğan'ın adamları bu "mesaiye" başladılar bile... Bir yandan da "ufukta koalisyon görünüyor" palavrasını sıkmıyorlar mı?
Mezarlıkta ıslık çalmak gibi bir şey yani...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN