ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Toprak kaybı korkusu

Muhalefet karar vermiş, "Kürt açılımı" sonucunda Türkiye bölünecekmiş...
Aydın Doğan'ın gazeteleri, özellikle köşe yazarları, okurlarının kafasına sürekli bu düşünceyi işlemeye çalışıyorlar. (Amaç elbette seçmeni kışkırtıp AKP'den başka yöne bir oy kayması sağlamak, ülkeyi önümüzdeki yıllarda "zayıf bir koalisyona yatırmak" ve patronlarını, dolayısıyla ekmeklerini kurtarmak.)
Fakat bu tutum yalnızca hükümete uyuzluk etmek amacından kaynaklanmıyor, başka türlü düşünmek ellerinden gelemiyor. Beyinlerinin kıvrımlarında, bilinçaltlarında, "genlerinde" bu endişe var.
Toprak kaybı korkusu...
Bu korku, Osmanlı aydın kesiminin 1699 yılından beri yaşadığı bir "traumanın" sonucudur.
İliklerine işlemiştir. Üç yüz yıllık bir karabasandır.
"Sığınılacak son toprak parçasını derleyip düzenleme" çabası bu korku nedeniyle gündeme getirilmiş, başka halklara en ağır gaddarlıklar bu amaçla yapılmış, insanlıktan çıkılmıştır geçen yüzyılın başlarında...
Cumhuriyet kurulmuş, sınırlar "stabilize" edilmiş ama korku sürmüştür. Cumhuriyet dinginliği, artık rahatlamış görünseler de, aydınlarımızı "kesmemiştir"...
İşte bu yüzden de, 1974 yılında Kıbrıs'a çıktığımızda ilk kez "verilen toprakların küçük de olsa bir kısmı geri alındı" diye çok sevinilmiş ve Kıbrıs meselesinin çözümüne hep "vermeyiz" diye taş konulmuştur... (Ne hikmetse, 1939 yılında Hatay'ı gerçek anlamıyla geri almış olduğumuzu hatırlamazlar.)
Çünkü, her ne kadar kendilerine Osmanlı'dan nefret etmeleri, onu yok saymaları "aşılanmış" olsa bile, temelde Osmanlı'dırlar!
Şimdi de, Kürtler istedikleri kadar "ayrılmak istemiyoruz" deseler de, bunların en azılıları bile "bağımsızlık sevdasından vazgeçtik" şeklinde konuşsalar da, "yok yok, mutlaka giderler" diye düşünülüyor. Bu bir Osmanlı refleksidir.
Faşisti de, sosyaldemokrat geçineni de bu konuda fikir birliği içinde.
Çünkü sağcılık solculuk işin yalnızca kılıfı... Onun için sağdan sola, soldan sağa zırt diye bu kadar kolaylıkla geçiliveriyor... Hepsinin ortak paydası, "bürokrat aydın" olmaları...
Onun için darbelere de o kadar kolaylıkla "yatıverirler" bu herifler...
Şimdi özel sektörde çalışıyor olsalar da, "devletten geçinmeli kapıkulu" kökeninden geldikleri için, dünyaya da öyle bakarlar.
Onun için de hep bir "kurtarma, kurtarılma psikozu" içindedirler ve hep bir kurtarıcı da ararlar.
Devlet bürokrasiden sorulmaktadır ama onlara sorarsanız, onlardan da sorulmaktadır!
Bilinçaltları, onları başbakana da "Osmanlı padişahı" gözüyle bakmaya yöneltiyor.
Bu nedenle de "eyvah, bu adam Eflak'ı alacak, Boğdan'ı verecek" gibilerden korkuyorlar.
Fakat yeni bir Hareket Ordusu çıkaramıyorlar bir türlü... Sıkıntıları bundandır. Eski Hareket Ordusu Abdülhamid'i devirmek için Selanik'ten çıkıp Yıldız'a varmıştı, yenisi gele gele Silivri'ye kadar gelebildi!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN