ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Yoksa orada "bir şey" mi var?

Elemterefiş, kem gözlere şiş... Aman aman, Allah nazardan saklasın... Dağlara taşlara... Aydın Bey'in emekli memur gazetesi, "askere" karşı Kültür Bakanı'nı, yani "gerici hükümetin bir üyesini" savunuyor!
Bu ne diyalektik ve de alafortanfonik bir transformasyondur anne!
Dönme hızlarına gerçekten de kimseler yetişemiyor...
Kültür Bakanlığı'nın, Topkapı müzesi müdürü İlber Ortaylı'nın da memnunlukla desteklediği bir projesi var, biliyorsunuz... (Atilla Koç zamanında yola çıkılmıştı, Ertuğrul Günay tarafından yürütülüyor.
) Topkapı Sarayı'nın "parazit" yapıları temizlenecek, Gülhane Parkı da eskisi gibi "hasbahçe" içine alınacak, saray eskiden olduğu gibi surlarıyla çevrelenmiş bir bütünlüğe, 750 bin metrekarelik "asıl" alanına, kimliğine kavuşacak... Görüntüleri ancak gravürlerde kalmış, dillere destan o eski kıyı köşkleri belki yeniden inşa edilecek... Topkapı Sarayı, cumhuriyet dönemindeki "iğdiş edilmiş" durumundan kurtarılacak.
Bazı ahmakların düşünebilecekleri gibi "içine yeniden padişahı oturtmak için" değil herhalde!
Tren yolu kaldırılacak, ana istasyon Kazlıçeşme'ye alınacak (hani Anadolu hattının bitiş noktasının Haydarpaşa'dan Söğütlüçeşme'ye alınması gibi), Sirkeci Garı bir kültür merkezi olacak, araba yolu da yerin altına indirilip Cankurtaran'dan tünele girecek, Eminönü'nden çıkacak... Böylece Topkapı Sarayı, "dünyanın bahçesinden tren geçen ilk ve tek sarayı" olmak rezilliğinden de kurtulacak.
Mükemmel, muhteşem bir proje...
Epeyce yol alınmış... Henüz "temizlik" aşamasındalar, "reorganizasyon" arkadan gelecek.
Zührevi Hastalıklar Hastanesi boşaltılmış. (Osmanlı kültür varlıklarının herhalde üzerine titreyen cumhuriyet yönetimi Topkapı Sarayı'na yakıştıra yakıştıra bunu yakıştırmış, Dolmabahçe Sarayı'nın da ahırlarını yıkıp yerine futbol stadı yapmıştı. Böylece, dünyanın "dibinde top oynanan ilk ve tek sarayı" olmak onuru da Dolmabahçe'ye verildi. Çırağan yıkıntıları için de benzer bir uygulamayla, saray bahçesi stad yapılmıştı... Şeref Stadı... Yıkıntıları otel yaptıran, Çırağan'ı mezardan çıkaran Turgut Özal'a olmadık küfürler edildi, çünkü pahalıydı, emekçi halkım orada kalamayacaktı...)
Matbaacılık Meslek Lisesi, Telekom binası falan yürütülmüş... Gülhane Parkı'nın içindeki o içler acısı hayvanat bahçesi karikatürü daha önce temizlenmişti. Fakat, sarayın denize bakan yamacına kondurulmuş "Milli Savunma Bakanlığı İç Tedarik Komutanlığı" arslanlar gibi direniyor.
Yani, çarşaf, yastık kılıfı, don, fanila, battaniye ve postal deposu!... Bir saraya en uygun "müştemilat" maşallah... Günümüzün turizm anlayışına cuk oturuyor... (Yoksa, zevk ve sefaya dalmış pis ve gerici padişahlardan öcümüzü böyle mi alıyorduk?)
Darphane de direndi... Maliye Bakanlığı bürokrasisi, saray bahçesi bulmuş ya, çıkmadı... Eh, ne de olsa "Darphane- i Amire" yani saray darphanesi... Osmanlı yıkılmış ama "havası" yerinde.
Onu bilmem ya, askeri depoların olduğu yamaçta bir tuhaflık vardır.
Yanılmıyorsam 1964 ya da 1965 yılında, orası kazılmış ve "birşeyler" bulunmuştu...
Aya Sofya'ya ulaşan gizli bir geçit olduğu da söylendi, Bizans definesi çıktığı da... MİT'in olaya ve bölgeye el koymuş olduğu da, söylentiler arasındaydı...
Ne olduysa oldu, yamaç askeri bölge ilan edildi ve bir daha da ne turist, ne vatandaş, hiçkimse oralara yaklaşamadı. (Sarayın dış kapısından iç kapısına giderken sağda yer alan odunlukların alt yamacı.)
Söylentileri yalanlamak ve yamacı boşaltmak Milli Savunma Bakanlığı'nın işidir.
Böyle tatlı tatlı bahanelerle "ufak ufak hükümete yanaşmak" da Aydın Doğan medyasının tabii!...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN