ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Bay Turgut'un kafası

Aydın Doğan'ın gazetesi, hükümete uyuzluk etmek için aramış bulmuş Turgut Özakman'ı konuşturmuş.
Bay Turgut Özakman emekli bir Ankara memuru ve milli, vatani, hamasi, terbiyevi eserlerin yazarı: "Şu Çılgın Türkler"... Onun kadar ilgi uyandırmayan ama gene milli, hamasi, vatani ve de kötü bir film doğuran "Çanakkale 1915" falan...
Bu eserlere niçin "her şey vatan için" ya da "ya istiklal ya ölüm" gibi "altbaşlıklar" koymadığını hep merak ederim...
Çünkü düzey, Oğuz Özdeş, Aka Gündüz ya da Kemalettin Kamu düzeyidir. Kendisinin ayrıca "Keloğlan Aramızda", "Karagöz'ün Dönüşü", "Tuzsuz Deli Bekir" gibi tiyatro eserleri de vardır.
Bay Turgut Özakman'ın "Atatürk'ü perdede ya da sahnede canlandıracak oyuncunun içkisi, sigarası, kumarı, kötü alışkanlıkları ve gece hayatı olmamalı" özdeyişi de ünlüdür... Çünkü içki ve sigara içen aktör, içki ve sigara içen önderi oynayamaz.
Bay Özakman, sözkonusu gazeteye otuzlu yıllarda geçen çocukluğunu anlatmış ve "çoraplarımız yamalıydı, çoğumuzun paltosu yoktu" demiş. (Vallahi ellili yıllarda benim de öyleydi.)
Ama gene de "dünyayı yenmiş bir milletin çocukları" olarak geleceğe büyük bir güvenle bakıyorlarmış. Bay Özakman'ın söylediğine göre o yıllarda devlet de "küçücük bütçeli, az yoksul ya da orta halliye yakın" bir devletmiş.
Milletimizin "dünyayı yenmiş" olmasını pek anlayamadım, hatırladığım kadarıyla bu millet Birinci Dünya Savaşı'nda yenilmişti. Kurtuluş savaşı kastediliyorsa, orada da Yunan ordusunu yenmiştik. Dünya nereden çıktı?
"Yedi düveli yendik" safsatası, bu kuşağın yürekten inandığı ve yeni kuşaklara da ezberlettiği bir böbürlenmedir ve yalandır.
Bay Turgut ve benzerlerinin ilkokul günlerinden beri yakalarını bırakmayan asıl, temel yanılgı da (böyle böyle de ölecekler), böbürlenmenin her şeye yeteceği beklentisidir.
Kemalistler yoksulluktan kurtulmaya çalışmak yerine yoksulluğu özümsediler, içselleştirdiler (psikoloji bilimi buna "interiorization" adını veriyor)... Bu tipik bir memur davranışıdır. Yoksulluktan kurtulmak için küçük parmağını kımıldatmayıp önceleri yakınmak, sonra da yoksullukla övünmeye koyulmak...
(Bir başka yazar, Kemalist mi sosyalist mi olduğu pek bilinemeyen Zülfü Livaneli de, Türkiye'nin ekonomik kalkınma hamlesini ve ulaştığı düzeyi "orta halli olmamakla" suçlamıyor mu? Orta halliye örnek olarak da Yunanistan'ı gösteriyor ve bizim de öyle olmamızı istiyor.)
Yoksulluktan kurtulmak isteyene de kızarsın. Çünkü öncelik eğitimde olmalıdır. O eğitim ne işe yarayacaksa?
Bay Turgut ve benzerleri, bu kafayla, halkın onları niçin iktidardan düşürdüğünü ve niçin bir daha asla iktidara getirmeyeceğini asla anlayamadan aramızdan ayrılacaklardır...
Yamalı çorabın erdemini halka dayatırsan, gün gelir o çorap ayağına dolanır. Çünkü halk "yoksul ama onurlu" olmaktan bıkmıştır, azıcık da "zengin ve onurlu" olmak ister... Kaldı ki o yoksul ama onurlu delikanlılar Yeşilçam filmlerinde bile önce sınıf değiştirip, tuzları iyice kuruduktan sonra onları ezmiş olan eski efendilerine "hani bir zamanlar..." edebiyatı yaparlar!
Bay Özakman, onuncu yıl kutlamalarının o dillere destan fener alaylarını da anlatmış ve "sonraları bu coşku, özen, sevinç usul usul azaldı, bunun nedenlerini hep birlikte düşünmeli, saptamalı ve gerekeni yapmalıyız" demiş.
Düşünen, saptayan ve gerekeni yapanlara küfür etmeyin, biz ona da razıyız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN