HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Ya demokratsınızdır ya da değil!

Bizim "çağdaşlık" algımız Batı karşısında "eziklik ve gerilik utancı"na dayanır.
Bu yüzden...
Demokrasiyi değil, Batı'nın demokrasi tarihini yüceltiriz.
Kendimizi küçük, demokrasiyi ise boyumuzdan büyük görürüz!
Oysa çok basit tarihsel bilgilere göz atmak bile bu yalan yanlış ezberin bozulmasına yetecektir.
Ama yapmayız bunu!
Zihin açıklığı yerine ancak tahsille mümkün bir cehaletin güvenlikli duvarları arkasında yaşamayı tercih ederiz.

***

Pazartesi günkü yazımda darbe planları yaptığı iddia edilen bir amiralin internete düşen ses kaydından söz açmıştım, hatırlayacaksınız.
İşte o konuşmasında diyordu ki amiral... "Bizim Avrupa'daki ordular gibi bir lüksümüz yok! Mesela Fransa'da da TIR şoförüyle profesörün oyu eşit ama Rönesans-
Reform sürecinden geçtikten sonra kime oy vereceklerini biliyorlar."
Neresinden tutsak, dağılacak bir akıl yürütme!
Çünkü Fransa'da orduyu durduran şey bu "lüks" değil, demokratik siyasi iradenin kurumlaşmasıdır.
Yoksa Fransa'nın siyasal tarihinin devrilen rejimlerle dolu olduğunu ve "darbe" (coup d'etat) sözcüğünü siyasal literatüre Fransızların soktuğu gerçeğini unutabilir miyiz?
Ama bunları da geçelim ve gelin, Fransa'nın yakın tarihine göz atalım...

***

1947'de sosyalist içişleri bakanınca son anda önlenen darbeyi...
1968'de öğrenci ayaklanmaları sırasında bile bazı yüksek rütbelilerin darbe hazırlığı yaptığının ortaya çıktığını falan...
Geçiyorum.
Ve soruyorum...
Çok değil, yaklaşık 50 yıl önce...
1958'de...
4. Cumhuriyet neden yıkıldı?
Cezayir'de bağımsızlık mücadelesi verenlere karşı savaşan askerlerin gerçekleştirdikleri "darbe"nin sonucunda değil mi?
Bir anda bütün Fransız demokrasisi çökmenin eşiğine gelmişti.
Çare olarak De Gaulle iktidara çağrıldı.
Güçlü Devlet Başkanlığı sistemi getiren yeni anayasayla 5. Cumhuriyet kuruldu.
Ama unutmayın! Eski Genelkurmay Başkanı Paul Gardy ve çeşitli rütbelerdeki subaylardan oluşan OAS (Gizli Ordu Örgütü) 1963'e kadar suikast, terör ve darbe girişimlerini sürdürmüştü.

***

Belli ki, bizim amiralin pek güvendiği Fransız seçmenine zamanında bazı Fransız generalleri hiç güvenmemişler!
Demek ki, onlar da "durumdan vazife çıkarmayı" kafalarına koyduklarında...
Aydınlanma ve demokrasi geleneğini, Rönesans ve Reform sürecini falan hiç takmamışlar!
Kim durdurmuş onları? Kararlı siyasal irade! İşin özü şu ki...
Demokrasi başka şeydir, "demokrasinin tarihi" bambaşka şey!
Seçmen Mülkiye'de öğrenci değildir, olması gerekmez.
Demokrasi, vesayet rejimi değildir.
Demokrasi bir sosyal "hamlık-olgunluk" meselesi değildir.
Demokrasi, siyasal irade ve kararlılık meselesidir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN