MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Siyasete girenler iktidar olmayı mı muktedir olmayı mı ister?

Hepimiz siyasetle şu ya da bu şekilde ilgileniriz. Kimimizin belirli siyasetçilere dönük farklı takıntılarımız vardır... Severiz ya da nefret bile edebiliriz.
Kimimiz siyasete ideolojik dürtülerle yaklaşırız... Sol gösterip sağ vuranlara veya solun yapması gerekenleri yapan sağa öfkeleniriz.
Ancak neticede bizler siyasetin amatörleriyiz.
Çoğunluk seçimde kimi iktidar yaptıysa onu gelecek seçime kadar kabullenmekten başka elimizden bir şey gelmez.
Profesyonel siyasetçi ise meslek olarak siyaseti seçmiştir.
İktidar olduğu takdirde yapmayı tasarladığı işler vardır.
Muhalefet olduğu takdirde ise, iktidarın yapmayı tasarladığı işleri engellemeye çalışmak onun konumunun gereğidir.
Türk siyaseti de bütün bu gerçekleri içerir.
Ama Türkiye'nin kendine özgü yapısından dolayı, bazı konularda muhalefet olmakla iktidar olmak arasında pek fark yoktur.

Güçsüz iktidar

Bu açıdan bakıldığında tek başına iktidar olacak çoğunluğa sahip partiler bile, belirli konular gündeme geldiğinde aslında muhalefettedirler.
Şu andaki AK Parti iktidarının ve Başbakan Erdoğan'ın konumuna bakalım mesela...
Erdoğan İmam Hatip mezunu... Erdoğan'ın aile çevresi için de, partisinin tabanındaki insanlar için de kadınların başlarını örtmeleri inançlarının gereğidir.
AK Parti iki genel seçim kazanmasına ve Anayasa değiştirecek çoğunluğa sahip olmasına rağmen, ne İmam Hatipliler ne de başı örtülüler konusunda, "28 Şubat Düzeni"ni değiştirecek bir adım atamamıştır.
Diyelim ki bu konular belirsiz bir süre için askıya alındı.
İç dengeler ve siyasal konjonktür bunun böyle olmasını gerekli kılıyor.
Acaba Güneydoğu Sorunu içindeki "Kürt Realitesi"ne dönük köklü bir çözüm üretebilme imkânı var mıdır? DTP'nin varlığının sadece Obama ve sadece Gül tarafından kabul edilmesi, çözüm yolunda yeterli midir?

Çözümler ve sorunlar
Kıbrıs'ın AB üyeliği yolundaki engel olmasına karşı acaba ne ölçüde çözümleyici adımlar atabilir? Türkiye'deki iç dengelerin bazı aktörlerinin AB üyeliğimize bakış açıları, Merkel'in ve Sarkozy'nin bakış açılarından daha mı olumludur?
Türkiye-Ermenistan ilişkileri konusunda Amerika'nın ağabey konumundaki güdümlemesi olmadığı takdirde, hangi adımları atabilir?
Bırakalım bu dış siyaset kapsamında sayılabilecek konuları.
Ayrıca hiç unutmayalım ki Türkiye'nin bütün ulusal önemdeki iç sorunları da aynı zamanda uluslararası sorunlardır.
Diyelim ki birileri şu ya da bu nedenle AK Parti'yi kapatmak konusundaki niyetlerini ve girişimlerini sürdürmek niyetindedirler.
Bu girişimler, seçim kazanmak gibi bir iddiaları da beklentileri de bulunmayan belirli siyasi odaklarca tahrik ve teşvik edilmektedir.
Buna karşı AK Parti iktidarı ve Erdoğan ne yapabilir ki?
Sonunda neden bazıları iktidar olmak ister?

Eksik hizmet

Herhalde hizmet etmek ve icraat yapmak için iktidar olmak ister bazıları.
Mesela çift taraflı yollar yapmak için iktidar olmak isterler.
Hürriyet Başyazarı Oktay Ekşi bile böyle hizmetlerden mutluluk duyup, yapanlara şükranlarını iletir neticede.
Şöyle yazmıştı dün özetle:
- Samsun-Ordu arasındaki duble yolu yapan da yaptıran da sağ olsun. Ancak bu yolun üzerinde bulunan 3.5 kilometre uzunluğundaki Türkiye'nin en uzun tünelinde, radyonuzdan trafik konusunda uyarılıyorsunuz. Ama bu yayın sadece Türkçe. Turizme açılmak isteyen Karadeniz'de bu yayın neden İngilizce de yapılmaz ki?
Evet... Hizmet bile eksikli olunca o hizmeti alanları böyle uyarılara yönlendirir.
Sonunda tünele İngilizce radyo yayını koyarsınız ve "Ben bunun için siyasete girdim" dersiniz herhalde.

BİZE ULAŞIN