MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Seçilmişlere muhalif ve atanmışlara yalaka olmak üzerine...

Yaşadığımız son askeri müdahale olan 28 Şubat 1997'deki "Post-modern darbe" nin bir ayağı olan merkez medyanın kalıntıları şimdi, kendilerini "Muhalif medya" olarak sunuyorlar ya.
Emir-komuta zinciri altında attıkları ortak manşetlerin bedelini sadece Dinç Bilgin ödediği için, aynı tutumu 21'inci yüzyıla da taşıdıkları takdirde yine kendilerinin yarasız beresiz bu dönemi de atlatacaklarını zannediyorlar.
Seçilmişleri "Rejim düşmanı" ve halkı "Bilinçsiz-cahil kalabalıklar" olarak sunmak, militarizme övgüler düzmek, liberal demokrasiyi "Tehlike" olarak görmek gerçekten muhalefet etmek anlamına geliyorsa, bunlar "Derin muhalefet" biçiminde görülebilirler.
Aslında "Muhalefet" kavramının kökenine indiğinizde, İbrahim Tatlıses'in "Pezevenk" kavramının etimolojik kökenine takılarak düştüğü duruma siz de düşebilirsiniz.
Hürriyet'in Kelebek ekinde Sema Eren'in İbrahim Tatlıses'le yaptığı gerçekten çok renkli bir söyleşi vardı. Söyleşide Tatlıses ATV'deki "İbo Show"a son vermesini anlatırken "... Gereksiz bir tatsızlıktı ama benim söylediğim de önemli bir şey değildi. Çok önem verdiler. O kelimeyi bir daha Azerbaycan'da kullanacağım" diyordu.

Azerbaycan lehçesinde

Söyleşinin bundan sonraki bölümü şöyleydi:
Soru- Yani 'pe..venk' kelimesini... Neden Azerbaycan'da kullanacaksınız, anlamadım?
Cevap- Pe..venk, Azeri dilinde "kodaman, yiğit, büyük adam" anlamına geliyor. Mesela, "Çok yahşi pe..venktir" derler. Şimdi ben internete girdim, rahmetli Haydar Aliyev, Süleyman Demirel için bu kelimeyi kullanmış. Ben de Azerbaycan'a gidip 'pe..venk' diye bağıracağım. Bunu dediğiniz zaman, adamların hoşuna gidiyor.
Açıkçası ilk kez duyuyordum "Pezevenk" kavramının Azeri lehçesinde övgü anlamında kullanıldığını.
Basın henüz medya olmadan gazeteleri başbayiden alıp dağıtan ikinci el bayilere "Pezevenk" denildiğini hatırlarım.
Dün ben de internete girip bu kavramın nerelerde nasıl kullanıldığına baktım.
Örneğin İsmet Zeki Eyüboğlu, "Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü" isimli kitabında pezevenk sözcüğünün, Farsça kapı tokmağı, sürgü, tıkaç anlamına gelen "pejavend" kelimesinden "kapı arkasında bekleyen kişi" olarak anlam değişmesiyle bugünkü halini aldığını söylemiş.

Çeşitli kökenler
Sevan Nişanyan'a göre de pezevenk kelimesi Ermenice "pozavak"tan geliyormuş. "Poz" fahişe "avak" ise bey, sahip demekmiş.
Bir internet sitesine göre de bu kavramın övgü biçiminde kullanılışı Kırgız dilindeymiş. Buna göre Demirel Kırgızistan'a gittiğinde kendisine alkışlar eşliğinde "pezevenk" demişler. Demirel'in kulağına pezevengin Kırgızcada "kahraman, yol gösterici" demek olduğu fısıldanınca, "teşekkür ederim, asıl pezevenk sizlersiniz" diyerek karşılık verdiği rivayet ediliyormuş...
Bir sitede ise Azeri lehçesinden verilen şu örnek vardı:
- Yolda azmış giderken bir pezevenge rastladım (Türkçesi: yolda kaybolmuş giderken iri yarı bir adama rastladım..)
Muhalif tanımı
Bunları öğrendikten sonra seçilmişlere muhalefet ve özellikle üniformalı atanmışlara yalakalık eden kesimi bir kenara bırakıp, "Muhalif"in kelime anlamını araştırdım internetten.
Yüzlerce tanımlama arasından en akla yakın bulduğum "Muhalif" tanımlaması şöyleydi:
- Olumsuzlayan; en iyi şartlara ulaşmak için sürekli negatif yaklaşan, bu yolla eksiklikleri görme, tanımlama, ortaya koyup çözüm üretme sürecini tetikleyen unsurdur. Şartların iyi olduğunu bilmesi, daha da iyi olamayacağı anlamına gelmediğini bildiğinden; sürekli şikâyet eden, asla memnun olmayan, mızmız, uyumsuz ve istenmeyen bir durumda yer alır her daim muhalif. "En"e yaklaşmak için, baş aşağı bakmayı tercih eder. Arızadır bir nevi, rüzgâra karşı işeyendir.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN