MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Eskiden darbeleri de listeleri de ezberlemek kolaydı...

Sovyetler Birliği ve Yugoslavya parçalandıktan sonra, en büyük eziyeti orta eğitimde coğrafya sınavına giren öğrenciler çekmeye başlamıştı.
İsimleri ezberlenecek bir sürü yeni devlet ve başkent çıkmıştı ortaya.
Türkiye'nin şeffaflaşması sonucunda ortaya çıkan darbe girişimleri de, bizleri bu girişimlerin kod adlarını ezberlememiz konusunda zorlamaya başladı.
"Ergenekon"u bilmek yetmiyor, "Kaçıncı Ergenekon iddianamesinde yer alan iddialardan söz ediyorsun" sorusuna cevap vermek de gerekiyor.
Bunun gibi "Ay Işığı", "Sarı Kız", "Kafes", "Balyoz", "Poyraz" gibi dosyalar da var gündemimizde.
Eskiden çok rahattık bu konuda.
"Darbe" denilince, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat diye belirli tarihleri sıralardık ve iş biterdi.
Bir de Talat Aydemir'in iki darbe girişimi vardı.
Yıllar önce bir televizyon kanalının aile programında eşim Canan Barlas'la konuktum.
Sunucu birden bana "Evlenme tarihiniz ne" diye sorunca şaşaladım.
- İsterseniz size darbe tarihlerini hemen sıralayayım. Ama bir anda evlenme tarihimizi nasıl hatırlayabilirim, demiştim.

Listeler kabarık

Artık darbe girişimlerini de ezbere sıralamak çok zorlaştı.
Bu da yetmezmiş gibi "Listeler" de var şimdi.
28 Şubat'ta "Andıç"lananlar, Cengiz Çandar, Mehmet Ali Birand ve Akın Birdal'dı.
Son "Balyoz girişimi"ne ilişkin olarak açığa çıkan "Tutuklanacaklar" ve "Yararlanılacaklar" içerikli listelerdeki medya mensubu isimlerin sayısı ise 200'e yakın.
Bu listelerdeki isimleri karıştırmak bazen işten bile değil.
Hani yeniçeriye köyde cinayet işleyenleri ve kadınlara tecavüz edenleri teslim etmiş komutanı;
- Bunları ormana götür. Cinayet işleyenleri öldür, tecavüz edenlere de sen tecavüz et, demiş.
Suçlu kafilesi ormana götürülürken, kafileden biri yeniçeriye sokulup durmadan "Sakın karıştırma, bana tecavüz edeceksin" diyormuş.
Bu acı ve utanılacak durumu, bereket geçmişte yani 2003'te kalan bir darbe projesini ele alırken, artık işe mizahı da karıştırarak konuşabiliyoruz.

Geride kalanlar

Eğer "Balyoz" arkamızda değil önümüzde olsaydı, tabii durum çok farklı olurdu.
Bu gerçeği göz önünde tutarak, bu listelere dayalı kamplaşmanın ve kavganın, bugünün Türkiye'sine de medyasına da bir yarar sağlamayacağını görmemiz gerekiyor.
"Yararlanılacaklar" listesinde isimleri çıkan pek çok meslektaşıma, bu listeleri düzenleyenlerin haksızlık ettiğini düşünüyorum.
Ama isimleri "Yararlanılacaklar" arasında çıktığı için "Tutuklanacaklar" listesinde isimleri bulunan meslektaşlarını karalamak amacıyla çaba harcayanları anlamak ise gerçekten mümkün değil.
Burada asıl kızılması gerekenlerin "Darbe mühendisleri" olması gerekmez mi?
Ayrıca 2010'da sanki 2003 yılı yaşanıyormuş gibi davranmak da çok anlamlı olmamalı.

Olmamışın kavgası

Her aybaşı maaşını kuruşu kuruşuna eşine teslim eden adam o ay maaşını 50 lira eksik getirmiş. Eşine de hesap vermiş:
- Bu 50 lirayla piyango bileti aldım. İkramiye çıkarsa sana bir kürk, kendime de bir otomobil alacağım!..
Küçük oğulları lafa karışmış, - Babam otomobili kullanırken ben de onun yanında oturacağım, demiş.
Oğlunun bu sözü anneyi ürkütmüş, "Önde oturmak yok, kaza olur, yaralanırsın" diye azarlamış oğlunu.
Annesinin bu sözleri üzerine çocuk tepinmeye başlamış...
- Ben ille de önde oturacağım, bağırarak ağlıyormuş.
Bunun üzerine baba çocuğa bir tokat atmış,
- Çabuk in arabadan, arkaya annenin yanına geç otur, diye bağırmış oğlana...
Evet... Yapılmayan darbelerin kavgasını yaptığımız günlerde yaşamak ne güzel değil mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN