TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
26 Nisan tarihli Pazar SABAH'ta bir tam sayfa, Nisan ortalarında ölen Şirin (Yazıcıoğlu) Cemgil'in portresine, ve onun üzerinden, Türkiye'nin çalkantılı 60'lı yıllarına ayrılmıştı. Şirin Cemgil, Nurhak dağlarına güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyon sırasında çıkan çatışmada, 31 Mayıs 1971 tarihinde öldürülen, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) kurucularından Sinan Cemgil'in eşiydi.
Müjgan Halis'in yazısı, "70'li yılların iki efsanesinden biri sonu temsil eden Kızıldere ise öteki de sonun başlangıcına denk gelen Nurhak pususuydu" şeklinde başlıyor ve her iki olaydan "iki katliam" diye bahsediyordu.
Okurumuz Nejat Tarhan'dan bir eleştiri aldım:
"'Nurhak Pususu' ve 'İki katliam' ifadeleri beni çok ama çok rahatsız etmiştir. Özellikle bugün İstanbul Bostancı'da polisin operasyonu vardı. Bir polis şehit oldu. Bu olay da muhabire göre pusu mudur? Ben temsilcim olarak 'Pusu' ve 'İki katliam' ifadeleri için ne düşündüğünüzü merak ettim. Sizce de güvenlik kuvvetlerinin devlete başkaldıran, eylem yapan, huzuru bozan, yasa ve otoriteyi tanımayanlara tedbir almak 'Pusu' mudur? Karşılıklı çatışmalarda, operasyonlarda ölen teröristlerin ölümü sizce de 'katliam' mıdır?"
Müjgan Halis'in yanıtı:
"Sözlükler pusu sözcüğünü şöyle açıklıyor: "Birine saldırmak için beklenen yer." Nurhak'ta bundan 38 yıl önce ölenler polisiye ve askeri tabirlerle bu yöntemle öldürüldüler. Haberde sözü edilen 'pusu' sözcüğü Sinan Cemgil ve arkadaşlarının ölme biçimiyle ilgilidir. Elbette aynı tabiri PKK'nın bugünkü eylemleri için de kullanmak mümkün. Yeri geldiğinde gazetemizdeki haberlerde kullanılmasından kaçınılması söz konusu değil."
"Katliam sözcüğü, 'toplu öldürme'yi açıklamakta. Kızıldere'de öldürülenlerin saklandıkları evde sağ yakalanma olasılıkları çok yüksek iken 'topluca öldürüldüğü' bilinen bir gerçek. Aynı şey Nurhak'ta öldürülenler için de geçerli. Ülkemizde güvenlik güçlerinin özellikle bu tür operasyonlarda sanıkları sağ ele geçirmeye çalışmadıkları, kamuoyunun da çokça tartıştığı bir vakıa. Kaldı ki gerek Nurhak, gerekse Kızıldere için, o günden bugüne bir kısmı bazı devlet yetkilileri tarafından da yapılan yorumlar, öldürmelerin siyasi bir kararın sonucu olduğu doğrultusunda. Okurumuz neredeyse bir deyim haline gelen 'yargısız infaz' tabirini hatırlayacaktır. Tarhan'ın deyimiyle "devlete baş kaldıran, eylem yapan, huzuru bozan, yasa tanımayan, otoriteyi ve bayrağı tanımayanlara" karşı mücadele edilmelidir elbette, ama bu mücadele yasal sınırlar içinde olmalıdır. Ve karşı tarafın düşüncesi ne olursa olsun, yaşam hakkının inkârına dayanmamalıdır. Okurumuza eleştirileri için teşekkür ediyorum ama iyi niyetimizi de anlaması gerektiğini düşünüyorum."
Ombudsman olarak "katliam" sözcüğüne bir itirazım yok. Ancak "pusu"nun cümlede, anlamını tam karşılamadığı için, yerine oturmadığını düşünüyorum.
BİZE ULAŞIN