REFİK DURBAŞ REFİK DURBAŞ

Barışın şairi Nâzım Hikmet...

Moskova'da 1962'nin temmuz ayında Dünya Silahsızlanma Kongresi toplanacaktır. Kongre öncesinde de Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi ile Asya Halkları Enstitüsü tarafından Barış ve Silahsızlanma Uğrunda başlığı altında bir kitap hazırlanmasına karar verilir. Kongre 10 gün sürer. Nâzım Hikmet, açılışta bütün gün başkanlık divanındadır; bu arada da kongrede kendisine yakın bulduğu yaklaşık 30 kişiyi bir akşam evine yemeğe çağırır. Yemekte Afgan matematikçi Abdül Gaffar Kakar, Polonyalı Dlusskiy, Iraklı genç şair Al-Bayati, Andrei Tupolev, Lübnanlı mimar Antoine Tabet, Fransız gazeteci-yazar Pierre Courdate, Şilili ünlü şair Pablo Neruda gibi konuklar vardır. Yemekten sonra Nâzım Hikmet, "Dostlarım, gelin kafa kafaya verip bir düş kuralım," der, "Kongrede öğrendiğimize göre, günümüzde dünya devletleri silahlanmaya yılda 120 milyar dolardan fazla harcıyormuş. Eğer sizlerden her birinize bu para verilseydi, onu nereye harcardınız?" Büyük şairin bu büyük düşüne, hiçbir konuk kayıtsız kalmaz. Kimi konut yapımında, kimi hastane ve üniversite inşasında, kimileri de yoksul halkların yaşam düzeylerini iyileştirmede kullanılmasını ister. Ertesi sabah aynı soruyu bu kez eşi Vera, Nâzım Hikmet'e soracaktır. Nâzım Hikmet, Vera'ya aynı günün akşamında kaleme aldığı 'Eğer 120 milyar dolarım olsaydı...' başlığıyla yazdığı makaleyle cevap verecektir. İki ayda bir yayımlanan Sözcükler dergisi, 27. sayısında M. Melih Güneş'in Nâzım'ın Moskova'daki evinde bulduğu bu makaleyi, yukarıda özetlemeye çalıştığım öyküsüyle yayımlıyor. O akşam yazdığı makalede Nâzım Hikmet, '40 şu kadar yıllık şairliğini masanın üzerine koyarak' kendisiyle bir hesaplaşmaya girişiyor ve şunu soruyor bu kez kendisine: "İki dünya savaşına tanık, 60 yıllık ömrümün 40 şu kadar yılında şiir yazdım durup dinlenmeden, evimde, sokakta, hapiste, trende, uçakta. Bu şiirlerin içinde ne kadarı insanları barış için savaşa, emperyalist savaşlara karşı savaşa, milli bağımsızlık için savaşa çağırdı? Moskova'da toplanacak kongrede bunun hesabını verebilir miyim? Yüzümün akıyla bu hesabın içinden çıkabilir miyim?" Basit bir istatistik sonucu olarak da şu kanıya varıyor: "Elimde kalan şiirlerimin yüzde 25'inde insanlığın en büyük davalarından ikisini, birbirine sıkı sıkıya bağlı iki davayı ele almışım: Emperyalist harplere karşı savaş ve milli bağımsızlık savaşı." Ve ardından 1925'ten 1962'ye kadar yaşadığı olayların paralelinde yazdığı şiirler üzerine kimi ipuçları veriyor. Nâzım Hikmet'in yaşamı ve şiirleri üzerine bu izlenimleri, birinci elden biyografisine eklemlenecek bir yazı olarak da okunabilir. Sözcükler nitelikli öykü, deneme ve şiirlerin yanı sıra edebiyatın arkeolojisine yaptığı bu tür katkıları nedeniyle de okunup izlenmesi gereken bir dergi...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.