ATİLLA DORSAY

Taksim, Çamlıca ve James Bond potpurisi

Allah söyletiyor diye bir tabir vardır ya... Kimi şeyleri de tövbe tövbe, sanki Allah yaptırıyor. Bakınız, bu ağaç ve yeşil düşmanı şehirde, biz kentin göbeğindeki tek nefes alma alanını savunmaya çabalarken, Jennifer Lopez ne yaptı... Koskoca İstanbul'da gidilip görülecek başka yer yokmuş gibi, sevgilisini ve küçük kızını alıp, kaldığı Les Ottomans otelinin yanı başındaki Kuruçeşme parkına gitti. Akmerkez'de alışverişten önce ailece gezip Boğaz havası aldılar.
O Kuruçeşme parkı ki Bedreddin Dalan zamanında o eski ve korkunç kömür depolarının yerine yapılmış ve Ortaköy'e büyük değer katmıştı. Parkı Dalan'ın, yakın dostu olduğu bilinen ünlü gazeteci Leyla Umar dostumuzun ısrarıyla yaptırdığı söylenir. Umarım öyledir!... Pek tasvip edilmeyen gazeteci-siyasetçi dostluklarından keşke hep böyle güzel sonuçlar çıksa...
Elbette asıl demek istediğim, bir parkın nasıl büyük bir ihtiyaç olduğu. Sağ olsun, Jennifer bunu bize gayet güzel hatırlattı.

Çamlıca camisi
Pazar günü (dün) benim okuduğum tüm gazeteler Çamlıca Camisi projesine ateş püskürdüler. En sert yazılardan ikisi de bizim SABAH'ta çıktı: Mahmut Övür ve Sevilay Yükselir'in kaleminden... Övür yazısında ayrıca, İslami kesimin önde gelen aydınlarından Dücane Cündioğlu'nun bir TV programında camiye karşı yaptığı ağır eleştiriyi veriyordu.
İşte aydın olmak böyle bir şeydir. Gerçekleri görmek ve doğruları söylemek, sağsol ayrımlarını kaldırır ve insanları toplumun lehine olan iyi, güzel şeylerde birleştirir. Hepsine teşekkürlerimizle...

'Loser' olmanın zorluğu
Hasan Bülent Kahraman dün James Bond üzerine yazdı. Özellikle son filmdeki Bond kişiliğinin farklılaşmasını çok iyi anlatan güzel bir yazı. Umarım Hıncal ve kankası Ünal da okumuş ve filmde tam da neyi kaçırdıklarını fark etmişlerdir!..
Ama bir eleştirim var. Yazar Bond için bu filmde 'looser- kaybeden' sözünü kullanıyor. İyi de, aslında 'to loose- kaybetmek' fiilinden gelen bu sözcük değişime uğrar, 'looser' değil, 'loser' olur. Yıllar önce ben de ayni hatayı yapmış ve uyarı almıştım. Sonradan Ertuğrul Özkök de yaptı, bu kez ben uyardım Şimdi bu halkaya Kahraman da dahil oldu. Mademki Türk aydınları bu sözcüğü bu kadar seviyor, artık doğrusunu öğrenseler olmaz mı?

Sinema reklamları ve ben
SABAH, sinemaya en çok yer veren gazetelerden biri. Ben de, izninizle, okunan, izlenen bir yazarım. Bu durumda özellikle sevdiğim, övdüğüm filmlerin sinema ilanlarının gazetemizde de çıkmasını beklemek hakkım değil mi?
Ama öyle olmuyor. Bu filmler kimi zaman bize ilan vermiyorlar. Gerçi bu benim işim değil. İlanlardan komisyon alıyor da değilim.
Ama rica ederim, duruma bakınız... Bana Warner Bros'tan telefon edip çok severek X X X X verdiğim Skyfallreklamlarında bir cümlemi kullanma izni istiyorlar. Elbette evet diyorum. Sonra o ilan her yerde çıkıyor. SABAH hariç!..
Ama öte yandan, adeta yerin dibine batırdığım Uzun Hikaye, Evim Sensin ve Bulut Atlasıgibi filmler, bizden reklamı kesmek dursun, daha da çok veriyorlar!
İster misiniz, yakında bizim reklam servisimiz beni arayıp "Atilla bey, filmleri daha çok eleştirip batırsanız da reklamlar artsa" desin... Vallahi hiç şaşmam!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN