TULU GÜMÜŞTEKİN TULU GÜMÜŞTEKİN

İran'a petrol ambargosu

Avrupa Birliği, önemli ölçüde ABD'nin baskısıyla İran'dan petrol satın almamaya karar verdi. Geçtiğimiz hafta verilen bu karar, AB dış siyasetinde ortak alınmış son derece sert bir karar olarak tarihe geçmişti ki, sorunlar başladı...
İran meclisine, AB'ye satışları derhal durdurulmasını öngören bir yasa tasarısı sevk edildi. Bu tasarı meclisten geçerse, AB ülkelerine yapılan satışlar derhal durdurulacak. Oysa AB, ambargoyu adım adım, temmuz ayına dek aşamalı olarak uygulamayı düşünüyordu.
Ambargo altı ay öncesinden başlarsa ne değişir denebilir. İran petrol ihracatını birden keserse, AB'nin güney ülkeleri, İtalya, İspanya ve Yunanistan'ın çok kısa sürede başka kaynaklar bulması gerekiyor. Çünkü İtalya ithal ettiği petrolün yüzde on üçünü, Yunanistan ise üçte birini İran'dan alıyor. Uluslar arası Para Fonu IMF, İran'a uygulanacak bir ambargonun petrol fiyatlarını yaklaşık yüzde yirmi beş civarında artırabileceğini söyleyerek AB yetkililerini uyarmıştı.

Rejim sarsılır mı?
İşin başka bir boyutu, bu hafta Der Spiegel'de çıkan bir makalede vurgulandı... İran'ın uygulanan petrol ambargosu nedeniyle nükleer programında bir değişiklik olup olmayacağının belli olmadığı, ancak bu ambargonun Devrim Muhafızlarına ciddi yarar sağladığı öne sürüldü. Uygulanan çeşitli ambargolar, İran'ın ulusal parasının değerini son bir senede dolara karşı yüzde kırk düşürmüş bulunuyor. Orta sınıfın ve girişimci kesimin çok ciddi biçimde bundan olumsuz etkilendiği aşikâr... Ne var ki, ekonominin gereği olan malların ithalatı resmen ambargoya takılsa bile, kaçakçılık yapılarak çevre ülkelerden temin edilebiliyor.
Dergiye göre bu kaçakçılığın belkemiğini de, Devrim Muhafızlarının tüm İran toplumunu kuşatmış olan sistemi oluşturuyor. Devrim Muhafızlarının sahip oldukları şirketler aracılığıyla normalde ithal edilemeyen ürünler bulunabiliyor. Havaalanlarını ve limanları kontrol eden Devrim Muhafızı birlikleri ve örgütleri aracılığıyla, bu mallar piyasaya aktarılabiliyor.

Türkiye'nin İran siyaseti

AB'nin petrol ambargosu sonuç verebilecek mi henüz belli değil. Türkiye, petrolünün yaklaşık üçte birini ithal ettiği İran'a karşı bu ambargoya taraf olmadı. Belki daha da önemlisi, İran Merkez Bankası'nın içinde bulunduğu zor durum ve kısıtlamalar nedeniyle, İran'ın Türk bankalarına ihtiyacı çok artmış bulunuyor.
Ürettiği petrolü satmak İran açısından çok büyük bir sorun değil, çünkü esasen Hindistan, Çin, Japonya, Güney Kore gibi enerji açığı olan ülkelere petrol ihraç ediyor. Çin, İran'a petrol ambargosu uygulanmasına karşı çıkarak zaten tavrını baştan belli etmişti.
Bütün bu karmaşada, Yunanistan zaten çok zor durumda olan ödemeler dengesinin nasıl baş aşağı gittiğini endişeyle izliyor. Ne ambargoya karşı çıkacak, ne de ambargonun sonuçlarını kaldırabilecek gücü var.
Türkiye'nin AB ile bütünleşerek bir enerji koridoru haline gelmesini engelleyen Güney Kıbrıs başta olmak üzere çeşitli AB ülkeleri, acaba bu son gelişmeler karşısında ne düşünüyorlar? İran ambargosunun gösterdiği bir gerçeği yeniden hatırlamakta yarar var: AB oluşumu, ülkelerin tecrit edilmesine karşı çıktı, ülkeleri birbirlerine muhtaç hale getirdi ve tarihin en büyük barış projesini gerçekleştirdi. Bunu bölgesinde Türkiye'nin gerçekleştirmesi, neden çok uzun bir süre "eksen kayması" olarak adlandırıldı şimdilerde düşünmek gerekiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN