YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Hangi savcının eli uzun?

Behzat Ç.'deki Savcı Esra'nın, Başkomiser Behzat ile 'yakınlaşması' TBMM'de bile tartışılır hale gelirken; dizide bu hafta savcılar Behzat'vari bir anlatımla yüceltildi.
Şule ve Savaş birlikte eve çıkmaya karar verdiler. Beğendikleri evi gezerken, emlakçı ile aralarında şöyle bir konuşma geçti:
EMLAKÇI: Evli misiniz?
SAVAŞ: Hayır.
EMLAKÇI: O zaman kusura bakmayın, veremem. ŞULE: Niye? Ayrı cinsiyetlerdeyiz diye mi?
EMLAKÇI: Onu bunu bilmem, ev sahibinin kesin talimatı var, bekara verme dedi.
SAVAŞ: Benim ablam savcı. (Esra'dan söz ediyor) İsterseniz kefil olur bize.
EMLAKÇI: Özel yetkili savcı mı?
SAVAŞ: Hayır. Niye?
EMLAKÇI: Özel yetkili olaydı daha iyiydi, onların eli kolu daha uzun oluyor. Neyse, tamam. Bu zamanda ne asker, ne polis... En güçlüsü savcılar.
Tamam, oldu bu iş; hemen kontratı yapalım.

ŞİKAYET KUTUSU GİBİ
Diğer yandan bizim Behzat Ç. pek çok kesimden tepki alsa da; Emniyet Teşkilatı'nın sorunlarını, dertlerini, beklentilerini seslendiren bir 'dilek ve şikayet kutusu' işlevi de üstleniyor.
Bu hafta da teşkilatta kullanılan otomobillerin kısıtlı benzin istihkakı konu edildi. Behzat, yeni genelgeden dertliydi. Dedi ki, "Bundan sonra bizim arabalara konulan benzinin sadece yüzde 25'ini devlet ödeyecekmiş. Gerisini ya cebinden vereceksin ya da mahalli kaynaklardan karşılayacaksın."
Komiser Harun merakla sordu: "Neymiş amirim o mahalli kaynaklar?" Behzat yanıtladı: "Ya anla işte, simitçi, kahveci, gazozcu..."
Bir sonraki sahnede ise takip sırasında parası olmadığı için otomobile benzin alamayan Harun yüzünden, bizimkiler yolda kaldı!
Bu arada Komiser Harun'u alarmı ötmesin diye, emniyet kemerini arkadan geçirip tokasına takmış halde yakaladım. Belgesi de yukarıda...
Memleketin polisi böyle yaparsa, gerisini düşünün artık...
BİZE ULAŞIN