TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
ŞİRİN SEVER

GAP uçağından izlenimler....

Mardin-Urfa hattında yaşadıklarımız çoktan gazete sayfalarına düştü, televizyon ekranlarına yansıdı zaten. Gül'ün uçakta anlattığı özel konuşmalar da SABAH'ın cumartesi sayfalarında yerini aldı... E, artık ben de 'milli' olduğuma göre, biraz 'GAP' uçağı dedikodusu yapalım. Devlet büyüklerinin uçağında poz veren gazetecileri görüp de, 'Ah o uçakta ben de olsaydım' demedim hiç, öykünmedim ama fırsat ayağıma kadar gelmişti işte! Buyurunuz, okuyunuz... n Esenboğa VIP'te First Leydi'nin gelmesini beklerken önce Gül'ün yakın koruması "Günaydın" demek için uğruyor yanımıza, "Sima olarak tanımak istedim sizi" diyor. 'Etrafımızda kimler olacak tanıyayım' demek istiyor galiba! n Üç gazeteci, yerlerimizi alırken ilk iş, uçağı inceliyoruz tabii. GAP, devletin kullandığı en küçük uçak; 15 kişilik. İçi, teknelerde olduğu gibi ahşap ağırlıklı, beyaz deri koltuklu, şirin bi'şey. Ancak çok küçük olduğu için yemek kokusuna engel olmak da zorlaşıyor.
* Biz kemerlerimizi bağlar bağlamaz, kalabalık eşliğinde Hayrünnisa Gül görünüyor. Kadın korumaları, danışmanı, genel sekreteriyle birlikte uçağa biniyor, bizim önümüzdeki bölmede ön koltuklarda alıyor yerini.
* Birkaç çeşit sakız ikram ediliyor önce, çikolatalı lokumlar, portakal-nar suyu, ıslak havlular geliyor ardından. Kalkıştan sonra Gül'ün kahvaltısı servis ediliyor, sonra da bizim. Mönü gayet sağlam; mantarlı omlet, simit, peynir ve zeytinden oluşan kahvaltı tabağı, menemen, çay-kahve.
* Kahvaltısını yaptıktan sonra 'merhaba' demek için yanımıza uğruyor First Leydi, 10-15 dakika sohbet ediyoruz. Tek tek tanışıyor ve o sırada beni dumura uğratıyor. "Siz de buralardansınız sanırım, yanılıyor muyum?" diyor. Şaşakalmış cevap veriyorum: "Evet, siz nereden biliyorsunuz, merak ettim?" Hemen, bizim pederin çok eskilerde kalmış vekillik hikayesini bildiğini söylüyor, "Aynı dönem lojmanlarda oturuyorduk, Sever soyismi kalmış aklımda" diyor. 'Hafızası müthişmiş' diyorum...
* Hayrünnisa Gül, ekranda, gazetelerde göründüğünden daha zayıf ve uzun. Kahverengi deri ceket, kahverengi pantolon giymiş; açık renk bir eşarp takmış. Ayağında yüksek topuklu çizmeler var. Tabii Urfa ve Mardin'de, ilerleyen saatlerde düz ayakkabılar giyiliyor hemen.
* Biraz Urfa, biraz Mardin sohbeti yapıyoruz. Programa sonradan eklenen Mardin ziyareti için şunu söyledi: "Orada büyük bir vahşet yaşandı, 'devlet yanımızda' desinler istedim. Böyle olaylar en çok çocukların üzerinde iz bırakıyor, en çok onları etkiliyor. Benim çocuklarım da 28 Şubat'tan etkilenmişti, elimizden ne gelirse yapmak isterim."
* Dönüş uçağında Mardin fotoğrafları tek tek laptop'tan ayıklanıyor basın danışmanları tarafından.
* Mardin'deki manzaradan dolayı çok üzgün ve yorgundu Bayan Gül. Yine de yanımıza uğruyor dönüş uçağında tekrar, "Siz bana söyleyin bu kez, ne yapmamız gerekiyor?" diyor ellerini göğsüne yapıştırarak. Belli ki içi gitmiş, yüreği pır pır etmiş o kadar insanla konuştuktan sonra... "Devletin tepesindesiniz ve akşam yastığa başınızı koyacaksınız. Biliyorum her şeye yetişemeyeceğimi, her sorunu çözemeyeceğimi. Ama ileride, 'Allah'ım ben elimden geleni yaptım' diyeceğim" sözleriyle hislerini özetliyor.
* "Ne yapmayı düşünüyorsunuz?" diyorum. "Oradaki ebeveynlerin en korktuğu şey; çocukların onlardan alınması, uzaklaştırılması. Bunu yapmadan çözüm bulmamız gerekiyor" diyor. "Orada, '16 yıllık korucuyum' diyen kişi, sizden okul istedi sanırım" diye hatırlatıyorum... "Evet, bu konuda ne yapılması gerekiyorsa yapacağız. 'Sevgi Evleri Projesi' gibi bir şey deneyebiliriz ama oradaki şartlara uygun olarak bunları konuşup tartışmalıyız öncelikle. İnatla 'okumayacağım' diyen kızlar vardı, bunlara el atmamız gerekiyor. Ben hepsiyle ilgili notlar aldım, takip edeceğim. Benimle çalışanlar bilir, takip de ederim" diyor kararlı şekilde.
* Ve henüz engelli çocukların eğitimi için yapılan kampanyanın yankıları dinmeden, yeni bir kampanya için kolları sıvadığını da açıklıyor First Leydi. Türkiye'nin 81 ilinden, spor ve eğitim alanında başarılı ama maddi durumu eğitim almasına engel 81 çocuk seçtiklerini, bu çocukları himayesine alarak eğitimlerini tamamlamalarını sağlayacağını söylüyor. "Yani Cumhurbaşkanlığı mı himayesine alıyor bu çocukları?" diye soruyorum. "Hayır, Cumhurbaşkanlığı değil; kendi himayeme alıyorum" diyor. '81 İl, 81 Çocuk' isimli kampanyanın startı da 18 Mayıs'ta bir davetle verilecek.

BİZE ULAŞIN