TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
NAZLI ILICAK

Basın toplantısından izlenimler

Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, Türk Silâhlı Kuvvetleri'ne karşı bir psikolojik harekâtın yürütüldüğünü söyledi. Ama bir hususu ihmal etti. Çok sayıda belge ortaya çıkıyor ve "iç düşman" olarak belirlenen kişileri kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmak üzere eylem planları yapıldığı anlaşılıyor. Öte yandan, bazı ordu mensuplarının darbeye karıştığına dair ciddi bulgular var. Bundan da daha vahimi, TSK'ya teslim edilen mühimmat, lav silâhı vs.'nin toprak altından çıktığına şahit oluyoruz. Bütün bunları "TSK yıpratılmak isteniyor" başlığı altında toplayabilir miyiz? Org. İlker Başbuğ Türk Silâhlı Kuvvetleri'ni savunmak zorundaydı ama işin bu cephesi ihmal edilmemeli.
Genelde provokatif sorulara cevap vermemeye, onları geçiştirmeye çalıştı. Meselâ, Selahattin Önkibar'ın sorusu... Önkibar, Tayyip Erdoğan'ın Urfa konuşmasından dolayı, "Başbuğ'un hicap duyup duymadığını" sordu. Oysa Erdoğan, sadece, belge konusunda daha derin bir araştırmaya ihtiyaç duyulması gerektiğinin altını çizmişti. Nitekim Başbuğ, yeni belge ve bilgiler ortaya çıkarsa, soruşturmanın tekrar başlatılabileceğini belirtti.
Askeri Savcılığa ifade verirken, albay Dursun Çiçek'in neden farklı bir imza kullandığı hususunda Başbuğ'un cevabı doyurucu değildi. Islak imzalı belge bulunmaması, şüphelinin imzasını değiştirmesine gerekçe teşkil etmez ki! Evet, Fikret Bila'nın bu konuda sorduğu soru inandırıcı bir karşılık bulmadı.
Son olarak: Başkomutan Başbuğ'un demokrasiye bağlılık hususunda verdiği teminatla belki yetinebilirdik ama birçok selefi ile yaşanan tecrübeler, maalesef güven ortamını olumsuz etkiledi. Biraz zamana ihtiyaç var.
BİZE ULAŞIN