NAZLI ILICAK

Türkistan'da kan akıyor

Doğu Türkistan, 1884'te, 19. eyalet olarak Çin'e bağlandı. O tarihten sonra, Çinliler, Uygur Türklerinin yaşadığı bölgeye "Yeni topraklar" anlamında, "Sincan" dedi. Uygur Türkleri hiçbir zaman Çin hâkimiyetini kabul etmedi, isyanlar birbirini takip etti. Buna mukabil, Çin yönetimi, kâh onları zorunlu göçe tâbi tuttu, kâh Çinlilerle evlenmeye zorlayarak, ya da özendirerek kimliklerini kaybettirme hedefine yöneldi. Ama asimilasyoncu politikalara rağmen, Türkistan halkı, Türk ve Müslüman kalmayı başardı. İşgal altındaki Doğu Türkistan'ın, bir gün bu boyunduruktan kurtulma ihtimali var mı? Neden olmasın. Batı Türkistan'daki Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, bağımsız devletler haline gelmediler mi? Sovyetler Birliği çöktüğü için, esir Türkler özgürlüklerini kazandı. Günün birinde, niçin Uygur Türkleri de benzer bir fırsat yakalamasın? Guangdong'da bir oyuncak fabrikasında başlayan olaylar, Urumçi'ye sıçradı. Yüzlerce Uygur Türk'ü öldürüldü. Bu katliam ve keyfi gözaltılar, Doğu Türkistan'daki kardeşlerimizin azmini ve kararlılığını arttıracaktır. Bugün başarıya ulaşılamasa dahi, direnişler yarınlara umut kapıları aralayacaktır.
***

Orta Asya'ya yaptığımız seyahatlerin birinde, bizi karşılayan bir soydaşımız, grubumuzdaki devlet adamına, galiba Hikmet Çetin'e, şöyle demişti: "Çekik gözlü gittiniz, çakır gözlü döndünüz. At sırtında gittiniz, uçakla döndünüz..."
Mühim olan, dönmek değil mi? Orta Asya'nın bir ucunda zulme uğrayan soydaşlarımızı kucaklamak ve onların dertlerine bigane kalmamak... Sincan'daki Uygur Türklerine hiç değilse Gazze'deki Filistinliler kadar sahip çıkılmasını bekliyoruz.
BİZE ULAŞIN