ŞELALE KADAK ŞELALE KADAK

Mustafa Taviloğlu'nun Mudo Pera mücadelesi!

Beyoğlu, İstiklal Caddesi denince, gözünüzün önüne ne gelir?
Mesela benim aklıma ilk gelen Markiz oluyor. Ama ne yazık ki yerinde yeller esiyor. Bir zamanlar Orhan Veli ve Mine Urgan gibi isimlerin buluşma yeriymiş oysa Markiz pastanesi. Ekşi Sözlük'te Markiz için şöyle yazılmış mesela:
"Beyoğlu'nda bulunan Ümit Yasar'ın Ayten şiirine ilham veren pastane. Ortaokul yıllarımdan beri burnumu cama yapıştırıp o günlerin havasını solumaya çalıştığım eski Beyoğlu'nun ünlü pastanesi…" Ama ne yazık ki bence müze gibi özenle korunması gereken bu mekana sahip çıkmadılar.
Beyoğlu denince Vakko'nun meşhur mağazası da aklınıza gelebilir. Ama tabi Vakko da yok artık. Yani Beyoğlu'nu Beyoğlu yapan kaç şey kaldı ki derken aklımıza bir isim daha gelmez mi?
Eminim Mudo Pera'nın önünden defalarca geçtiniz, peki ya o muhteşem ahşap dekorun içine girdiniz mi?
Ta 1900'lerde yapılan bu etkileyici mağazayla geçmişe döndüğünüz oldu mu hiç? Eminim bu yazıyı okuyanlar arasında bu hisleri duyanlar çokçadır.
Peki size desem ki Mudo Pera şu günlerde yaşam savaşı veriyor!
Beyoğlu'nu Beyoğlu yapan birkaç nadide isimden biri olan Mudo Pera da binayı satın alan bir İngiliz şirketinin zoruyla gitmeye hazırlanıyor. Üzülmez misiniz? Sanırım üzülürsünüz ama hiç biriniz Mudo markasının kurucusu Mustafa Taviloğlu namı diğer Mudo kadar üzülmezsiniz.

Ben orada bekçiyim

Aslında başka projeleri konuşmak üzere buluşmuştuk Taviloğlu ile. Ancak 'Mudo Pera'yı düşünmekten uykularım kaçıyor' dediği; büyük bir sevgiyle bağlandığı mağazasını terk etmemek için verdiği mücadelenin ilk etabını da kaybettiğinden belki, Mustafa Taviloğlu en çok Pera mağazasından söz etti bana:
"Ben orada bekçiyim. Bekçilik görevi yapıyorum. Bu mağaza İstanbul'un, Türkiye'nin mağazası. Açmadan önce dört yıl restore ettim. Bir usta 3.5 sene içinde özenle çalıştı. Satışımızın binde biri bile değil Pera'da yaptığımız ciro. Yani burada mesele maddi de değil."
Bir biri ardına dev mağazalar açan Mudo toplamda 81 bin metrekareye ulaşmış. Peki bu büyüklükte Mudo Pera'nın yeri nedir?

Cironun binde 4'ü!
Öğreniyorum ki sadece 110 metrekare. Yani olsa olsa Mudo'nun sahip olduğu mağazalarının bin de biri büyüklüğünde bir alandan söz ediyoruz. O yüzden belki, Taviloğlu üstüne basa basa, 'Biz Pera'da satışımızın binde 4'ünü yapıyoruz. Yüzde 1 bile değil. Burada ne satış ne para bizim için önemli' diyor.
Taviloğlu'na göre açılan davada, bilirkişi hakimi yanılttı. Doğru beyan verilmedi. Yani Taviloğlu Mudo Pera'dan çıksa dahi bu mağazanın yıkılması, tek bir çivi çakılması, dekorunun bozulması söz konusu değil. O yüzden, 'Üstünde değişiklik yapılamayacak bir dekordan bizi nasıl çıkarıyorlar' diye üzüntüsünü dile getiriyor.
Binanın yeni sahibinin Mudo'nun verdiği kirayı az bulmuş olabileceğini söylüyorum. Taviloğlu da, takdire gidildiğini, mahkeme ne derse onu vermeye hazır olduklarını ancak belirlenen rakamın da onları tatmin etmediğini söylüyor.

Danıştay'a gidiyor!

Mustafa Taviloğlu, binanın üst katlarında istediklerini tadilatı yapmalarına karışmadığını ve Anıtlar Kurulu'nun da dekor hakkında dokunulmazlık kararı olduğunu söylüyor.
Peki şimdi ne mi olacak?
Taviloğlu vazgeçmiyor. Danıştay'a başvurmuş. Danıştay'dan davayı kazanmayı ümit ediyor ve sürekli aynı şeyi söylüyor: 'Adı Mudo Pera buranın. Uyku uyuyamıyorum. Nasıl olur böyle bir şey? Bu haksızlığa dayanamıyorum. Burası benim değil ki…'
Son olarak Taviloğlu'na keşke vaktiyle burayı satın alma olasılığı karşınıza çıktığında değerlendirseymişsiniz diyecek oluyorum, O da bana 'O zaman müsait değildi durum. Deve bir akçeye, deve binakçe demişler' diyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.