HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Dünya devleti Türkiye (ve ABD)

Dışişleri Bakanı Prof. Ahmet Davutoğlu'nun bir yılın muhasebesini yaptığı basın toplantısı her zamanki gibi etkileyiciydi. Davutoğlu, Foreign Policy dergisi tarafından dünyanın en önemli 7. düşünürü seçildi. Onunla her karşılaşma bu seçimin doğruluğunu gösterir. Davutoğlu konulara tarihsel ve kültürel bir perspektiften bakıyor. Belirli kuramsal çözümlemeleri ve kavramsallaştırmaları, biçimlendirdiği, uyguladığı siyasal politikanın elemanları haline getiriyor ki bu, bizim dış politika anlayışımızda yeni bir durum.
Dış politikanın son dönemdeki etkileyiciliğinin nedeni bu. Türkiye, Bakan'ın açıkça söylediği gibi, küresel ölçekte bir oyun kurucu olmak istiyor. Böyle bir tercihi somutlaştıran adımların kendi içinde güçlükleri olabilir. Doğurduğu çeşitli sorunlardan söz edilebilir. Ama hiç önemi yok, önemli olan, böyle bir kararın verilmesi, böyle bir iradenin ortaya koyulmasıdır.
Söz konusu politika Türkiye kendi tarihsel gerçekliğini algılamıyorsa biçimlenemezdi.
Eğer Balkanlar'da, Ortadoğu'da, Kafkaslar'da, hatta Afrika'da tarihin Türkiye'ye yüklediği birikimi görmezden gelirseniz, ne şimdi oralarda bulunabilirsiniz ne Başbakanın Lübnan'da gördüğü ilgi vücuda gelebilir. Bu bir özgüven meselesi. Bunu hazırlayan algı, itiraf edelim ki, 1990 sonrasında meydana gelen oluşumların bir uzantısı.
Böyle bir pozisyonu sadece dünya değil, Türkiye bile kabulde ve hazımda güçlük çekiyor. Sadece retorik üstünden gelişen bir belirleyici rol, zaten kimse tarafından kabul edilmez. Bunu sağlayacak ekonomik gücü ele geçirmeniz, siyasal iktidarla onu desteklemeniz gerekir. Son 8 yıllık iktidarın gücü budur. Eksiğine, sorunlarına rağmen karar alma, koordinasyon, metot ve uygulama bakımından ortada bir uyum var. Türkiye, vizyon ve kavramsallaştırmanın yanı sıra, dünyaya bu imkanla açılıyor.
Her şey iyi, hoş ama Türkiye'nin global bir aktör sıfatıyla, aynı ligin büyük oyuncularından kaynaklanan bir rahatsızlığı göğüslemesi de bir o kadar kaçınılmaz. İki iki dört! İşin tabiatı, bunu, gerektiriyor ne kelime, zorunlu kılıyor. Söz konusu ligin başa güreşeniyse belli: ABD ve Türkiye bu ülkeyle 1 Mart tezkeresinden başlayıp, "one minute" krizinden geçip, Mavi Marmara'yla doruğa çıkan, İsrail odaklı, İsrail özlü bir kriz politikasını yönetiyor.
O nedenle ABD'nin Türkiye için şimdi ne ifade ettiğini Bakan'a sorduğumda aldığımız cevap ilginç ve manidar.
Bakan bu ilişkinin büyük bir anlam taşıdığını belirtiyor. Amenna. Ama ötesi önemli. "Biz" diyor, "ABD'nin sadece askeri müttefiki olmak istemiyoruz. Bu bölgede ve dünyada bir oyuncu olarak, oyun kurucu ABD ile ortak ve eşit bir işbirliği bekliyoruz."
Yüksek, iştahlı ve hırslı bir cevap! Sonrası gene çekici ve çarpıcı. "ABD ile aramızdaki sorun, onların henüz bunu algılamamasıdır, sorun, bu yeni dönemin, pozisyonun getirdiği uyum sorunlarıdır, yeni döneme henüz alışamama meselesidir" diyor Bakan.
Bu cevap bugüne kadar devam eden ABD-İsrail ilişkisinin düzenini de tersine çeviriyor.
Eğer cevabın mantığı ve işaret ettiği yön doğruysa ki, öyle, o takdirde İsrail'le aramızdaki sorunun kaynağında da aynı dinamik var: Türkiye'nin yeni rolü. Üstüne üstlük bölge liderliği, yukarıda değindiğimiz kültür ve tarih kanavası nedeniyle, herkes "hayır" dese de, Müslümanlık/ İslam dinamiğini akla getirecektir. İsrail, Türkiye'nin hem oyuncu olmasından, hem de oyunun motiflerinden birisinin İslam olmasından rahatsızdır. Öyleyse, eğer Türkiye'nin, bu özelliklerinden kaynaklanan yeni şartları, ABD'ye imkân sağlayacaksa, o takdirde şimdi ABD'ye, çıkarları gereği düşen İsrail'i yatıştırmak, onu bu gelişen şartlara ayak uydurmaya çağırmaktır. Gelin buna "masaya davet etmektir" diyelim.
Türkiye'yi Yeni Osmanlılıkla suçlayanlara gereken cevap verildi. Sebebi, Türkiye'nin hırsının Osmanlının çok ötesinde oluşu.
Şuna "dünya devleti Türkiye" desek nasıl olur?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.