OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

IMF'li mi kolay IMF'siz mi?

Türkiye'nin demokrasi gündemi, ekonomi gündeminin önüne geçti. Meşru hükümetin, sandık dışı yollarla tasfiyesini hedef alan organize güçlere ilişkin kuşku bulutları ise dağıtılamadı. Piyasa aktörleri de işi gücü bırakıp 30 Haziran 2009 MGK'sına endekslendi. Cevabı aranan soru şu: "Acaba askerle hükümet arasındaki güven ilişkisi devam edecek mi?" Esasen, bugünküne benzer açıklamalar 7-8 yıl önce gelseydi ekonominin tüm dengeleri alt üst olabilirdi. Gelinen aşamada, küresel krizin etkilerine rağmen, piyasalarda nispi istikrarın korunması Türkiye'nin en büyük kazanımı. Bu açıdan bakıldığında Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un, 26 Haziran 2009 tarihli basın toplantısının giriş cümleleri daha bir önem kazanıyor. Dünyanın derin ekonomik krizle boğuştuğu ortamda krizden nasibini alan, terörle amansız mücadele eden Türkiye, aynı zamanda komşusu İran'daki gelişmeleri dikkatle izlemesi gereken, ABD askerlerinin çekilmesi sonrası Irak'ın kaderini gözeten, kardeş ülke Pakistan'ın parçalanmanın eşiğine gelmesinden kaygılanan, Afganistan'ın global suç üretim merkezine dönüşmemesi için çabalayan bir Türkiye... Bu nedenle, ilginin sadece askerle-sivil arasındaki bilek güreşine endekslenmesi yeterli değil. Aynı zamanda, askeri ve sivil otoritenin işbirliğini gerektiren ulusal ve uluslararası güvenlik boyutunun da ıskalanmaması önem taşıyor. Ve nihayet ekonomi... Demokratik gelişmenin standardını da kritik siyasi sorunların çözüm kapasitesini de belirleyen yegâne güç odağı...

***

HAFTA içinde Türkiye portföyü yer yer milyar doları bulan uluslararası yatırımcı kuruluşların temsilcileri ziyaretimize geldi. Konu, tahmin edileceği gibi "IMF ile ilişkilerin seyri, daha doğrusu IMF ile Stand-By yapılıp yapılmayacağı idi."
Yabancı para sihirbazları, orta uzun vadeli yatırım perspektifi için IMF ile anlaşmanın gerekli olduğunu söylese de birçok kişinin aksine Başbakan Tayyip Erdoğan'ın kaygılarına hak veriyorlar. Öyle ki "Bu aşamada IMF'nin şartlarını kabul etmek bir siyasi için hiç de kolay değil" diyorlar. Tabii bu analizde ekonomik verilere bakılmakla birlikte, Türkiye-ABD ilişkilerinin olası IMF anlaşmasının dilini ve finansman miktarını nasıl etkileyeceği de göz ardı edilmiyor. Daha açık ifade ile "ABD'nin yakından ilgilendiği İran iç dinamikleri ve Irak'taki askerlerini Türkiye üzerinden çekme planı, Türkiye'ye koz verebilir mi? IMF'nin şartlarını yumuşatabilir mi?" diye soruluyor.

IMF'siz arayışın şartları

Eldeki güncel bilgiler bize, Aralık 2003- Nisan 2004 dönemini işaret ediyor. O dönemde iş başına gelen ilk AK Parti Hükümeti, IMF ile anlaşmaya istekli değildi. Hatta yaklaşan Irak Savaşı nedeni ile ABD'den sağlanabilecek tazminat sayesinde IMF'ye gerek kalmaksızın ekonominin düzlüğe çıkacağı varsayılıyordu. Bu nedenle 5 ay beklendi. ABD'den beklenti karşılanamayınca IMF ile kapsamlı bir programa imza atıldı. Haziran 2009 şartları da tüketici güveninin arttığı, reel kesim beklentilerinin olumluya döndüğü bir ortamda IMF'siz ekonomi yönetimi arayışını hızlandırdı. Evdeki hesabın çarşıya uyması, Türkiye'yi büyütecek dış kaynağın bulunması, Hazine'nin borçlanma baskısının azaltılması üzerine kurulu. Hani yenilenen varlık barışı ile yurtdışı servetler Türkiye'ye akarsa, kriz darbesi yemiş Arap sermayesi yeniden Türkiye'ye dönerse, dünya ekonomisi yavaş yavaş toparlanır dış kredi muslukları açılırsa, ihracatçı gelecek yıl alternatif pazarlar bulursa IMF'siz ekonomik program mümkün. Yoksa son çare Ekim ayında İstanbul'da gerçekleşecek IMF-Dünya Bankası Yıllık Toplantıları sırasında makul anlaşma zeminini bulmak olacak. Stand-By kadar İhtiyati Stand-By da masada duracak.
BİZE ULAŞIN