OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Bedelli model ortaklık

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, ABD gezisi her bakımdan dikkate değerdi. Özellikle de "dış politikada eksen kayması" tartışmalarının alevlendiği bir ortamda İran'ın himaye edildiği, İsrail'in eleştirildiği izlenimi veren konuşmalara rağmen...
Erdoğan'ın 5 Kasım 2007'de Bush'la buluşmasını anımsayanlar, Obama zirvesi için "Başbakan özgüvenliydi" gözlemini paylaştılar. Ve yine Oval Ofis'teki gündeme tanıklık edenler "Etik temelde haklılığınıza inanıyorsanız er ya da geç diğer ülkeler de sizin çizginize yaklaşıyor" dediler. Daha çok Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun şekillendirdiği bu politikadan beklenen "İsrail'in kompleks hükümet bünyesindeki sorunları çözdüğünde, Filistin ve Suriye konusunda Türkiye ile yakınlaşmanın yollarını arayacağı" yönünde. Kaldı ki Ankara, arabuluculuk rolüne soyunurken Tel Aviv yönetimindeki makul isimleri cesaretlendirme, şahin kanattan uzak durma stratejisini sürdürmeye kararlı.

***
İran dosyası ise hayli karmaşık ve riskli... Acem diplomasisi, Tahran'daki farklı yönetsel güçlerin gelgitlerini yaşıyor. Bir tarafta ABD'ye kafa tutan, AB'yi oyalayan, İsrail'i tehdit eden İran var. Bu profil, krizle boğuşan, Irak'taki operasyonun bedelini ödeyen ve Afganistan'a odaklanan Washington'un, güç kullanamayacağını düşünüyor. Diğer tarafta Türkiye'nin devreye girmesinden hoşnut olmayanlar, bölgesel liderliğinin tescillemesinden rahatsız olanlar var. İran'da az sayıdaki akil adam ise nükleer kapasitenin güvence olduğu kadar, henüz ileri düzeye varmadan olası ABD-İsrail atağı ile vurulabileceğinin yani aynı zamanda tehlike olduğunun farkında.
Öte yandan ABD'nin, NATO şemsiyesinde kurmayı planladığı "füze kalkanı" sistemi sürpriz gerilim kaynağı olabilir. Kalkanın uç kanadında Türkiye'den radar istasyonu istenmesi akla "Acaba İran'a karşı mı kullanılacak?" sorusunu getirmeye yetti bile.
Türk-Amerikan ilişkilerini etkileyecek bir diğer konu da Ermenistan. Obama yönetimi, Türkiye ile Ermenistan arasındaki protokollerin bir an önce hayata geçmesinden yana ve bunun için örtülü biçimde Nisan 2010 takvimini vermeyi ihmal etmiyor gibi. Bu yaklaşımda ısrar, Ankara'nın dile getirdiği, "Karabağ sorunu çözülmeden, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi beklenemez" tezindeki illiyet bağının koparılması anlamına da geliyor. Protokoller yüzünden Bakü'de Türk bayrağını indirme duygusallığını gösteren Aliyev'in, eşzamanlı olarak doğalgaz kartını açtığı da hesaba katılacak olursa birkaç bilinmeyenli Kafkas denkleminde bazı faktörlerin çözülmesinin zaman alacağı da açık.

***
Erdoğan açısından en kritik konu, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi üzerinde ABD'nin baskı kurması, Kandil'in tasfiyesi, sınırdan sızabilecek terörist gruplara karşı etkili askeri işbirliğinin devamı idi. Reşadiye'den şehit cenazelerinin geldiği bir ortamda PKK taşeronu terör gruplarlarının eylem yapması Beyaz Saray görüşmesine de yansıdı. "PKK ortak düşmandır" vurgusu ile "anlık istihbarat paylaşımı" sözünün Obama döneminde de korunan başkanlık direktifi olması oldukça önemli idi. İsrail'le yaşanan sıkıntılar nedeniyle insansız hava aracı tesliminin gecikmesi karşısında ABD'nin teknolojik takviye güvencesi sunması da kayda değerdi. Buna karşın Obama ve ekibi, Bölgesel Kürt yönetimini Bağdat'a bağlı kılmaya ve Ocak 2010'daki genel seçimleri beklediği gibi sonuçlandırmaya öylesine odaklanmış ki Barzani'yi sıkıştıracağını düşünmek, iyimserlik olur.

***
Erdoğan-Obama görüşmesinin, benzerlerinden ayrılan bir diğer yönü de ekonomik ve ticari ilişkilerin yeni bir modele oturtulması oldu. Küresel krizle boğuşan, iç piyasası daralan ABD'nin, Nitelikli Sanayi Bölgeleri'nin kurulmasını iştahla isteyeceğini sanmak, bu kapsama tekstili dahil edeceğini beklemek abartı sayılabilir. Ancak, Türkiye ile IMF ilişkileri, enerji projeleri ve karşılıklı ticaretin artırılması, kuşkusuz model ortaklığın içinde bir yere bina edilecek. Hatta Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın Beyaz Saray'dan çıktıktan sonra IMF yetkilileri ile temasa geçmesi de Türk ve Amerikalı bakanları aynı masanın etrafında toplayacak son girişimin çok yönlü olacağını gösteriyor. ABD'nin bu tür işbirliği mekanizmalarını gerektiğinde oyalama amaçlı kullandığı da bilindiğinden Ankara'nın dersine iyi çalışması gerekiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.