OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Geleceği okuma becerisi

Halk oylaması kesin sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte birbirine paralel iki sürece tanık oluyoruz.
1- Anayasa değişikliği uygulama yasaları etrafında, özellikle yargıda hareketlilik gözleniyor.
2- 2011 seçimi ile doğacak yeni döneme hazırlık yapılıyor. Bu noktada, sivil anayasa mimarisi ile terörü bitirecek demokratik adımlar dikkati çekiyor.
Esasen, referandumdan çıkan dersler, ülkenin -yukarıdaki- asli gündemiyle doğrudan bağlantılı.
Yargı, sancılı da olsa, kendi sorunlarına sahip çıkabilme olgunluğuna erişiyor.
Muhalefet partileri ise halk oylamasını, iktidar partisi için güven oylamasına dönüştürmenin paradoksal sıkıntısını aşmaya çabalıyor. Bazı çevreler, sivil dikta iddialarına meşruiyet kazandırmayı denerken iktidar partisi için yüzde 49.9 oranının bile başarısızlık sayılacağı sanal bir tablo yaratmanın muhasebesini yapıyor.

***

12 Eylül'de vatandaş, muhalefetin "korku mesajı" ile iktidarın "değişim vaadi" arasındaki seçimle baş başa bırakıldı. -Diğer faktörlerin yanı sıra- iktidar dengesini değiştirebilecek gelişmelere bu aşamada prim vermedi ve "evet" oylarına yüklendi. Bir başka deyişle, siyaseten AK Parti'yi tercih etmeyenler bile sağlanan siyasi ve ekonomik istikrarın nimetlerini vakitsizce tepmek istemedi.
Muhalefet partilerine, "Biraz daha çalışın" dedi. Örneğin, sol kanatta Kemal Kılıçdaroğlu ile özdeşleşen değişim, "CHP için büyük bir adım olsa da seçmen için küçük bir adım" niteliğinde. MHP ise seçmene, "Aklını başına topla" demekten öte gidemediğinden -şimdilik referandumla sınırlı gözükse de- tabanında hâkimiyet kuramadı.
***
İçinden geçtiğimiz günlerin tarihi değerde olduğuna kuşku yok. Ağustos 2009'da başlayan, Ekim 2009'da Habur'da kesintiye uğrayan süreç, bu kez sessiz diplomasi ile canlanıyor. Kürt siyaset borsasında, açık artırmaya sunulan taleplere karşın Devlet, olgun ve titiz duruş sergiliyor. Öyle kimseye bölgesel özerklik tanınmayacağı, milli birliği erozyona uğratacak iki dilli yapıya kapı aralanmayacağı görülüyor. Ama bu arada terör örgütünün iç dinamikleri çözülüyor. Dağ kadrosu yaşlanıyor. Silahlı politikanın sonuna gelindiği tartışılıyor. ABD, Irak'tan çekiliyor. Bölgesel Kürt Yönetimi, huzur ve refahını tehdit eden gelişmelere kayıtsız kalamıyor. Avrupa, zoraki işbirliğine yanaşıyor. Terör örgütünün İmralı'daki lideri, konjonktürün sunduğu bu şansın değerlendirilememesi halinde, geleceği göremeden ömrünün tükeneceğini biliyor. BDP'li vekiller, mevcut siyasi iklimin kolay kolay yakalanamayacağını kabul ediyor. Ve devlet, denklemin bütün bilinmeyenlerini "çözüm" ortak paydasında tanımlama cesareti gösteriyor. Örneğin, etnik kimlik bilinci zirveye tırmanan varsa onlara, güçlü anayasal teminat sunulabilir. Dilini öğrenme, propaganda yapma özgürlüğü genişletilebilir. Siyasette yer alma kanalları açılabilir. Örgütün lider kadrosu pazarlığa tabi tutulmadan ötekiler sivil hayata karışabilir. Etnik unsurların Devlet önyargısı kırılabilir.
Peki, bütün bunlara rağmen, terör hortlarsa ne olur? Emekler boşa mı gider? Kuşkusuz hayır! Birincisi, terörü doğuran şartlar büyük ölçüde değişiyor.
İkincisi, terör yapanların desteği giderek azalıyor.
Üçüncüsü, örgüte katılımı teşvik eden ortam zayıflıyor.
Dördüncüsü, küresel oyuncular, "silahı bırakıp, siyasete girmek mümkün" diyerek adres gösteriyor.
Beşincisi, Türkiye'de, insan hakları ve yüksek demokratik standartlara endeksli, herkesi önüne katıp götüren bir dönem başlıyor.
Bu yolda risk yok mu? Elbette var.
Asap bozan radikal isteklerle demokratik sürecin zedelenmesi, "Ne verirseniz verin bunların niyeti belli" diyen çevrelerin direnci, "Derin PKK ile iş tutan derin ağabeylerin manevraları", sansasyonel eylemlerle toplumunu manipüle edecek teröristlerin son çırpınışları gibi...
Mesele, milletin sinir uçları ile oynamadan, teröre taviz görüntüsü çizmeden, AB müktesebatı ile uyumlu demokratik adımları zamana ve zemine göre atabilme, teröre yataklık edenlerin malzemesini elinden alabilme becerisinde düğümleniyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.