OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Dokunulmazlık satrancı

Siz, "terör" diyorsunuz. O, "özgürlük mücadelesi" diyor.
Siz, "terörist" diyorsunuz. O, "gerilla" diyor. Siz, "terör örgütü" diyorsunuz. O, "özgürlük savaşçısı" diyor.
Ve bu kadar zıt uçlara savrulan bir ortamda siyaset eliyle çözüm üretmeye çabalıyorsunuz.

***

Terör örgütü, 2012'yi "kesin sonuç alma yılı" ilan ediyor. Hakkâri- Şırnak hattında, "alan hâkimiyeti" kurmaya çalışıyor. Tam bu sırada, parlamenter kimliğini taşıyan bir grup Şemdinli'ye gidiyor. Dağdan yola inen eli silahlı insanlarla "randevulu" olarak buluşuyor. Onların sırtını sıvazlıyor, yüreklendiriyor.
Ve o tabloya, "demokratik tolerans" gösterilmesini bekliyor. Bu, dünyanın neresinde mümkün olabilir ki?
***

Ankara'daki dokunulmazlık tartışmasını, "siyasi satranç tahtası" üzerinden okumak gerek. Bugün, 2009-2011 arasındaki gibi homojen politikalardan söz edilmiyor. Milli Birlik Projesi'nin uygulandığı dönemdeki gibi tek hat üzerinden ilerleyen bir strateji de yok esasen. Bir tür "davranış değişikliği" operasyonuna tanık oluyoruz, o kadar. Bunu, açlık grevlerinde de gördük, BDP'li vekillere dokunma niyetinde de... Açlık grevlerinin "devlete şantaj" olduğu savunulurken, cezaevlerinden ölüm haberi gelmemesi için "siyasi diplomasinin" tüm incelikleri de sergilenmişti. Benzeri durum, dokunulmazlık konusunda da yaşanıyor. Bir yandan 4. yargı paketiyle terör suçlarının kapsamı daraltılmaya çalışılıyor, diğer yandan BDP'li vekillere yargı yolunu açma girişimi yapılıyor. Çelişkili gibi duran bu hamleler aslında, siyaseten tutarlılık içeriyor. Hem o hem de bu seçeneği aynı anda göze alan, "kararlılık gösterisi" ile gelişen bir süreç var karşımızda.
***

Peki, "Bundan sonra ne olur?"
"Kontrollü tırmandırma planı" işler.
Bu ne demek?
BDP'li vekillerin dosyaları Anayasa- Adalet Karma Komisyonu'nda ayrılır. Bu dosyaların içeriğini incelemek için bir alt komisyon kurulur. O komisyon, belli bir süre ister. Bu süre zarfında, BDP-İmralı- Kandil hattının tavırları izlenir. BDP'lilerin üst perdeden beyanlarına rağmen, Meclis zeminini kullanma niyetlerine bakılır. Yani "fırsat penceresi" açık tutulur. Olmadı mı? O zaman, gerek iç gerekse dış kamuoyunu ikna edecek makul ve meşru gerekçeler açıklanır. Aynı anda; BDP'nin, TBMM Grubu'nun düşmemesi ve yasama faaliyetinden kopmadan hesap vermesinin formülü bulunur. Tabii polis otosuna girmesi için kimsenin kafasına bastırılmaz. O arada, 4. yargı paketinin sağlayacağı iklimden de yararlanılır.
***

Terörle mücadele bu kadar çetin koşullarda devam ederken duygular, mantığa hükmetmekte. Zaten toplum, olayların sıcaklığı içinde yüreği ile düşünür. Devlet ise geleceği gözeterek aklı ile karar almak zorundadır.
Silaha yaslanan siyaset de yol ayrımındadır. Ya dağda militanla olmayı ya da Meclis'te mücadele etmeyi tercih edecektir. Yoksa halen KCK tutuklusu olan BDP'li vekiller ile Meclis'tekiler arasında özünde bir fark yoktur. O çıkmaz yoldaki akıbet de bellidir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN