ŞEREF OĞUZ ŞEREF OĞUZ

Özel sektör arpalıkları

Çok değil bundan 10 yıl öncesine kadar, KİT'lerdeki yönetici pozisyonlarının "siyasi arpalık" gibi dağıtıldığını yazıyorduk.
Arpalık derken, yüksek maaş ve ekonomik imkânlarla donatılmış üst düzey yönetici koltuklarından söz ediyorduk.
Özellikle kamu iktisadi teşekkülleri (KİT) ve belediyelerin benzer şirketleri (BİT) yönetim kurullarına, iktidar yandaşları getiriliyor, bu koltuklar bakan, müsteşar yakınlarına ikbal kapısı oluyordu.
Hatta seçimi kaybetmiş iktidar partisi adaylarının çoğu için bu koltuklar "teselli ikramiyesi" haline gelmişti.
Türkiye'nin kayıp yılları 1990'lardan bu güne "arpalık" kavramı da dramatik değişimlere sahne oldu. Öncelikle Türkiye'yi 2001 krizine götüren süreçte "arpalık" ve benzeri pek çok kötü alışkanlığımızı gözden geçirme ihtiyacı hissettik.
Ayrıca Kemal Derviş döneminde atılan bazı radikal adımlar, yapısal değişimlere cesaret verdi ve arpalık kavramı da giderek silikleşti.
Halka açık bir şirketin yönetimle ilgili tasarruflarında da şeffaf olma zorunluluğu, bir kurumun başına getirilenlerin birikimlerini, beceri ve liyakatlerini sorgulamamızı sağladı.
Özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygın kullanımı, medya araçlarının çeşitlenmesi ve internet gibi yeni oluşumlar, karar vericileri "daha fazla göz önüne" getirince, yönetici tayinlerindeki keyfilik de giderek zorlaştı.
Fakat gözlerimiz kamuya kilitli ve zihnimizde "kamu hantallığı" şablonları varken, özel sektörde olup bitenleri fazla sorgulayamadık. Sandık ki "en kötü özel sektör" dahi "kamudan daha iyidir" ve özelleştirme dahil her türlü yöntemi kullanarak bu kamuyu da özel sektör mantığıyla yönetmek, işleri düze çıkaracaktır.
Oysa hayatın gerçeği, böyle bir noktada tecelli etmedi. Özel sektörün işleri daha iyi yaptığının bir yanılgı olduğunu, son küresel krizle bir anda anlayıverdik.
Bugün; bazıları devlet büyüklüğünde ekonomileri temsil eden dev şirketlerin tepe yönetimlerinde inanılmaz "yönetim zaafları" olduğunu biliyoruz.
160 yıllık dünya devi bir şirketin aynı gün içinde 14 bin işçinin işine son verip yönetim kurulu üyelerinin maaşlarına %80 zam yaptığına tanık olduk.
Batan dünya devi bir şirkete, kamunun kaynaklarından onlarca milyar dolar aktarıldığı gün, bu yöneticilerin özel uçak tutarak Atlantik ötesinde golf partilerine gittiğini gördük.
Yetmedi, işçisini kapıya koyduğunun haftasında kızının düğününde binlerce lira saçan CEO'ların da tanığı olduk.
Kamudaki tepe yönetiminin siyasi erk ile bağlantısını düzenlemek anlamındaki "özerkleştirme" belki yasal olarak sağlanamasa da hayatın gerçekleri ve krizlerin zorlayıcı dinamikleri bizi kamudaki arpalıkları sorgulamaya mecbur bıraktı.
Fakat bugün özel sektör arpalıkları mercek altındadır. Sermaye piyasaları derinleştikçe ve şirketlerin halka açılması hızlandıkça, özel sektörün yönetim kademeleri, daha fazla sorgulanır hale gelecek.
Binlerce çalışanın ekmek teknesini, sırf kan bağı yüzünden yönetime gelenlerin "yetersizlik ve yeteneksizliklerine" teslim etmek, daha da zor hale gelecek.
Bu konuda küresel kriz sonrası dünyada yaşanan gelişmeler ve atılan bazı adımların örnek teşkil edeceğini söylemek mümkün.
Mesela ABD sermaye piyasası kurulu SEC; halka açık şirketlerin şeffaflığı doğrultusunda dev adımlar atmış bulunuyor.
Aç gözlü CEO'ların veya muhteris yönetim kurulu üyelerinin, tepe yönetimini arpalık hale getirenlerin, şirketini dolandırmasının önüne geçiliyor.
Yüksek yönetici maaşları sorgulanıyor ve hiçbir değer yaratmadığı halde bulunduğu koltuk sayesinde çok fazla kazanç sağlayanlar, tartışma konusu haline getiriliyor.
Şirketler artık ücret politikalarını şeffaf hale getirmeye zorlanıyor.
Tepe yöneticilerinin özel hayatları "etik çerçeve" kriterleriyle sorgulanıyor, yönetim şeması ve güç dağıtımının mantığının kamu ile paylaşılması isteniyor.
Bu adımların çok yakın gelecekte bizdeki özel sektör arpalıkları diye adlandırdığım kadroları, mercek altına yatırmamızı sağlayacağına inanıyorum.
Sonuçta daha iyi yönetim, yalnızca kamunun değil, özel sektörün de hayati ihtiyacıdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.