ŞEREF OĞUZ ŞEREF OĞUZ

Trene dış bakış

Devlet Demiryolları, en eski kurumlarımızdan biri. Osmanlı'da tam 150 yıl önce başlayan demiryolu maceramız bugün TCDD ile sürüyor.
Cumhuriyetimizden de yaşlı bir kurumdan söz ediyoruz.
Köklü kurum sayısı zaten az olan ülkemizde var olanların da zamanın değirmeninde hantallaştığını görüyoruz.
Bu köklü kurum, ulaştırma gibi risklerle dolu ve stratejik bir alanda ise özellikle toplumun daima dikkat odağındadır.
Neticede hayatından tren geçmeyen insan, yok gibidir.
Demiryolcular, son yıllarda hummalı bir değişim sancısı içinde. Bir yandan trenlerini modernleştirip hızlandırırken diğer yanda kurumsal yönetişim alanında "farklı neler yapılabilir" arayışındalar.
Kurum, "yalnızca kazalarla gündemde olmaktan" bıkmış olacak ki kendine "dış bakış" aynası tutma cesaretini göstermiş.
TCDD evreninin sivil toplum örgütü olan Demiryolu Meslek Okulu Mezunlar Derneği, kendi içine fazlaca kapalı olan dünyalarının dışarıdan nasıl göründüğünü anlamak için bir platform oluşturmuş.
Dernek yönetiminden Gökay Türkyılmaz, "Dış Bakış" toplantıları ile toplumun her kademesinden insanı davet edip kendilerine "dışarıdan ve yansız" eleştiri talep ettiklerini söylüyor.
Bu sayede kurum, dışarıdan nasıl göründüğünü öğrenirken diğer yanda kendilerini, "yazar, kanaat önderi, sanatçı vs gibi" insanlara daha "gerçekçi" anlatabiliyor.
Son derece cesur ve çağdaş bir yaklaşım. Aslında bunu TCDD'nin yanı sıra Koç, Sabancı gibi özel sektör devleri de denemeli. Neticede ister kamu olsun ister özel sektör, zaman içinde her kurum, içine kapanma eğilimi taşır. Dışındaki dünya ile etkileşimli platform kurulması halinde, dışarıdan gelen eleştiriler "düşmanca" olmaktan çıkar. Aynı zamanda kendini dış dünyaya ifade ederken itibarını yönetmiş olur.
Meslekteki ilk yıllarım, Köprü'nün dahi olmadığı zamanlarda, Gebze ile Haydarpaşa arasındaki banliyölerde geçti. Uzun yıllar Maltepe istasyonuna bakan evde oturdum. Her gece Kurtalan Ekspresi'nin içinde yer aldığı rüyalarla sabaha uyandım. Geciktiğinde herkes kadar ona öfkelendim. Bir gün Ankara'da diğerinde İstanbul'da çalışıp geceyi yataklı vagonlarda geçirdiğim zamanlarım oldu.
Hayatından tren geçen biri olarak yurtdışındaki demiryollarını tanıdıkça, "neden geri kaldık?" sorusunu, herkes gibi ben de sordum. Sorunu kendi sorumluluk alanının dışına öteleyenler gibi ben de "Zamanında yatırım yapsaydık..." kolaycılığını denedim.
Ancak yılların gerisinde beliren gerçek şu ki; insan neyi öncellerse, onu geliştirebiliyor. Tren, önceliğimiz olduğu kadar gelişebildi. Bu, trenin uçak, araba gibi alternatiflerine göre "çağdışı" olmasından değil, mevcudun çağdaşlaşmasına "öncelik vermeyişimizden" idi.
Bugün modern bir kentli olmak, yol yürümek ve raylarda seyahat etmekle eşdeğer görülüyor. Tren, Viktorya Çağı'nda Sanayi Toplumu'nun ikonu idi ve önemliydi. Bugün ise önemliden öte, "vazgeçilmez" hale geldi.
Sorun, bu "vazgeçilmezlik trendini" trenlerimizin modernitesine taşıyabilmekte...
Bunun da yolu, öncelikle mevcut mirasın temellerinde, "mevcudu korumak, eksiği gidermek, olmayanı yaratmak ve gereksizi terk etmek" gerekiyor.
Haydarpaşa Garı'ndan binlerce kez geçtim ve önceki gün ilk kez bu görkemli binanın üst katlarında, demiryolcu dostların "Dış Bakış" davetine icabet için çıktım.
Bölge Müdürü Hasan Gedikli, bu toplantılar sayesinde kendilerini daha iyi tahlil imkânı bulacaklarını söylüyor. Doğrudur. Bunun dış dünya örneklerine bakınca, "sürdürülebilir" olması halinde, kurumsal dönüşüm için "hayati" olduklarını görüyoruz.
Kurumların tümü diyalogdan söz eder ama aslında olan şudur; Kurumdan dış dünyaya "monolog" ile dış dünyadan kuruma "bir başka monolog".
Biliyoruz ki diyalog, "iki monologun toplamı"ndan farklı bir şeydir.
Monolog kültürü ile trene dışarıdan bakınca ancak "kaza" görürüz.
Monolog kültürü ile trenciler de kendilerini, "savunma, inkâr, yalanlama" gibi negatif iletişim denizinde yüzer bulur.
Dış bakış, kurumlara, onları var eden toplum ile diyalog imkânı için bence mükemmel bir enstrüman sunuyor.
Her kuruma lazım, hararetle öneririm!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN