MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

Bir savcının feryadı

Bugün tartıştığımız sorunlara bakınca son 50-60 yılda iktidara gelen bütün siyasi partilerin ne yaptığını doğrusu merak ediyorum...
Baksanıza hiçbir temel sorun çözülmüş değil. Ekonomi, eğitim ve sosyal güvenlik alanında hâlâ çağın çok gerisindeyiz...
Kürt meselesi çözüm bekliyor.
İnanç özgürlüğü açısından Türban ve Alevi meselesi yerinde sayıyor.
Asker sivil ilişkileri gerilimli sürüyor.
Ve uzun yıllardır ağır yük nedeniyle yavaş işleyen, geç tecelli eden, bu nedenle de "vicdanla cüzdan arasına sıkışan" yargının durumu içler acısı...
Kısaca 85 yıllık cumhuriyet döneminin bütün sorunları birikmiş durumda...
Bu yetmez gibi zaman zaman "Yüksek Yargı" kurumları devreye girip, siyasal iktidarla güç savaşı yaparak reformların yapılmasını engelliyor, işi uzatıyor.
Alın Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun son tavrını...
Kurul üyeleri, Ergenekon gibi, faili meçhul cinayetler gibi önemli dosyalara bakan hâkim ve savcıları tayin etmek istiyor.
Nedeninin siyasi olduğu çok açık...
Bu durum bir tek şeyi gösteriyor: "Acil bir yargı reformu gerekli..."
Bu ihtiyacı en çarpıcı biçimde yargı mensupları dile getiriyor. Birkaç gün önce Anadolu'da görev yapan bir savcıdan, yargının sorunlarını anlatan ve adeta feryat eden uzun bir mail aldım.
Genç savcı, şu çarpıcı deneyimini anlatarak başlıyor sözlerine:
"Ben güzel ülkemizin mütevazı bir ilçesinde görev yapmakta olan ve meslekte 4. yılını doldurmuş bir Cumhuriyet Savcısıyım. Mesleğimin ilk yıllarında her mesleğin sorunlarının bulunabileceğini, önemli olanın sorunlara çözüm bulunması olduğunu düşündüm. Ancak geçen zaman içinde bırakınız sorunlara çözüm bulunmasını, sorunları çözebilecek mercilere sorunların iletilmesinin bile mümkün olmadığını gördüm."
Yazısında birçok ayrıntıya giren genç savcı, özellikle adaletin gecikmesine neden olan sorunları dile getirip, basit çözüm önerileri sunuyor.
Bu görüşleri zaman zaman köşemize alacağız ama ben şimdilik gündemde en çok tartışılan konuya yer vereceğim.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na...
Acaba yargı mensupları bu kurula nasıl bakıyor?

HSYK biat istiyor

Genç savcı önce bir tespit yapıyor:
"Kamu görevlileri arasında şüphesiz en korunaksız meslek mensupları hâkimler ve Cumhuriyet savcılarıdır. Zira diğer kamu görevlileri, haklarında uygulanan idari yaptırım kararları aleyhine yargıya başvurabilirlerken hâkim ve Cumhuriyet savcılarının böyle bir imkânı bulunmamaktadır. Hâkim ve Cumhuriyet savcıları hakkında tek söz sahibi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'dur.
Bu kurulun kararları ise yargı denetimine kapalıdır. Hâkim ve Cumhuriyet savcılarının geleceği bu kurulun sınırlı sayıdaki üyelerinin iki dudağının arasındadır."
Tam da bu nedenle son dönemlerde bazı hâkim ve savcıların başına inanılmaz işler geldi.
12 Eylül darbecileri hakkında dava açmak isteyen Sacit Karasu, bir dönem Bayrampaşa Cezaevi'nde farklı uygulamalarıyla dikkat çeken Necati Özdemir ve son olarak da Şemdinli Savcısı Ferhat Sarıkaya meslekten atılarak diplomaları hükümsüz kılındı. Avukatlık bile yapmaları engellendi.
Sicili böylesine olaylarla dolu kurulu, genç savcı şöyle tanımlıyor:
"Bu kurulun üyeleri çoğu zaman hukuki olmayan kaygı ve gerekçelerle hareket etmekte, hâkim ve Cumhuriyet savcılarının sürekli kendilerine biat etmelerini istemektedirler. Hâkim ve Cumhuriyet savcıları, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun mevcut halinde kendilerini güvende hissetmemektedirler."
İşte Türkiye, yargı mensuplarının böyle baktığı bir kurulu tartışıyor ve buradan bir çıkış yolu arıyor.
Genç savcı, o yolu da şöyle gösteriyor:
"Tüm hâkim ve Cumhuriyet savcılarının adil bir şekilde temsil edileceği, üye sayısı artırılmış ve yapı olarak daha kolektif bir hale getirilmiş, kararları yargı denetimine açık olan bir Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na ihtiyaç var."
BİZE ULAŞIN