MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

'Kartkurt' dili bile yasak

Yaşar Kemal'in Kürt sorunuyla ilgili, Radikal gazetesinden Cem Erciyes'e yaptığı açıklamalar, sadece siyasetçiler için değil, hepimiz için yol haritası niteliğinde. Ve herkesin okuması gerekiyor.
Bir dilin yasaklanışını, bir kültürün yok oluşunu bir romancıdan, bir edebiyatçıdan daha iyi kim anlatabilir?
Bu coğrafyada yaşayan insanların serüvenini Türkçe yazan bu büyük romancı, şimdi dilini, kültürünü özgürce yaşamak isteyen, içinden geldiği halkın yüzyıllık çaresizliğine dikkat çekiyor.
Şöyle diyor Yaşar Kemal:
"Bir insanı, bir halkı küçümsemek, onları insandan saymamak insanı öldürmekten beterdir. Kürtlerin dili yoktur. Onların dili dil değil 'Kartkurt'tur. Bu olmayan Kartkurt dili de yasaktır."
Ve tüm topluma bir çağrı yapıyor:
"Bu adamlar niçin bunca yıldır dağdadırlar diye düşünmedik. Seksen yıldır bir soluk almadı bu bölge..."
Bu satırları okuyunca belki bu büyük romancımızın çığlığı bu topraklarda "öteki" leştirilen insanları anlamamıza vesile olur diye düşünüp, umutlandım. Ve çağımızın bir başka tanığı ünlü yazar Amin Maalouf'un son kitabını hatırladım.
Kürt meselesinin yoğun tartışıldığı ve çözüm umutlarının yeşerdiği bugünlerde Maalouf'un son kitabı Çivisi Çıkmış Dünya'da yer alan şu satırlar çok şeyi anlatıyor:
"Her ülkede, her kentte birlikte yaşayan, farklı farklı kökenlere sahip o insanlar, biçimleri bozan prizmaların -bazı yerleşik düşüncelerin, atalardan kalma önyargıların, dar kafalı imgeleriniçinden birbirlerine bakmayı daha uzun süre sürdürecekler mi? Bana kalırsa, içinde yaşadığımız dünyaya daha iyi kulak kabartabilmek için alışkanlıklarımızı ve önceliklerimizi değiştirmemizin zamanı geldi."
Bizim için de bazı şeyleri değiştirmenin zamanı gelmedi mi? 85 yıldır Kürt meselesiyle uğraşıyor, 25 yıldır da bitmeyen bir kirli savaşın içinde debeleniyoruz. Artık yetmedi mi?
Maalouf, "alışkanlıklarımızı ve önceliklerimizi değiştirmemizin zamanı geldi" derken gerekçesini de söylüyor:
"Çünkü bu yüzyılda artık yabancı diye bir şey yok, yalnızca 'yol arkadaşları' var. Çağdaşlarımız ister sokağın öteki köşesinde, isterse dünyanın öteki ucunda yaşıyor olsunlar, evimizden iki adım uzaktalar sadece; davranışlarımız onları derinden etkiliyor, onlarınki de bizi."
Ünlü yazar, içinden geçtiğimiz çağın istesek de istemesek de "öteki"leri her şeyiyle tanımaktan geçtiğini şu sözleriyle dile getiriyor:
"Ülkelerimizde, kentlerimizde, mahallelerimizde olduğu gibi bütün dünyada da iç barışı korumak istiyorsak, insanlar arasındaki çeşitliliğin, şiddete yol açan gerilimlerden çok, uyumlu bir birlikteliğe dönmesini arzuluyorsak, 'öteki'leri şöyle böyle yüzeysel, üstünkörü biçimde değil, iyice yakından, hatta özel yaşamlarına kadar tanımamız gerekiyor. Bu da ancak onların kültürlerini öğrenerek olur. Öncelikle de edebiyatlarını. Bir halkın özel yaşamı edebiyatıdır. Tutkularını, özlemlerini, düşlerini, yoksunluklarını, inançlarını, çevresindeki dünyaya bakışını, kendisini ve -buna biz de dahil olmak üzere- başkalarını nasıl algıladığını edebiyatla açığa vurur."
Dünya buraya gidiyor.
Bizse hâlâ Kürtlerin dilini kullanıp kullanamayacağını tartışıyoruz. Dilini özgürce kullanmasına izin verilmeyen bir halkı edebiyatından nasıl öğreneceğiz?
Bunu yapmadığımız çok açık. Hiç olmazsa Yaşar Kemal'i dinleyelim.
BİZE ULAŞIN