AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Olmasa da olur

Şakır şakır yağmur yağıyor, sabah erken böyle değildi.. Şuradan şuraya yürümek istesek yok olup eriyeceğiz sanki. Yok canım çok şeker olduğumuzdan değil, çok çeker olduğumuzdan. Tentenin altında, ısıtıcı üstümde sakin sakin oturuyorum işte. Doğal sebeplerden beklemedeyim. Laf aramızda hiç de sorun değil... Sabah erken böyle değildi, hüzünlüydü ama ağlamayacak gibiydi. Uyku tutmadı "Kalk git" dedi. Tam gidiyorduk ki, dokuzu beş geçti... Durduk yolda, indik arabadan, sessizdik bir dakika, biliyoruz hiçbir şey eskisi gibi değildi. Sağımız solumuz şaşmış. Ne ak ak gibi, ne kara kara. Her şey bilmediğimiz tonlarda...Geldim her sabahki gibi aynı kahveye, umduğum kaçak yapınca bulduğuma nefes almayı öğrendim... aferin mi bana? Uzun hikâye, belki de çok kısa, neyse... Ne güzel duruyorduk şurada, az önce arkadaşlarım gitti oraya buraya. Dedim ya şakır şakır yağmur yağıyor, sabah erken böyle değildi. Çay vardı, koyu sohbet vardı.
"Yerin dar" dediler gazeteden, "Her zamankinden kısa"... Dedim ya nefes almayı öğrendim umduğum yokken bulduğumla.
Tam yazıya başlarken bir adet organik limon verdi yan masadan kırmızı yağmurluklu siyah bereli adam. "Yolda gelirken aldım, biri benim, biri sizin olsun bari" dedi.
Olsun bari....
Zaten her zaman biri seninse diğeri başkasının olmalı değil mi? Paylaşmalı yani. Biri de benim olsun, sadece benim yani.
Düşünüyorum da Perihan Mağden okumak en gizli mutluluğum olabilir mi? Son kitabı, romanı 'Yıldız Yaralanması' ellerimde ama sadece evde. Tutup sokağa çıkarmıyorum yani. Azar azar okuyorum, bir daha ne zaman yenisini okuyacağımız belli mi?
Bir acayibim Perihan Mağden'e karşı, hem ceketim ilikli hem pijamalıyım. Hem tedirginim ayaktayım hem koltukta ayaklarımı altıma almışım.
'Ruhsal Astroloji'
diye bir şey var. Geçen gün yeni tanıştığım biri söyledi, bu model astrolojide 'Başak'mışım. Kitabında şöyle öneriyor bana; kendine bir yol gösterici aramaktan vazgeç, tek başına da başarabilirsin... başka şeyler de diyor ama en çok bu cümle aklımda kalmış işte.
Neyse, Perihan Mağden'in kitabından bahsediyordum "Harika bir roman mutlaka okuyun" desem ne saçma, hadsizce. Birinin başlattığı yangını başkası söndüremiyor özetle.
Hep yazsın o, hep onunla çarpışma imkânım olsun köşeden dönünce.
Yazımızn sonuna geliyoruz. Yerimiz bu kadar. Aslında en başında başka bir şey söylemek istemiştim size; olmasa da olur biliyor musunuz?
Biri ya da bir şey olmadan yaşayamaz değiliz, eksik hiç değiliz. Hep tamız tam, tastamam. Tam da olması gerektiği gibi. Gidenin gidişi, kalanın kalışı, yeninin selamı, bugünün gözyaşı, şu yağmur, sonra açacak güneş, özlediğin, hiç özlenmediğin, öğrendiğin ve asla bilemeyeceğin...
Hepsi olması gerektiği gibi. Olmasa da olur o 'en' gerekli zannedilen, hatta belki de olmadığı için çok da güzel olur.
Öyle işte, iyi pazarlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN