BÜLENT TİMURLENK BÜLENT TİMURLENK

Real’i deviren adam

Ağaca çıkıp teknik adamlık yapan da o, Şili’ye Güney Amerika Kupası’nı kazandıran ve Real Madrid’i yıkan da... Bu sezon İspanya La Liga’yı sallayan bir deliyi takdimimdir; Jorge Sampaoli

Keşke hayatta tutkuyla bağlı olabileceğim ikinci bir spor dalı olsaydı diyecek kadar çok seviyor futbolu Jorge Sampaoli. Bazı teknik adamları diğerlerinden ayıran da budur. Sahaya takım elbiseyle değil, eşofmanla çıkan, 90 dakika boyunca kulübede oturmayan, sürekli maçı yaşayan, hakemle uğraşan, yeri geldiğinde rakip kulübüyle ve tribünlerle gerginlik yaşayan, tutkusuyla çalıştırdığı takımın taraftarının sevgilisi olan, kazanmaktan öte maçın ruhunu yaşayan, kendini kaptırıp giden teknik adamlar... Ne Mourinho, ne de Pep Guardiola uyuyor bu tarife. Ne Zidane ne de Ancelotti... Fakat aklınıza gelen ilk ismin kim olduğunu biliyorum. Elbette ki Marcelo Bielsa.

ROL MODELİ BİELSA
Arjantin'in dünya futboluna hediye ettiği tarihin en iyi teknik adamlarından biri, o çok yakışan "Deli" (El Loco) lakabıyla bilinen Bielsa. 19 yaşında ayağı kırıldığı için futbol kariyeri başlamadan biten Jorge Sampaoli'nin idolü elbette ki Bielsa... Ona Güney Amerika'nın Mourinho'su da diyenler var ama daha güzeli Garibanların Bielsa'sı. Çünkü günümüzün en büyük futbol filozoflarından biri olan Bielsa hayatında hiç maddi sıkıntı çekmemiş aristokrat bir aileden geliyor.
Dedesi, ülkenin önemli düşünürlerinden, babası baro başkanı bir avukat, annesi tarih profesörü olan Bielsa, Sampaoli için bir rol modeli. Bugüne kadar bir kez olsun idolü için "Deli" lakabını kullanmamış olması ona olan büyük saygısından dolayı elbette. River Plate maçlarını izlemek için Buenos Aires'e hafta sonlarında 12 saat yol yaparak gelen, Bielsa'nın bütün basın toplantılarını kasetlere kaydeden, cüzdanında kaybettiği babasının fotoğrafını taşıyan bir başka "deli"den bahsediyorum size...

KADER MAÇINA 1996'DA ÇIKTI
Onun kaderini değiştiren maç 1996 yılında oynandı. Genç takımın hocası Sampaoli'yi hakem itiraz ettiği için saha dışına gönderdi. Bir semt sahasından hallice yerde takımından ayrı kalmayı kendisine yediremeyen Sampaoli bir ağaca tırmandı ve oradan direktifler vermeye başladı. La Capital gazetesinden bir muhabirin çektiği fotoğrafı yayın yönetmeni ertesi gün birinci sayfada kullandı. Ağaca çıkmış bir teknik adam! "Bekler hücuma çıkmaz. Kanat oyuncusu yok. Arjantin'deki futbolu izlerken baygınlık geçiriyorum" diyen Jorge Sampaoli, ülkesinde Newell's Old Boys alt yapısı dışında hiçbir takımı çalıştırmadı. O, onun vizyonuna ve futbol felsefesine inanan takımların peşine düştü. Ona futbol dünyasının Kel Che'si de dediler. Peru, Şili ve Ekvador Ligleri'ne oynattığı futbolla imza attı.
Üçlü defansın önüne koyduğu dörtlü, orta rakibin forvet hattını da orta sahasını da imha ediyordu. Çok koşmak lazımdı onun takımında. Gün geldi Şili'de bayrağı Bielsa'dan teslim aldı. Kimse şaşırmadı elbette. İnsan ilişkilerinde zor adam olan Bielsa biraz da aristokrat kimliğiyle geçinilmez kartvizitiyle dolanırken, halk adamı Jorge Sampaoli Şili'de hayal edilenden fazlasını yaptı. Güney Amerika Kupası'nı kazanan milli takıma veda ederken adı Bielsa gibi Lazio ile anıldı ama İtalyanların futbolunu da sevmiyordu.
Bielsa, futbola büyük bir tutkuyla bağlı A.Bilbao ve Marsilya taraftarının gönlünü fethetmiş ama ayrılıklarıyla da biraz pas tadı bırakmıştı. Memleketine dönüp inzavaya çekilirken Sampaoli, kendisi kadar tutkulu bir kulüp ve tribünler arıyordu. Aklınıza Fenerbahçe ve Galatasaray gelmesin. Bielsa, Sampaoli gibi adamların futbolu çok bildiklerini sanan ama zerre anlamayan kulüp yöneticileriyle ilişkileri bir ay bile sürmez bizim futbol iklimimizde.
Sampaoli kendine yakışanı yaptı. İspanya'da Endülüs bölgesinin bütün genlerini üzerinde toplayan Sevilla'nın teknik direktörü oldu. Geçen hafta Real Madrid'in 40 maçlık yenilmezlik rekoruna son verdi Jorge Sampaoli. 85. dakikada Ramon Sanchez-Pizjuan Stadyumu'nda 1-0 gerideydi Sevilla. Yedi dakikada çevirdiler maçı. Bir zamanlar futbol tutkusunun ağaca çıkardığı Jorge Sampaoli bir dakikasında oturmadığı maçın ardından bir çocuk masumiyetiyle seviniyordu çimlerde... Onun çalıştırdığı takımlara karşı maç kazanabilirsiniz ama Sampaoli'ye pes dedirtemez, onu yenemezsiniz...
BİZE ULAŞIN