Din kalesi olma iddiasındaki bir kurumu gülünç bulduğumu söyleyerek hiçbir toplumun ruhsal birikimine saygısızlık etmek istemem. Ama o kurum şu 2010 yılında Ortaçağ safsatalarıyla insanlığın büyük bir bölümünü aptal yerine koymayı sürdürüyorsa, somut gerçeği vurgulamak görev olur.
Vatikan dünyanın en büyük çelişki deposudur.
Yaydığı inancın temel maddesine göre, başındaki Papa Tanrı'nın "hiç yanılmaz" vekilidir yeryüzünde.
Oysa tarih boyunca Papalar güneşin dünya çevresinde döndüğü tezi gibi en büyük yanılgıların savunucusu olmuşlardır.
Hazreti İsa şiddete karşı çıkmış, hak korunmasında bile güç kullanılmamasını istemişken, Katolik kilisesi kendi yanlışlarını eleştirenleri amansızca ezmiştir.
Hazreti İsa paradan iğrendiğini söylemişken, Vatikan cennette arsa satmak gibi dolandırıcılıklara bile başvurarak kasalarını doldurmuş, dünyanın en zengin çokuluslu işletmelerinden biri olmuştur.
Hazreti İsa'nın hayatı basit yaşantı ve sadelik örneğiyken, günümüzde Vatikan bir debdebe ve gösteriş odağıdır. Sürüp giden abuk sabuk çelişkileri saymakla bitmez.
Rahiplere cinsellik yasaktır. Ama Papa bütün Katoliklere cinsel rehberlik eder, yasaklar koyar, dersler verir.
Asıl derslerin kimlere verilip nelere yasak koyulması gerektiği ise bir kere daha kemal-i rezaletle açığa çıktı son zamanlarda:
Birçok ülkede birçok Katolik rahip sübyancılık etmiş. O yüzden kaç oğlancığın ömür boyu ruhen sakat kalmış olduğu bilinmiyor.

***

Bir dinin ahlak içeriği de olmalı, değil mi? Öyle bir skandal patlak verince ne yapmakla yetinilir? Utanılır, özür dilenir, sorumlular cezalandırılır, suçların bir daha işlenmemesi için önlem alınır, o kadar.
Vatikan ise askerliğin "En iyi savunma saldırıdır" kuralı uyarınca ve bizim "zeytinyağı gibi üste çıkmak" dediğimiz pişkinlikle eleştirileri tersyüz etmeye çalışıyor.
Efendim, rezaletin üstüne gitmek Katolikliğe saygısızlıkmış. Kutsal kilisenin yüceliği zedeleniyormuş!
Papa Hazretlerinin kişisel durumuna gelince...
Biliyorsunuz, bu zat kardinal iken İslam dinine kabaca dil uzatarak bir başka skandal yaratmıştı. Papalığında da Avrupa'nın bir Hıristiyan topluluğu olduğu görüşünü destekleyerek Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkmayı sürdürmekte.
Şimdi anlaşıldı ki kardinallik döneminde bir marifeti de çocuk tecavüzcüsü rahiplerin pisliklerini örtbas etmek olmuş.
Sübyancılık hastalıktır bir ölçüde; o oranda hafifletici neden sayılabilir. "Rahip ayıbı gizlemek" diye bir hastalık ise yoktur. O suçu işleyen kişi hiçbir ölçüde mazur görülemez.
"Tanrı'nın hiç yanlış yapmayan vekili" olsa da...

***

Bunlar hep Katoliklerle ilgili. Hıristiyanlığın başka kesimlerinde işler ne âlemde?
Düzgünü de var, başka türlüsü de. "Başka türlüleri" Hazreti İsa rotasının tam karşıtı işler yapmakta rekor kırabiliyorlar.
İrlanda'daki mezhep gırtlaklaşmaları gibi olaylardan söz etmiyorum. Daha acayip şeyler oluyor. Amerika'da "silahlı tarikat" grupları türedi. Sayıları geçen yıl yüzde 244 artarak 512'ye çıkmış.
Bunlardan adı Hutaree olan birinin karargahına zırhlı araçlar ve helikopterlerle baskın yapıldı. Yakalanan 9 kişinin ifadelerine göre niyetleri kitle imha silahları edinmekmiş. (Hani Irak'ta bulunduğu söylenip de bulunamayan nesneler.)
Uygulanacağını söyledikleri ilk plan ise harika: Bir polis memurunu öldürmek, onun cenaze töreni için toplanacak kalabalığı sarıp biçmek.
Böyle şeyleri niçin yapmak istedikleri sorulduğunda alınan yanıt da şu:
"İsa peygamberin vasiyetini yerine getiriyoruz."
Ben bunları niçin anlattım?
Ülkemizde din konusunda çok karışıklık ve "tehlike" olduğundan yakınan aydınlar var. Nüfus kayıtlarında "Müslüman" değil de "Hıristiyan" yazılmadığı için hayıflanacaklar neredeyse.
Halimize şükretmek daha doğru olmaz mı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN