REFİK ERDURAN

Tok kedi rehaveti

Çok sıcak. Beyinler zorlanmakta. Doğa yasaları uygarlığı geriye ittikçe herkes kendi derdine düşmüş.
Duygular düşünceye ağır basıyor.
Onlar evrim boyunca canlının kendini kollaması doğrultusunda gelişmiştir. Korku tehlikeden kaçmayı, öfke çıkar için çatışmayı, şehvet üremeyi sağlar.
Bir istisna vardır: utanç. Uygarlık ürünü olan o duygu bireye fiziksel kazanç sağlamaz, çoğu kez kayıp getirir. Savaşta kaçmayan asker ölür. Yolda bulduğu paranın üstüne oturmayan talihli o fırsatı heba eder. Dostunun eşinin verdiği cinsel pastan yararlanmayan kişi bir kaçamak keyfinden yoksun kalır.
Nedir bu?
Dünyanın görüntüsüne bakılırsa, enayilik.
Farkındaysanız, en rahat yaşayan insanlar utanç duygusunun yükünden sıyrılmayı en iyi başarmış olanlar. Başarı diyorum; çünkü bir de görüntüleri midenin kaldırıp kaldırmaması sorunu var. Bulantı bastırmak kolay değil.
Onu beceriyorsanız, deneyin dünya egemenlerinin uyguladığı utanç perhizini.
Bakın nasıl rahatlayacaksınız!
***

Akdeniz'de, Ege'de, Güney Doğu Asya ve Avustralya açıklarında tıka basa insan dolu köhne tekneler fırtınaya yakalanıp alabora oluyor. Ya da arızalanıp cam gibi denizde, yakıcı güneş altında günlerce hareketsiz kalıyor. Yolcular başka ülkede iş bulma umuduyla son paralarını insan tacirlerine kaptırmış çaresizler.
Analar bebeklerinin azgın dalgalara kapılışını, köpekbalığı dişleriyle parçalanışını ya da susuzluktan pörsüyerek can çekişmesini seyrediyor ağlayarak.
İtalya'nın Brescia kasabasında bir buçuk yıldır iş arayıp da bulamayan Marco Turrini 4 yaşındaki oğlunu ve 14 aylık kızını altıncı kat penceresinden fırlattıktan sonra kendi de ölümüne atlıyor.
Suriye yıkıntılarından birinde bir başka erkek kıskıvrak bağlı, yerde. Ensesinden vurulmadan önce burnunun dibinde karısının ırzına geçiliyor, delikanlı oğlunun karnına kurşunlar sıkılıyor. Kapattığı gözleri zorla açılıp her şeyi görmesi sağlanıyor.
***

Daha neler oluyor, neler... Ama tuzunuz kuruysa, bulantı derdiniz de yoksa, siz düşünmeyin hiçbirini. Kendi ülkenizdeki acıları, tutuklu diye bu sıcakları kodeste geçiren babanın NİHAYET çıkması beklenirken "Gelmiyor" haberini alınca ağlaşan çocukları falan da aklınıza getirmeyin. Keyfiniz kaçar.
Klimanızı açın ya da gölgelik bir yer bulun. Soğuk bir şey için. Varsa -Allah bağışlasın- kendi çocuklarınızı iyi bir üniversiteye nasıl sokacağınızı düşünün. Onların da tuzu kuru olsun. "Gemimi kurtaran kaptanım" diyerek rahatınıza bakın. Dünyaya bir kere gelinir.
Şu kediyi görmüyor musunuz, sıcağa aldırmadan ne tasasız uyuyor. Verdiğiniz ciğeri yedi ya; sokaktaki aç hemcinsleri umurunda mı!
Efendim? Bilinçsizliğin rahatı kedilere mi yakışır?
Eee, ne yapalım, rahatsızsanız, o da ananızın babanızın kabahati. İnsan kimliğiyle gelmeseydiniz dünyaya.

BİZE ULAŞIN