TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Bırakmak mı gömmek mi?

Türkiye hiçbir dönemde böylesine yüklü bir gündemi omuzlamadı. Üstelik gündemin sıcak maddelerine hergün yenileri ekleniyor. O nedenle bir süredir Kürt sorununa ve terörle mücadeleye el atamadık.
Bu konudaki son yazımızdan bu yana gelinen nokta şöyle: Ankara'da hem sivil ve askeri kadrolar, hem de iktidar ve muhalefet arasında Kürt sorununa çözüm arayışlarının daha fazla ertelenemeyeceğine ilişkin geniş bir mutabakat sağlanmış durumda.
Elbette olası çözümün bir dizi olmazsa olmazı var: "Tek vatan, tek devlet ve tek bayrak" temelleri üstünde yükselmesi gibi. Devletin şeklinin ve yönetimin tekliğinin asla tartışmaya bile açılamaması gibi. Bölgesel özerkliğe değil, yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması ilkesine dayanması gibi...
Elbette olası çözüm bir dizi hakkın verilmesini de kaçınılmaz kılıyor: Kürt kimliğinin devlet tarafından resmen tanınması, Kürtçe eğitimin sağlanması (Eğitimin tekliği ilkesi uyarınca devlet okullarında Kürtçe eğitim mümkün olmazsa, özel okullarda yapılabilmesi için devlet gerekli kaynağı aktarabilir), Kürt dili, kültürü, edebiyatı ve sanatı için akademiler ve araştırma enstitüleri kurulması, Kürtçe siyasi faaliyetin serbest bırakılması, Kürtler'in Meclis'te daha fazla temsil edilebilmesi için Siyasi Partiler ve Seçim Yasaları'nın değiştirilmesi ve seçim barajının düşürülmesi gibi...
Ve elbette olası bir çözüm PKK'ya neşter vurulmasından geçiyor: Öncelikle örgütün silahsızlandırılması, yönetim kadroları ile suça karışmış unsurlarının Türk adaletinde hesap vermesi, suça karışmamış olanların ise siyasi yaşama katılmasının yolunun açılması sürecinin tamamlanması gerekiyor.

PKK ve Tamil Kaplanları

Terör örgütünün silahsızlandırılması ve daha sonra en azından askeri kanadının tasfiyesi tartışmalarında gelinen nokta da şöyle: Ankara'daki sivil ve askeri kadrolar PKK'nın silah bırakmasından başka bir seçeneğin söz konusu bile edilemeyeceğini söylüyor. Buna karşılık, Kürtler'in Meclis'teki sözcüsü DTP, "Silah bırakmak" yerine "Silahları gömmek" söylemi geliştiriyor. Atlantik'in öte yakasından ise Washington'da "PKK'nın silahlarını ABD'ye teslim etmesi"ni öngören bir planın pişirilmekte olduğu haberleri geliyor.
Bize göre, laf cambazlığı yapmanın anlamı yok; PKK silahlarını ya bırakacak ya bırakacak. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ daha üç gün önce İstanbul'da 51 ülkeden gelmiş 119 generale hitaben yaptığı konuşmada üstüne basa basa tekrarladı: "Terör örgütü dağılıncaya ve silah bırakıncaya kadar mücadele etmeye son derece kararlıyız."
Örgütün Kandil'deki lider kadrosundan Cemil Bayık, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu kararlılığını şöyle okudu: "Plan, silah bırakılmazsa tıpkı Sri Lanka'da Tamiller'e yapıldığı gibi, saldırarak yok etmektir."
Orgeneral Başbuğ'un "Mücadeleye son derece kararlıyız" derken Tamil Kaplanları'nın sonunu kastettiğinden emin değiliz.
Ancak PKK ile Tamil Kaplanları arasındaki paralelliği Türkiye gündemine ilk getiren yazar olarak, Bayık'a Sri Lanka örneğini iyi incelemesini ve aynı akıbetle karşılaşmamak için bir an önce gereğini yerine getirmesini tavsiye ederiz.
O örneği kısaca hatırlatalım: Sri Lanka hükümeti on yıllar boyunca Tamil Kaplanları'na terörden vazgeçmeleri ve silah bırakmaları karşılığı çok geniş haklar önerdi. Örgüt hep reddetti, reddetti. Sonunda Sri Lanka'nın başına "Bu işi sonuçları ne olursa olsun bitirmek" andı içen bir devlet başkanı geldi. Silahlı kuvvetlerine her türlü yetkiyi verdi. Ve "Baş edilemez" denilen örgüt birkaç haftada yok oldu. "Yok olmak" fiilinin içerdiği tüm anlamlarda.
PKK hayatın basit bir gerçeğini unutmasın: Her şeyin bir sonu var.
BİZE ULAŞIN