ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Vatandaşlık

Dört gün boyunca "Kürtler ne(ler) istiyor?" başlığıyla Kürt siyasilerin, aydınların ve sivil toplum örgütleri sözcülerinin "Açılım"dan beklentilerini aktarmaya çalıştık.
Görüşlerine yer verdiğimiz Kürt temsilcilerinin hemen tümü taleplerinin başında "Kimlik sorunu"nun çözümünü, Anayasa'daki "Vatandaşlık" tanımının değiştirilmesini saydı.
Peki tanım nasıl olmalı veya nasıl formüle edilmeli? Yanıtlar aşağı-yukarı aynı oldu: "Anayasa'nın 66'ncı maddesindeki 'Türk' sözcüğü yerine 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı' kavramı konulsun", "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı üst kimliğe dönüştürülsün" gibi...
Hükümetin açılımından önceki tartışmalarda da benzer öneriler yapıldı. Hatta Prof. Dr. Ergun Özbudun başkanlığındaki bir kurulun hazırladığı "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Önerisi"nde biraz da bu tartışmaların etkisiyle üç seçenekli vatandaşlık tanımı getirildi:
1- "Devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır."
2- "Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese, din ve ırk farkı gözetilmeksizin Türk denir."
3- "Vatandaşlık temel bir haktır. Kanunun öngördüğü esaslara uygun olarak bu statüyü kazanan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır."
Özbudun ve arkadaşlarının yeni Anayasa önerisi rafa kalktığı için bu üç seçenekten hangisinin talep veya beklentilere cevap verdiğini tartışmak mümkün olmadı.

66'ncı madde etnik ayrımcı mı?
Şimdi vatandaşlık tanımıyla ilgili talepler tazelenince bir soruya yanıt arama ihtiyacı duyduk: "Anayasa'nın 66/1 maddesindeki vatandaşlık tanımı gerçekten etnik ayrımcılık içeriyor mu?"
Soruyu bir başka şekilde ifade etmek gerekirse, "Anayasa'daki 'Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür' tanımındaki 'Türk' sözcükleri etnik vurgu anlamına mı geliyor?"
Bu soruya en objektif, en hukuki ve en dürüst yanıtı, Türkiye'nin yetiştirdiği en değerli anayasa hukukçularından olan rahmetli Prof. Dr. Bülent Tanör'ün yorumunda bulduk.
Terörün en kanlı yıllarında, faili meçhullerin, yargısız infazların haddinin hesabının olmadığı bir dönemde Kürt sorununun tüm can alıcı yönlerini kamuoyu önüne cesaretle getiren Tanör'ün kimliğine, duruşuna ve akademik namusuna sanırız kimsenin itirazı olmaz.
İşte o Tanör, 1997'de TÜSİAD için hazırladığı "Türkiye'de Demokratikleşme Perspektifleri" adlı raporda Anayasa'daki "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür" tanımını bakın nasıl yorumluyor:
"Bu ifadeden 'Türkiye'de herkes Türktür' ya da 'Türkiye'de Kürt yoktur' anlamı çıkmaz. Bu yoldaki yorumlara ve eleştirilere katılabilmek imkânsızdır. Yukarıdaki formül sadece vatandaşlık tanımıyla ilgilidir ve hukuki bir formülasyondur. Bundan kültürel ya da toplumsal (etnik) bir anlam çıkartmak doğru değildir. Kaldı ki, bu formülasyon ulusal kurtuluş savaşı yıllarında doğmuş ve 1924 Anayasası'na da bu şekilde girmiştir. Bu gerekçelerle, söz konusu Anayasa hükmüne yönelik eleştirileri paylaşmıyoruz. Hatta bu formülün 'Türk' olmayı bir hukuki bağla, yani 'Vatandaşlık'la ilişkilendirmesini ve sadece bu kadarıyla yetinmesini demokratik bir tavır olarak görüyoruz."
Kısacası ve açıkçası Tanör, Anayasa'daki vatandaşlık tanımının korunmasını savunuyor.
TÜSİAD, Tanör'ün raporunu 10 yıl sonra yeniletti ve "Türk Demokrasisinde 130 Yıl" adıyla 2006 sonunda yayınladı. Güncelleştirmeyi yapan ekibin başında kim vardı dersiniz? Bugün AK Parti Mersin Milletvekili ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkanı olan Prof. Dr. Zafer Üskül. İşte Üskül'ün Anayasa'daki "Vatandaşlık" tanımıyla ilgili değerlendirmesi: "1982 Anayasası'nın 66/1. maddesinde yer alan vatandaşlık tanımında yer alan 'Türk' sözcüğünün 'Devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olan kişi'yi ifade ettiği tartışmasızdır. Bu nedenle, hüküm korunabilir."
Alıntı yaptığımız bilimsel ve objektif yorumların bizce tek sonucu var: Maksat "Bağcı dövmek" değil, "Üzüm yemek" ise, vatandaşlık tanımıyla ilgili taleplerde bir kez daha düşünülmeli...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN