ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Kaliteli yaşam

Çok bunaldığımda, Ahmed Arif'in "Hasretinden Prangalar Eskittim" şiirindeki "Okyanusun en ıssız dalgasına düşmüş kibrit çöpü" misali Pasifik adalarından birine vurmanın düşlerini kurarım.
Ama en büyük hayalim ya da umudum, ömrümün son birkaç yılını sakin bir Ege kasabasında geçirebilmektir. Deniz kıyısında olması şart değil; denizi uzaktan da görse yeter.
Bununla birlikte zaman zaman dost meclislerinde "Şu anda Türkiye dışında nerede olmak isterdin" sorularına muhatap olduğumda, doğrusu zorlanırım. Mesleğim gereği dünyanın önemli bir bölümünü gezdiğim için sevdiğim, havasını solumaktan keyif aldığım epey kent var: New York, Tokyo, Pekin, Şanghay, Hong-Kong, Kuala Lumpur, Atina, Roma, Paris, Berlin, Prag, Londra, Stockholm, Münih... Aday listesi hayli uzun...
Ancak herhalde "Orada olmak istediğim" kentlerin başında Auckland gelir. Yeni Zelanda'nın en büyük kenti. Büyük dediğime bakmayın, topu topu 1.3 milyon nüfuslu. Neredeyse denize kadar inen ormanlar, ılık bir iklim, kusursuz bir altyapı, sağlıktan beslenmeye kadar yaşamın tüm alanlarında kıskandıracak kadar kaliteli bir hizmet. İnsan daha ne ister...
Dünyada birçok kişi benim gibi düşünüyor olmalı ki, Yeni Zelanda, yaşam kalitesi sıralamasında ilk 10 ülke arasına girdi. 5'inci sıradan.

Nerede yaşamak istersiniz?

Sıralamayı "International Living" dergisi yapıyor. Yıllardır. Dün listenin 2010 versiyonu açıklandı. Bir ülkede yaşamın kalitesini belirlemek için 9 kritere göre 100 üzerinden puan veriliyor: Hayat pahalılığı, kültür ve eğlence, ekonomi, çevre, özgürlük, sağlık, altyapı, güvenlik ve iklim. Daha sonra bu 9 kriterin notları toplanıp ülke ortalaması bulunuyor. "En kaliteli yaşam" ile -birazcık hali vakti yerinde- emeklilerin yaşamlarının son dönemlerini beyler gibi geçirebilecekleri ülkeler kastediliyor.
Sonuç? Listenin başına Fransa oturdu. 100 üstünden 82 puanla. Fransa geçen yıl da 80 puanla ilk sıradaydı. Bir yılda yaşam kalitesini 2 puan daha artırmayı başardı. Tebrikler. Hakkını teslim edelim; Fransa 5 yıldır dünyada en kaliteli yaşama sahip ülke, yani emekliler için yeryüzü cenneti seçiliyor.
Bu yıl ilk 10'da yer alan diğer kaliteli yaşam ülkeleri şunlar: Avustralya (81 puan), İsviçre (81 puan), Almanya (81 puan), Yeni Zelanda (79 puan), Lüksemburg (78 puan), ABD (78 puan), Belçika (78 puan), Kanada (77 puan), İtalya (77 puan). Hemen ekleyelim: Hollanda, Norveç, Avusturya da 77'şer puanla ilk 10'u hak ediyorlar.
Peki ya Türkiye? 194 ülke arasında 71'inci sırada. 9 kriterde 100 üzerinden aldığı puanlar şöyle: Hayat pahalılığı 49 puan (Anlamı: Gelirinizle geçinmekte zorlanabilirsiniz), kültür ve eğlence 60 puan (Not: Fena sayılmaz), ekonomi 45 puan (Anlamı: Dengeler tam anlamıyla oturmadı), çevre 68 puan (Not: İyi ülkeler arasında), özgürlük 67 puan (Anlamı: Üçte iki özgür) sağlık 76 puan (Not: Gerçekten iyi), altyapı 40 puan (Not: Kötü!), güvenlik 86 puan (Anlamı: Türkiye'de canınız emniyette), iklim 73 puan (Anlamı: Kemiklerinizin ısınabileceği bir ülke). Türkiye'nin ortalama ülke puanı ise 61. Bir yıl önce puanımız 60 olduğuna göre, yaşam kalitesini biraz olsun artırdığımız sonucunu çıkarabiliriz.
Ne var ki, Türkiye geçen yıl 60 puanla 65'inci sıradaydı. Şimdi 61 puanla 71'inciliğe gerilememiz, bir önceki sıralamada altımızda bulunan ülkelerden bazılarının yaşam kalitelerini bizden daha fazla artırdıkları anlamına geliyor. 2009 başında bizden sonra sayılıp da 2010 başında bizi geçen ülkeleri de sayalım mı? Buyurun: Arnavutluk, Bolivya, Paraguay, Makedonya, Belize...
Bereket hepsi de İngiliz, Alman ya da Hollandalı emeklilerin göze alamayacakları kadar uzakta veya çekici değil.
Kuşadası'na, Çeşme'ye Didim'e, Bodrum'a, Marmaris'e, Alanya'ya yerleşen Avrupalı emekli sayısı arttıkça, Türkiye'nin puanı yükselir mi? Elbette ama Avrupa'dan daha çok emeklinin Türkiye'ye yerleşmesi için bizim de yaşam kalitesini daha yukarılara çekmemiz gerekiyor. Özellikle de ekonomi, altyapı ve özgürlükler gibi ortalama notu düşüren kriterlerde.
Ama ben sakin bir Ege kasabasında emeklilik hayalleri kurmaya devam edeceğim.
BİZE ULAŞIN