ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Kasket ve bere

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Altı Ok'un rotasını "Üçüncü Yol"a çevirdi. Gerçi Kılıçdaroğlu, "Üçüncü Yol" ile "Kürt sorunu" na ya da kendi utangaç/ihtiyatlı ifadesiyle "Güneydoğu sorunu"na partisinin yeni yaklaşımını kastediyor ama bu kavrama CHP daha önce de sarılmıştı.
Ne zaman? 23 Mayıs 1998 kurultayında.
Hatırlar mısınız; 12 yıl önceki o kurultayda Genel Başkan Deniz Baykal sis ve konfeti yağmuru altında, ışık gösterisi eşliğinde ve Ricky Martin'in "La copa de la vida" şarkısıyla salona girerken, "Başbakanlık istiyorum" diye haykırmıştı... Ve de yaptığı konuşmada "Üçüncü Yol"u anlatmıştı uzun uzun.
Sosyolog Lord Anthony Giddens'in geliştirdiği, dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair ile Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in hükümet politikasına dönüştürdükleri (Not: dönemin ABD Başkanı Bill Clinton da aynı ekoldendi) bir sentezdi "Üçüncü Yol". Hatta Blair ile Schröder yayınladıkları ortak manifesto ile dünyanın ya da en azından Avrupa'nın geleceğinin "Üçüncü Yol"da olduğunu müjdelemişlerdi.
Peki, neydi "Üçüncü Yol"? Cevap: Ne kapitalizm, ne sosyalizm. Nasıl olacak? Cevap: Biraz kapitalizm, biraz sosyalizm. Daha doğrusu ana hatlarda kapitalizm (İsteyen "Liberalizm" kavramını tercih edebilir), ayrıntılarda sosyalizm (İsteyen "Sosyal demokrasi" terimini kullanabilir).
Sonunda ortaya nasıl bir hükümet politikası çıktı? Yanıtı Blair'den: "Bir insana ancak kendisinin yardım edebileceğine, kendine güvenmeye, kendini geliştirmeye tutkuyla inanıyoruz. Biz herkes için en önemli motivasyonun kendini geliştirmek olduğunu savunuyoruz."
Bir yorum daha. Yine Blair'den: "Sosyal demokrasi artık sadece sosyal adalet için değil, aynı zamanda ekonomik dinamizm, hür teşebbüs ve yatırımcılığın, yaratıcılığın sağlanması için vardır."
Anlamı: Arkadaş devletten fazla bir şey bekleme, başının çaresine bak...
Blair ve Schröder'in "Eski solun temsilcisi" diye burun kıvırdıkları dönemin Fransa Başbakanı Lionel Jospin, "Üçüncü Yol"un "Solun içini boşaltmaya çalıştığını", "Sosyal devleti dinamitlemek istediğini", "Sol veya sosyal demokrat politikalar yerine liberalsosyal bir anlayışı dayatmaya kalkıştığını" söylemişti.
Özetle "Piyasa dostu bir sol"du "Üçüncü Yol". Ve de Blair ile Schröder'in ikinci seçim zaferleriyle bir ara pek moda olmuştu.
Ama cilası dökülünce "Kral çıplak" kalıvermişti. Şimdi Blair anılarında özeleştiride bulunuyor. Schröder, "Üçüncü Yol"u ağzına almamaya özen gösteriyor. Eh, Deniz Baykal da 1998 kurultayından birkaç yıl sonra, "Üçüncü Yol"dan "Anadolu solu"na dümen kırmıştı zaten.
Şimdi Kılıçdaroğlu'nun Güneydoğu sorununa çözüm olarak içi doldurulmaya muhtaç "Üçüncü Yol"u önermesine itirazımız yok. Ama bu öneriyi "Ecevit kasketli", "Che Guevara" bereli posterlerinin önünde yapması elimizde olmadan içimizi ürpertti: CHP lideri "Üçüncü Yol" ile yoksa Latin Amerika solunu mu kastediyor?"
Hani, Venezüella lideri Hugo Chavez'in aklına eseni devletleştirdiği, petrol zengini ülkesinin ekonomisinin çanına ot tıkadığı Latin Amerika solunu mu?
Yoksa Evo Morales'in Bolivya'sındaki solu mu?
Yoksa Nikaragua'da Sandinista, El Salvador'daki Farabundo Marti solu mu?
"Üçüncü Yol" ya da "Yeni sol" ile mutlaka Latin Amerika'da bir ilham arayacaksa Kılıçdaroğlu, Brezilya'yı, ülkesine çağ atlatan Luis Inacio Lula da Silva'nın sol politikalarını tercih etmesini dileriz.
Çünkü bu halk, "Köylü kasketi", "Romantik bere" gibi simgelere kanmayacak kadar tecrübe sahibi oldu...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.