ÖMER TAŞPINAR ÖMER TAŞPINAR

Kürt meselesi CHP ve ABD

İSTANBUL

Washington'un buz gibi soğuk havasından gelip, İstanbul'da beklenmedik bir bahar havası bulmak benim için güzel bir sürpriz oldu. Bahçeşehir Üniversitesi'nde düzenlenen "Küreselleşen Dünyada İstanbul" konulu bir konferans vesilesiyle bulunduğum İstanbul'da ılık bir havanın yanında oldukça da sıcak bir siyasi gündem vardı. Türkiye'de siyaset ve medyada yaşanan tartışmalar Washington'a oranla çok daha hararetli oluyor. Hafta başından itibaren bana en çok sorulan soru hep aynıydı "Ermeni soykırım yasa tasarısı geçer mi?" Sonuçta yakamızı hiç bırakmayan bu yasa tasarısı ABD Temsilciler Meclisi'nin gündemine gelmedi.
Bunda Beyaz Saray'ın ve ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'un, Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'ye yaptıkları baskının etkisi kuşkusuz büyük oldu. Ama eğer bu konuda kendi elimizi güçlendirmek ve ABD'deki Ermeni lobisinin işini zorlaştırmak istiyorsak 2011 Haziran seçimlerinden hemen sonra yapılması gereken şey belli: Ermenistan ile imzalanan protokolleri TBMM'den geçirmek.
Ermeni soykırım yasa tasarısının Demokles'in kılıcı gibi her yıl Türk-Amerikan ilişkilerinin üzerinde sallanmasını engellemek için önümüzdeki son fırsatı kaçırmamalıyız. Zira Beyaz Saray ve ABD Dışişleri sonsuza kadar Türkiye'nin jeostratejik önemini Kongre'ye karşı savunamayacaklardır.
Hafta ortasından itibaren, biraz da Washington'dan gelen iyi haberin verdiği rehavetle, bütün dikkatimi Türkiye'nin iç siyasi gündemine verdim. Bu köşeyi takip edenler benim genelde sadece dış politika yazdığımı ve temel amacımın Washington'daki havayı Türkiye'ye yansıtmak olduğunu bilirler. Bu geleneği tam bozmadan, bu hafta yakından takip ettiğim Türk iç politika gündemini Washington gözüyle yorumlamak istiyorum izninizle. Geçtiğimiz haftaya damgasını vuran iki gelişme vardı. Demokratik özerklik talepleri çerçevesinde cereyan eden Kürt meselesi ve CHP'deki yeni yapılanma ve vizyon arayışları. Washington gözüyle bu iki konuya bir göz atalım. Gerek Kürt meselesi, gerekse CHP cephesinde yaşanan tartışmalar, ABD'nin resmen pozisyon alacağı veya taraf olacağı konular değil. Ama fikir yürütmek gerekirse şunu söylemek mümkün: bu tartışmalar Türkiye'de yaşanmakta olan demokratik olgunlaşma açısından olumlu gelişmeler. Yanlış anlaşılmasın.
Bu durum Washington "demokratik özerklik" kavramını destekliyor veya CHP artık Washington'da daha sıcak karşılanacak anlamına gelmiyor.
Kısaca ifade etmek gerekirse, ABD, Türkiye'de daha liberal ve daha katılımcı bir demokrasi olsun istiyor. Daha az kan dökülsün, daha az siyasi gerginlik olsun istiyor. Türkiye'nin temel sorunlarını konuşarak halletmesi ve AB yönünde ilerleyen sağlam bir demokrasi olması Washington'un temel arzusu. Bu tezler Türkiye'de her an Amerikan aleyhtarlığı yapan ulusalcı ve aşırı milliyetçi kesimi ikna etmeyecektir tabii ki. Bırakalım onlar kendi komplo dünyalarında yaşayıp ABD'nin Türkiye'yi bölmek ve geriletmek istediğini düşünsünler. Bu kesimleri ikna etmek imkânsızdır. Anlamazlar ki, ABD'nin Türkiye'ye gelinceye kadar dünya üzerinde yeterince sorunu vardır zaten.
Washington'un gözünde Türkiye bir düşman veya tehdit değil, ortak demokratik değerlerin ve stratejik hedeflerin paylaşıldığı bir müttefiktir.
Bu nedenle ABD açısından Kürt meselesinde silahların susması ve özerklik gibi pek gerçekçi olmayan taleplerin bile en azından rahatça ve demokratik bir ortamda dile getirilmesi olumlu bir gelişmedir.
CHP'deki gelişmeler de aynı şekilde değerlendirilebilir.
Demokrasi sağlam ve yapıcı bir muhalefet gerektirir. Daha demokrat ve daha AB yanlısı bir CHP, ABD açısından olumlu bir gelişmedir. Washington'da hep tekrar edilen klasik bir değerlendirmeyi hatırlatmak gerekiyor: Kürt meselesi sadece PKK'dan ibaret değildir. Bu mesele işin özünde siyasi bir meseledir. O nedenle siyasetin önünü açmak gerekir. Unutmayalım ki, militanları dağdan indirmenin en kestirme yolu, en radikal görüşleri bile demokratik bir olgunlukla karşılamaktan geçer.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.