LEVENT TÜZEMEN LEVENT TÜZEMEN

Bayern'de Van Gaal ve Galatasaray'da Rijkaard.. Ortak kriz 4-3-3 ve çözümü!

Galatasaray Teknik Direktörü Frank Rijkaard'ın futbol oynarken lakabı, "Kadife ayaklı adam" idi. Kadifenin yumuşaklığı, sıcaklığı, zerafeti Rijkaard'ın ayaklarında biraraya gelmişti. Hangi mevkiide oynarsa oynasın, ayaklarının zerafeti kaybolmazdı. Attığı her golde, verdiği her klas pasta bir tat vardı.
Rijkaard'ın, Hiddink'in asistanı olarak Hollanda Milli Takımı'nda başlayan antrenörlük hayatı Barcelona'da zirve yaptı. Barça'nın başına geçişinde "Baba" gibi gördüğü Johann Cruyff'un büyük payı vardı. Hollandalı, Barcelona'da kendi futbol mantalitesini uyguladı. Neydi bu mantalite? 1-Sistemi asla bozma. 2-İşler kötüye gittiğinde acele etme. 3-Her oyuncuyla ayrı ayrı ve iyi ilişkiler kur. 4-Sürekli pozitif enerji içinde ol.
Rijkaard bu futbol mantığı içinde ilk yıl Barça'da başarılı olmasa da, sonraki yıllarda sürekli iyiye giderek Avrupa futbolunun zirvesine kadar tırmandı. Rijkaard, Barça'da 2005 ve 2006'da La Liga'yı şampiyon bitirdi. 2005'te İspanya Süper Kupası'nı aldı. En önemlisi 2005- 06 sezonunda Şampiyonlar Ligi Kupası'nı kucaklayıp Nou Camp'a getirdi. Dünya futbolunda hem oyuncu hem de antrenör olarak Şampiyonlar Ligi'ni kazanan 5 isimden (Diğerleri Munoz, Cruyff, Trapattoni, Ancelotti idi) biri oldu. Ardından Guardiola da bu başarıyı kazandı.
Rijkaard bu başarıları yakalarken kulübede asla sert bakışlı, disiplin kisvesi altında bağırıp çağıran bir hoca olmadı. Davranışları oyunculardan biriymiş gibi samimi ve içtendi. Öğrencilerine karşı hep cana yakın oldu. Başarısında insanlara kurduğu pozitif ilişkiler ve pozitif davranışlar çok etkiliydi.
"Kadife ayak" Rijkaard Galatasaray'a 4-3-3 sistemi içerisinde "kadife" bir futbol oynatmaya çalışıyor. Sistemleri hocalar belirler; oyuncular uygular. Rijkaard'ın arzuladığı sistemin işlerlik kazanabilmesi için elinde "kadife" ayaklı oyuncu sayısının da fazla olması lazım. Ama öyle değil. Yönetim bu oyuncuları Rijkaard'a sunabilirse Galatasaray da tıpkı Barcelona gibi "kadife" futbol oynayabilir.

BAYERN'DE TARTIŞMA
Bugün Galatasaray'ın Rijkaard'ın arzuladığı 4-3-3'ü layıkıyla uygulayacak bir kadrosu olup olmadığı tartışılıyor. Tamamen aynı tartışma Almanya'da Bayern Münih üzerinden de yürütülüyor. Bayern de tıpkı Galatasaray gibi yeni sezon için bir Hollandalı teknik adamla anlaştı: Louis van Gaal. Van Gaal de birçok Hollandalı teknik adam gibi 4-3-3 sisteminin hayranı. Alman medyası, "Bayern 4-3-3 oynar mı?" diye tartışıyor, Louis van Gaal'e ve kulüp başkanı Rummenigge'ye bu soruyu yöneltiyor.
Van Gaal, "Ben 4-3-3 oynatmayı seviyor ve istiyorum. Ama elimde buna uygun futbolcular olmadığının da farkındayım. 4-4-2 ile de iyi futbol oynanabilir" diyerek esneyebileceğini ifade ediyor. Rummenigge ise çok daha katı:
"Bayern'in kültürü 4-4-2'dir. 20 yıldır böyle oynuyoruz."
Almanya'da kulübün başkanı (Futbolun içinden gelen, Alman futbolunun efsane ismi) resmen "4-3-3 oynama. Oyuncuya göre sistem geliştir" diyor.
Galatasaray'da başkan ve yönetim, Kalli döneminde son 6 haftaya müdahale edip takım tertibine kadar karışmıştı. Geçen sezon da, Skibbe bu müdahaleleri yaşadı. Ama Rijkaard'a diş geçmez. Başkan Adnan Polat, bu noktada çok iyi bir formülle çözüm üretmeli. Polat, bir Rummenigge değil. Üstelik, bu saatten sonra 4-3-3'e uyabilecek çok yönlü futbolcuları kadroya katacak ekonomik güç de yok, zaman da yok.

DEMOKRASİ ZAMANI
4-3-3 sisteminde Galatasaray'da bazı oyuncular telef oluyor. Belli mevkiilerde sistem gereği yığılma meydana geliyor ve önemli isimler dışarıda kalıyor. Bu problemi çözmek için ya Polat, Rummenigge gibi hocayla konuşup sistemde esneklik isteyecek ya da futbolcular sorumluluk alıp hocalarıyla bu sorunu tartışacaklar. Hollandalı teknik adamlar bu tip görüş alışverişinde son derece, hatta gereğinden fazla demokratiktir. Rijkaard'ın da takımdan gelecek böyle bir talebe kulaklarını tıkayacağını sanmıyorum. Yarın Galatasaray'ın tam takımdan 11 kişi çıkaracağı günlerde 4-3-3 sisteminde özellikle hücum hattında bazı yıldızların dışarıda kaldığını göreceğiz.
Bayern'de de bu tartışma var. 4-3- 3'te dört forvet Gomez, Klose, Toni, Oliç'ten sadece biri oynayabilecek, en fazla da biri (Tobol maçındaki Yaser gibi) kanatlarda kullanılacak. Bu, Alman ekibinde kriz doğurmuş durumda. Galatasaray'da da 4-3-3 ile Baros, Keita, Nonda, Kewell, Arda beşlisinden kaçı 11'e girebilecek? 4-4-2'ye geçildiğinde bu beşlinin en az dördüne yer bulmak mümkün. 4-1-3-2 gibi cesur bir dizilişte beşi birden oynayabilir.
4-3-3'te orta sahada da benzer bir yığılma var. Bayern'de orta üçlünün sağına Schweinsteger, Sosa, Borowski ve Hamit; göbeğe de Timoschtschuk, Van Bommel, Ottl ve Baumjohann aday. İki yere dörderden sekiz kişi. Oysa 4-4- 2'de bu pozisyonlar da rahatlıyor. Galatasaray'da da aynı sıkıntı var. Üçlü orta sahada ofansif adamları kullanamadığınız gibi, Ayhan, Mustafa Sarp, Barış, Linderoth, Topal, Emre Çolak, hatta Arda'yı da koyarsanız (Tobol maçında ortada görev aldı) zengin kadroyu iyi kullanamıyor duruma düşüyorsunuz.
Özetle; her hoca için ideal bir sistem olabilir. Ama özellikle kulüp takımlarında eldeki kadroya en uygun sistemi geliştirmek önemlidir. Ben Rijkaard'ın basın toplantılarındaki sözlerinden de bu esnekliği göstereceğine inanıyorum.
BİZE ULAŞIN