HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Çürümüşlüğün neresinden tutacaksın ki!..

Ülkenin başbakanı, Almanya'da açılmış bir davada savcının Türkiye'yi fevkalade yakından ilgilendiren iddianamesini haber yaptılar diye gazetelere ve televizyonlara hem de nasıl yükleniyor..
Hangi başbakan bu?.. Kendi ülkesinde bir savcının açtığı davayı, yargıyı etkilemeyi falan boş verip, "Ben bu davanın savcısıyım" diye bas bas bağırarak sahiplenen iktidar lideri..
"Bu tetikçilerin patronları bana geldi. Hilton arazisinde rant istedi. Vermedim, ondan" diyor.
Patron yanıt veriyor..
"Ben Hilton arazisinden rant istemedim Ben rafineri için gittim. Hilton'u o açtı!.."
Özür kabahatten nasıl büyük olur, başka?..
Başbakan "Sayın Doğan, siz arkanızda bu medya gücüyle başbakana gelip devletten bir istekte bulunmakla yanlış yaptınız. Bu sizi de, beni de yıpratır. Şimdi gidin, bu ziyareti ikimiz de unutalım" demiyor.. O gün açıklayıp kıyamet de koparmıyor.
Konuşmaları bir yana yazıyor.. "Bir gün bana lazım olur, kullanırım" diyor.
..Ve aylar aylar sonra o gün geliyor..
"Sana bir hafta mühlet veriyorum, yoksa açıklarım!.."
Şimdi gelin bu olayda taraf olun.. Gelin bu olayda yorum yapın bakalım..
İş öyle tefessüh etmiş, öyle çürümüş ki, nerden tutsanız elinizde kalacak. Eliniz bulaşık kalacak..
Dün (Pazartesi) Doğan gurubu gazetelerinin hepsine baktım.. Yığınla köşe yazarı var gazetelerinde.. Yarısından çoğu, özellikle de demokratlıklarıyla ünlü olanları ölüm sessizliği içinde.. İtham edilen kendi kalemleri. Söylenenler kendi satılmışlıkları, tetikçilikleri.. "Gık" diyen yok.. Görmezden geliyor, başka şeyler yazıyorlardı..
Neden peki?.
Kabulleniyorlar ithamları?.. Yoksa Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirmeye elleri, dilleri mi varmıyor?.. Ya da "Başbakan haklı" diye düşünüyorlar da, yazma özgürlükleri mi yok? ..
Yoksa?.. Talimat mı aldılar, "Siz bu kavgaya karışmayın, kızıştırmayın" diye..
Dünyanın hangi demokrasisinde "Bu haberi nasıl yazarsınız" diye medyaya saldırılır?.. Üstelik haber doğru. Yazılanlar aynen Alman savcının dosyasından. Ergenekon dosyası nasıl haberse, bu da öyle haber.. Onu ver ama bunu verme.. Yok yahu?..
Nerde bu ülkenin demokrat kalemleri..
Haberi yazmak değil, yazmamak taraf tutmaktır. Ben, kendi gazetem SABAH'ı, "Haberi niye yazmıyorsunuz" diye eleştiriyorum durmadan. Bu eleştirilerim de bu gazetede çıkıyor, kelimesine dokunulmadan..
Ama onlar kendi sütunlarında geçin kendi yayınlarını eleştirmeyi, kendilerini savunamıyor "Benim kalemim satılık değildir. Ben tetikçi değilim" bile diyemiyorlar.. Hakareti susarak kabulleniyorlar. Neden?..
Aylardır bana "Hâlâ SABAH'ta nasıl yazıyorsun" diyenlere ben soruyorum bugün..
Anladınız mı şimdi?..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.