HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Adana'da güzellikler gecesi..

"Hıncal da gelsin" demiş, Yaşar Ağabey, Nebil'e.. "İki elim kanda olsa giderim" dedim..
Yaşar Ağabey, Koca Yaşar Kemal beni isteyecek de.. Çukurova Üniversitesi, Yaşar Kemal'in dünyaya tanıttığı Çukurova'nın o güzel okulu, Üstada fahri doktorluk unvanı veriyor.. Bir de ricaları var.. "Açış dersini verir misin?.."
Sadece Türk değil, dünya üniversiteleri sırada Yaşar Ağabey'e fahri doktorluk vermeye.. Üstad da seçiyor ha.. Her gelene "Peki" demiyor.. Kendi Çukurovasını reddeder mi?..
Nebil "Bir gece evvel gideriz. Birlikte yemek de yeriz, birkaç dost" dedi.. Yer belli.. Yüz Evler tabii.. Bedri Ustay'ı aradık hemen.. "Tamamdır" dedi.. Tamam da eksik..
"Musa Eroğlu da olmalı" dedim.. "O keyfin tamam, gecenin efsane olması için Musa Hocam da gerek.."
İstanbul'da Fikret Ağabey (Otyam) için bir toplanmıştık. Musa Eroğlu nasıl kucaklamıştı bizi, sazıyla sözüyle..
Nebil aramış.. İkiletmemiş Eroğlu.. "Yaşar Ağabey için koşarım" demiş. Koştu.. Bodrum'dan Ankara'ya.. Ankara'dan Adana'ya..
Akşam yedi gibi, Yüz Evler'e geldik.. Bedri Usta kardeşi Mehmet'e emanet etmiş bizi.. Kapıda karşıladı.. Üst katta yer ayırmış, daha rahat ederiz diye.. Merdiven başına yürürken sütunda kocaman fotoğrafımı gördüm.. Hani Ayşe Arman toplayıp götürmüştü bizi 100 Evler'e ilk, Adanalı ev sahibi olarak.. Kanada bir saldırmışım.. Yanımda.. Yanımda Duygu Asena.. Kadına adını koyan kadın.. Unutulmaz Duygu.. Ölümsüz Duygu!..
Üst katta bir masa döşemiş Mehmet..
Yani neye dokunsan lezzet.. "Aman yemeyin" diyor.. "Yemeyin de etlere yer kalsın.."
Gel de yeme..
Sonra sohbet başladı.. Bir Yaşar Ağabey anlatıyor, bir Musa Usta.. Yahu bu nasıl bir sohbettir?.. Bu nasıl bir keyiftir?.. Bu nasıl bir gururdur?.. Oturduğum yere bakar mısınız?.. Bir yanımda Yaşar Kemal, bir yanımda Musa Eroğlu..
İki Anadolu efsanesi.. Anadolu'yu adım adım, Anadolu insanını tek tek biliyorlar sanki.. Şiirler, türküleri destanlar, efsanelerle yaşamışlar Anadolu'yu. Biri sazına, öteki kalemine dökmüş.. Bir o anlatıyor, bir öteki..
Musa Hocam "Artık Mutlu olmaya karar verdim" dedi.. Mut'a yerleşmiş.. Anadolu'yu dolanıyor. Konserler veriyor ve kazandıklarını onu mutlu eden ormana yatırıyormuş.. 80 bin ağaç dikmiş bugüne dek..
"Elimde avucumda ne varsa ağaca yatırıyorum Hıncal Ağbi" dedi.. "Ama değer.. Ormanın girişinde bir plaket var. Orda yazılı olanlar için değer.."
Ne yazabilir orda, ustayı mutlu edecek.. "Musa Eroğlu Ormanı" diye adını ölümsüzleştirmek.. Aklıma o geldi..
Ben söylemeden o söyledi yazanı..
"Cumhuriyetin gelecek kuşaklarına armağan" yazıyormuş, iyi mi?..
Bu nasıl bir mutluluktur, Musa Eroğlu, bu nasıl Mut'luluktur?..
Sonra Nebil, sazı kaptı geldi.. Sözü türkülere bıraktık..
Eroğlu hem de nasıl türkülerle aşkı anlatıyor.. "Aşkı bilirim" diyenler gelsin de dinlesin, Anadolu âşıkları nasıl anlatmışlar.. Çoğunu ilk defa duyuyorum.. Nasıl çarpıcı, nasıl vurucu sözler..
Bir ara "Dur" dedi Yaşar Ağabey, "Dur Musa.. Bu türkünün laflarını yaz bana ver.. Ben romanlarımı şiirlerden, türkülerden, destanlardan yazarım. Yeni bir roman yazıyorum.. 500 sayfa yazdım bitmiyor.. Bu türkü bitirecek.. Onu bana ver.."
Ardından bir Köroğlu türküsü söyledi ki, öldük..
"Köroğlu der ki karıdım
İhtiyar oldum çürüdüm
At yoruldu ben yoruldum
Güzel bindiri bindiri.."
Bir başka Adanalı, bir başka ev sahibi, bir başka bin türkü bilen Çiçek Arif (Keskiner) çizdi altını, kahkahayı basıp..
"Güzel bindiri bindiri, hem at yorulmuş, hem Köroğlu.. İyi mi?.."
Sonra Halil İbrahim tabii ve de sonra Mihriban.. Ve de bizim ezber bildiğimiz Mihriban, Mihriban 2 imiş meğer.. Musa Hocam, Mihriban 1'i anlattı önce.. sonra okudu.. Bir harika türkü de o..
Bitsin istemedik.. Ama bitti.. Bir rüya gibi başladı.. Bir rüya gibi bitti..
Yarın.. Üniversite'de..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN