HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Acıbadem!..

Acıbadem kurabiyesini neden çok sevdiğimi, altında "Nathalie Stoyanof Suda" imzası olan bir mektup anlattı bana, 65 yıl sonra..
Çocukluğumda iki kurabiye yerdim.. Biri annemin, un ve şeker bulursa, evde yaptığı.. Un da, şeker de karne ile verilirdi çünkü savaş sonrası yıllarda.. Bir de akşam üzerleri Bandırma'da deniz kenarındaki çay bahçelerine yürürken önünden geçtiğimiz şekerciden babamın aldığı Acıbadem kurabiyesi vardı..
Mektuptan öğreniyorum, niye sadece Acıbadem varmış o yıllarda?..
İçinde un yok. Badem içi için karne gereksiz. Çok az bir şekerle yığınla kurabiye yapmak mümkün. Pek çok pastane, savaş krizini acıbademle atlatmış..
1846'da Balat'ta poğaça yaparak kurulan Beyaz Fırın bunlardan biri.. 180 yıldır, Acıbadem başta, mahlepli paskalya, anasonlu gevrek dahil eski tatları sürdürüyor. Şimdi Balat'ta değiller. Avrupa yakasından karşıya taşınmışlar. Yeni şubeler de açmışlar. Yeni tatlar da yapıyorlar.. Ama eski tatları listeden hiç çıkarmıyorlar.. Hele de benim vazgeçilmez, Acıbademimi..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN