HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Cumhuriyet'in başkentine yakışır bir anıt!..

"Bence ilk fırsatta Ankara'ya gelin.. Bizler bu güzelliği kanıksamadan heyecanımıza ortak olun.. Ya da en azından 'Yaşamdan Dakikalar' için ekip gönderip hem o muhteşem yapıyı, hem de içindeki müthiş sergiyi tüm Türkiye'ye izletin.. Son yıllarda Ankara'da yaşanan en güzel akşamlardan biriydi, 2 Nisan" dedi, Serpil telefonda..
Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'la yemek yemiştik de "Ankara'da bir açılış yaptık" diye anlatmıştı.. Büyük Tiyatro'nun arkasına düşer, eski Cer, yani vagon tamir atölyeleri öyle leş gibi duruyordu, biz orada yaşarken. Onları ele almış ve bir Kültür Merkezine çevirmiş.. Serpil'in anlattığı işte o.. "Heyecandan ağladık" dedi.. "Ağlayacağına yaz" dedim.. Yazdı..

***

Cer atölyeleri.. Hemen bütün Ankaralılar bilir. Selim Sırrı Tarcan Spor Salonu'nun yanında, Almanların 1920'lerde inşa ettikleri vagon tamirhaneleri.. Devrini tamamladıktan sonra terk edilmiş, harabeye dönüşmüştü. Sonra kültür varlıkları arasına alındı.
1990'larda tanınmış ressam Prof. Dr. Turan Erol, binanın restore edilip müze olarak kullanılması fikrini ortaya attı. Düşünce olağanüstüydü. Uygulama başladı ama ekonomik kriz projeye büyük darbe vurmakta gecikmedi. Yıllar sonra Kültür Bakanı Ertuğrul Günay konuyu yeniden ele aldı, "Rüyam" diye nitelediği yapım, TÜRSAB'ın (Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği) desteğiyle bitirildi.
Böylece başkent, Arap usulü alt geçit, üst geçit mimarisinden yeniden "şehir" mimarisine, Cumhuriyetin başkenti özelliğine çok önemli bir dönüş yaptı. Günay'ın da vurguladığı gibi, müze gerçekten Ankara'nın çehresini değiştirecek güzellikte bir anıt şimdi..
Dünyanın hemen her yerinde restore edilerek sanat ve kültür merkezlerine dönüştürülen eski binalara, özellikle sanayi tesislerine, depolara, garlara rastlanır. Çünkü o nostaljik atmosferde, sanat eserlerinden yansıyan güzellikleri geçmişin ilham ettikleriyle birlikte yaşamak ayrı bir keyiftir. İşte biz o gece bu keyfi doyasıya paylaştık.
11 bin 500 metrekarelik alan üzerinde 4 bin 500 metrekarelik sergi, 370 kişilik konferans, 700 metrekarelik fotoğraf salonu ve giderek daha da zenginleşeceğini söyledikleri harika bir sanat kütüphanesi..
Duvarında Atatürk'ün en güzel fotoğraflarından biri.. Nasıl insancıl, nasıl duygusal bir Atatürk bu.. Anlatılmaz. Görmeniz lazım..
Bir müze hatıra eşya satış mağazası ve kafe de var.. Bahçenin de yaz aylarında farklı etkinlikler için kullanılacağı söyleniyor.
Müzedeki ilk sergi genç bir koleksiyonere, Ebru Özdemir'e ait.. Döne Otyam ve Deniz Artun serginin küratörleri.. Özdemir'in topladıkları arasından 133 eser seçmişler.. Çağdaş Türk resminin öncülerinden Nejad Devrim, Mübin Orhon, Hakkı Anlı'dan başlayarak Abidin Dino, Erol Akyavaş'a, sonra Burhan Doğançay, Ömer Uluç'a ve genç sanatçılara uzanan.. Böylesine kapsamlı bir serginin benzer ve farklı yönlerinin uyandıracağı düşüncelerin sonsuzluğu ve "Hiçbir koleksiyon tamamlanmak üzere başlatılmaz" kavramı sergiye adını vermiş.. "+Sonsuz.." Eserlerin yanı sıra duvarlarda Sigmund Freud'den, Halil Şerif Paşa'ya keyifle okunan açıklamalar var.
Sergi kataloğu her sanatseverin kütüphanesinde bulundurmak isteyeceği kadar güzel.. "+Sonsuz" 5 Temmuz'a kadar Ankara'da Cermodern'de.. Ama mutlaka İstanbul'a da götürülmeli..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN