HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Tecelli'den Abuzittin'e mektuplar

Abuzittincim,
Ben bu kadar büyüğüne binmemiştim. Kruvaziyer denen yolcu gemilerden bahsediyorum." 500 euroya İstanbul - Venedik gezisi denilince" bu iyi fırsat diye düşündüm. Arada Dubrovnik, Bari, Katakolon'yaya uğrayıp, İzmir'de de bi kaç saat kaldıktan sonra İstanbul'a dönüyor.
İlk ve sonbaharda yapılan bu ucuz turları kaçırmamanı öneririm. Çünkü bu gemilerde bambaşka bi yaşam var. Bizimkinin adı MSC Magnifica idi. En büyük özelliği, gıcır gıcır olması. İkinci mi, üçüncü mü ne seferini yapıyor. 3200 yolcusu var ve full! 1200 kadar da mürettebat. Yani 4400 kişi bi gemide kardeşim. 10 yıl önceki Marmaris'in kış nüfusu..
Boy 300 metreden azıcık kısa. 15 katlı bina yüksekliğinde. İçinde yok, yok..Tenis sahasından, lokantalara, gece kulüplerinden bowling salonlarına kadar. Yüzme havuzları, kumarhane filan, artık onlar normalden sayılıyor.. Lokanta dedim ya 5 tane. İkisi en az 500'er kişiye anında servis verebiliyor. Royal Theatre dedikleri salon herhalde 1000 kişiliktir. Her gece değişik super show koyuyorlar.
Ben 6 günlük yolculuk sırasında geminin her tarafını gezemedim. Düşün bundan daha da büyükleri, 6000 kişilikleri varmış. Amerika kıyılarında dolaşıyormuş. Onunla gezen bi yolcuya rastladım " Bu ne ki yahu" dedi. "Onun içinde orman var!" Ben şahsen o gemiye binmem. Ormanda mormonda kaybolurum neyime lazım.
Bu turda 200 kadar Türk vardı ve temmuz'un ortalarında sayının daha da artmasının beklendiği söylendi. Pek tabii ağırlık İtalyan, İspanyol ve Almanlar'da. Bi kaç tane de Araba rastladım. Baştan aşağı kapalı giyimli hanımları bi köşede izole olmuş gibi oturuyorlardı.
Tophane'deki limandan gemiye binince kötü bi manzarayla karşılaştım. Limanın ana binasının bi bölümü bayağı dökülmüştü. Hatta çatısına, nedense, çim ekmişlerdi fakat bakımsızlıktan yer yer kelleşen çimler yer yer de kurumuştu. Çatıya bi kaç inek çıkarıp (!) çimle ot karışımının iyice bitirilmesi en akıllıca iş olur gibime geldi.
Süper lüks gemiden bakan yolcuların böyle manzarayla karşılaşmaları hoş değil. Bahsettiğim kısım geminin limana bordaladığı kısım. Öbür tarafa geçtim (14'üncü kattaki salon, boydan boya cam) aman Allahım muhteşem bi görüntü. Boğaz'ın Marmara'ya açılan tarafı ve bütün turistler ellerinde kameralar bu insanı çarpan güzelliği filme almakla meşgul. Bi an düşündüm, tezatlarla dolu Türkiye'ye, bundan daha güzel örnek olamaz.
Bi tarafta köhne bi dam öte tarafta, balıkçı sandallarının, büyüklü küçüklü teknelerin dolaştığı, koca koca gemilerin geçtiği, bu kadar hengame arasında yunus balıklarının show yaptığı, iki tarafı yalılar, saraylar ve de camilerle süslü İstanbul Boğazı.
İlerde bu geziyle ilgili aklıma gelenleri gene yazarım.Tabii insan, neden bizim de böyle, direklerinde Türk bayrağı dalgalanan prestijli bi kruvaziyerimiz yok diye üzülmüyor değil. Münasip yerlerinden öperim Abuzittincim.

Kardeşin Güneş.
Tecellister@gmail.com

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN