HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Terör'ün amacı da bu değil mi?.

"AİHM'nin Türkiye aleyhine verilmiş ihlal kararlarının sonuçlarını ortadan kaldırmaya dönük reform çalışmalarının sağlıklı yürüyebilmesi Türkiye'deki terörün grafiği ile de doğrudan ilgilidir. Terör Türkiye'nin demokratikleşme standartlarını geciktiren bir etki yapıyor.
Şu ana kadar yargıyı hızlandırmak için 3 paket çıkarıldı. Ancak insan haklarının, ifade özgürlüğünün güçlendirilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki (AİHS) temel hakların tam anlamıyla uygulamaya sokulabilmesi, 4'üncü paketteki çalışmalara bağlı.
Sürecin sağlıklı bir şekilde işlemesi için de terör kabul edilebilir noktalara gelmelidir. Terör bizim açımızdan önemli bir psikolojik engeldir."
Tekrar tekrar okumanızı istediğim bu satırlar, ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı'na ait..
Türkiye, AİHM'de insan hakları ve ifade özgürlüğü davalarında durmadan mahkum oluyor. Ülkeyi Avrupa Birliği Adalet normlarına getirmek için çalışmalar yapılıyor ama uygulamaya konamıyor.. Sebep terör!.. Yani bu ülkede insanca yaşayabilmemiz için terörün bitmese de hafiflemesi gerekiyor, Adalet Bakanına göre.. Şimdi siz Kandil'de oturan terör yöneticileri olsanız, ne karar alırsınız?..
"Aman ara verelim de, şu reformlar çıksın, Türk halkı mutlu olsun" mu dersiniz, "Bak gördün mü, bizim eylemler Türkiye'de hayatı allak bullak ediyor. Bizim amacımız da bu değil mi?. Arttırarak devam" emirleri mi verirsiniz?.
Terör bir savaş şekli değildir. Terörle kazanılmış savaş yoktur çünkü.. Terör, "Duyurma" aracıdır.. "Dünyaya duyurma, gündemde kalma ve bu sayede yandaş toplama.."
Eylem, hele sivilleri öldürmek değil, "Biz varız, güçlüyüz, unutmayın" demek için yapılır..
Eylem sonucu, yörede, ülkede yaşam ne kadar değişirse, amaca o kadar ulaşılmış olur. Peki o zaman, terörle mücadeleye halkın katılması nasıl olur?.
Dünya tarihinin en büyük terör eylemi, ikiz kulelerin çöktüğü günü hatırlayın.. Dünya sallanmıştı. New York'ta o saldırıda ölenlerden biri mutlak geride kalanların yakını, bildiği, tanıdığıydı. Kent halkı yıkılmış, moralman çökmüştü. Efsane Belediye Başkanı Gulliano o gece efsaneleşti işte.. Bütün New York'u dolaştı.. "Çıkın her geceki gibi yaşayın. Hatta fazlasını yaşayın. El Kaide'ye yenilmediğimizi göstermeliyiz" dedi.. Tüm eğlence yerlerini, gece kulüplerini birer birer dolaştı. "Bu gece kapanmak yok. Sabaha kadar kapılar açık kalacak. İçimiz kan ağlasa da, terör, New York'un yaşamını değiştiremediğini görmelidir. Göstermeliyiz" dedi..
Dedikleri yapıldı da.. El Kaide'ye "New York'u, Amerika'yı çökerttik" diye zafer şenlikleri yaptırmadılar..
Biz hâlâ "Konser yapalım mı, maç oynayalım mı, karalar bağlayıp hayata küselim de teröristlere bayram ettirelim" tartışmaları yapıyoruz..
Çünkü, bizde tüm kamuoyuna liderlik edecek bir Gulliano yok. Her kafadan bir ses çıkıyor, herkes bildiğini yapıyor.. Çoğu da terörün ekmeğine yağ sürüyor..
"Aman, dağıttık.. Devam.. Daha da dağıtalım" diyorlar..
Terörle mücadelenin yolu, İnsan Hakları'nı, İfade Özgürlüğünü kısıtlamak değil, tersine mümkün olan en üst düzeye çıkarmaktır..
Terörle mücadelenin yolu, kamu vicdanındaki adalet duyusu ve adalet inancını geliştirmektir.
Özgürlüklerin ve hakların kısıtlı, Adalet duyusunun nerdeyse yok olduğu ortamlar, terörün en hızlı gelişme alanlarıdır.
Terör bulanık suları ve dumanlı havayı sever. Haklar ve özgürlükler temeli üzerine kurulu adil ortamlarda terörün yeşerdiği görülmemiştir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN