HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Bir korkunç resim, bir korkunç durum!..

Eğer o çöp kamyonunun ezdiği bir sokak köpeği olsaydı, bugün Hayvanseverler kıyametleri koparıyorlardı..
Ezilen bir insan.. Üstelik bir engelli ve ülkemde, medyamda "Tık" yok..
Hürriyet'teki fotoğraf dehşet verici.. Leş gibi bir çöp kamyonu.. Her yanından pislik akıyor. Arkasına düşmeye görün yolda, burnunuzun direği kırılır.
Ayni arabaları Alman da, Amerikalı, İngiliz, Fransız da kullanır.. O arabalar, bir ambülans kadar temizdir. Üstelik onların dinlerinde "Temizlik imandan gelir" diye bir kural da yoktur..
Çöp kamyonunun arkasında mozayıklanmış kan izleri.. Arka sağ tekerleğin altında, üzerine muhtemelen çöplerin içinden çekilip alınmış pis bir gazeteyle örtülmüş bir ceset.. Cesedin iki metre gerisinde de ezilmiş bir engelli arabası..
Bir engelli "İnsan" evine dönmek için arkadaşlarından ayrılmış ama, yüksek kaldırıma çıkamamış..
Kaldırım yüksekliği uygarlık göstergesidir. Ülke ne kadar uygarsa, kaldırımlar o kadar alçak, hatta çizgi halindedir. Bizim gibi, hayvanat bahçesinde yaşayanlar için kaldırım hatta iki karış yüksek yapılır ki, arabalar çıkıp park etmesin..
Güldürmeyin beni.. Gene de bütün kaldırımlar oto parktır bu ülkede.. Bir spor Ferrari'yi, Bentley'i, o iki karış yüksek kaldırıma "Güm" diye çarparak çıkaran valeler görmek isterseniz, Bebek'e gidin mesela..
Uygar ülkelerde engellilerin yaşam hakları ve kolaylıkları, hatta biz sağlamlardan iyidir. Hele bir Belediye bir eksik bıraksın, ya da eksik bırakan bir işletmeye göz yumsun, yer yerinden oynar..
Biz de, kaldırımlarda engelli rampaları ya hiç yoktur, ya da laf ola yapılmıştır. 45 dereceyi aşan eğimleriyle dik bir uçurum gibidirler. Kimse, en başta medya aldırmaz.
Engelli "İnsan", engelli rampası olmayınca, arabasını dik kaldırıma çıkaramamış.. Yoldan gitmeye mecbur kalmış.. Ama bizde ana caddelerin de sağ şeritleri oto park olduğundan, ikinci şeride çıkmış, gene mecburen..
..Ve işte orada giderken, artık nasıl gittiğini tahmin edin, o çöp kamyonu, "İnsan"ı ve arabasını altına alıp ezmiş..
Hangi kent?.. Hangi Belediye?..
Önemli mi?.
Hepsi olabilir..
Bir Belediye Başkanı çıksın da "Benim belediyemde, engelliler için tüm önlemler alınmıştır. Almayanların canına okurum" desin..
Bir Belediye Başkanı çıksın da "Benim bölgemde çöp arabaları, tertemizdir. Gittikleri yolda arkalarında çöplerden bir iz bırakmaz, leş gibi kokmazlar" desin.
Bir Belediye Başkanı çıksın da "Benim belediyemde elemanlar, insanlara saygılıdır. Görevlerini en dikkatli, en iyi şekilde yaparlar. Benim şoförlerim hayvan gibi araba kullanmaz" desin..
Desin ki ona, hemen aksini ispat edeyim.. Gözleriyle görmesini sağlayarak..
Ama benim derdim Belediyeler değil.. İnsanlar..
Hayvanları sevdikleri kadar insanları sevmeyen insanlar..
Bütün Belediyeler sokak hayvanlarına sahip.. Sıkı mı sahip çıkmasın.. Panterler, manterler ortalığı velveleye verir, gazeteler tüm popülizmleri ile onların peşinden giderler..
İnsanlar.. İnsanlar, kimsenin umurunda olmaz..
İnsanlık denen şey "İnsan" için yoktur, bu ülkede..
Sokak köpekleri kadar değerleri olmadığı için..
İnsan, insanın umurunda olmayınca, Belediye'nin hiç olmaz!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN