HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Bu yazı işe yarar mı?. Pek sanmam!.

Başlığa bakıp "O zaman niye yazıyorsun" diyeceksiniz..
"Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil" demiş, Fuzuli.. Fuzuli olduğunu bile bile..
Hatta aslına bakarsanız, yazmasam daha iyi.. Çünkü sezinlediğim değil, kulaklarımla duyduğum bir uygulama var, günümüz kamu yönetiminde, buna Adalet sistemi de dahil, ne acı ki..
"Yapacaksanız bile, gazeteler yazıyorsa, yapmayın.. Bekleyin, sonra yaparsınız. Yoksa, 'Yazdılar da, ondan yaptılar' der millet.."
Aynen duydu kulaklarım, hem de çok sevdiğim, çok inandığım bir kamu yöneticisinden..
"Hıncal ağbi bir hatadır yaptık. Düzelteceğim merak etme, ama bekliyorum, gazeteler sussun. Yoksa 'Yazdık da yaptı' derler.."
Efendim, gazete yazar da, yaparsan, eleştiriye davetiye çıkarırmışsın. "Bak yazınca düzeliyor. O zaman her şeyi yazalım" derlermiş..
Şimdi sözüm Sevgili Başbakanımıza..
Kafasına koyduğu şeyi, kafasını kesseniz yapar.. Öyle olmadı mı, bugüne dek..
"Çamlıca Tepesi'ne cami" dendi, kıyamet koptu..
"İstanbul'un en güzel tepesi, aşıklar yolu orası. Bırakın yeşil kalsın" diye..
Kılını kıpırdatmadı, başbakanımız.
Yarışma açıldı.
Kimlerden, niye, nasıl oluştuğu belli olmayan bir jüri, apar topar, kimin katıldığı belli olmayan yarışmada "Birinci" bulamadı. "İkinci" seçti. O ikincisinin yapılmasına karar verildi, dünyanın en güzel tepesine..
Bu defa, kızılca kıyamet koptu..
"Madem yapacaksınız, dünya güzeli İstanbul Boğazı girişine, İstanbul'un dünyaca ünlü eşsiz siluetinin karşısına, hiç değilse, dünya güzeli bir anıt yapı koyun" diye..
Aldıran bile olmadı..
Eleştiriler birbirinden haklı, birbirinden mantıklı, birbirinden etkiliydi..
Hele çarşamba günü HaberTurk'te Fatih Altaylı'nın yazdığı, harika bir analiz özetiydi.
"O" caminin orda niçin yapılmaması gerektiğini, öyle itiraz edilmez gerekçelerle açıklıyordu ki.. Öyle güzel öneriler yapıyordu ki..
"Geniş süre verelim. Uluslararası yarışma açalım. Hatta Zaha Hadid, Frank Gehry gibi ustaları ismen davet edelim.. Emre Arolat, Murat Tabanlıoğlu başta bizimkiler de katılsın" diyordu.
Okurken içimden acı acı gülüyordum..
"Bu da boşa gidecek" diye.. Fatih'in Başbakanla yakın diyalogu olduğunu, onunla kaç uzun dış geziye katıldığını bile bile..
Ne var ki "Bile bile" iki satır da ben yazacağım..
"Sayın Başbakan,
Çamlıca Tepesi'ne, tarihi Yarımada'nın tam karşısına bu resimleri görünen kötü ve çirkin Sinan taklidini kondurursanız, ömrü, sizin iktidarınız kadar olur. Arkanızdan gelenler, hatta o camiyi ve Taksim Kışlası'nı yıktırmayı seçim sloganı yaparlar ve bir gün kazanırlarsa hemen kazmayı ellerine alırlar.. Oysa oraya, farklı, yeni, çağdaş, her bakana estetik duygusu ve hangi dinden olursa olsun her yanına gelene "Huşu" duyusu verecek anıt yapı dikme şansınız ve imkanınız var..
Bu fırsatı kullanın.. Yaşayacak, yaşatılacak bir "Anıt" yapın ki, adınız da yaşasın, onunla..
İstanbul durdukça.. Dünya durdukça.."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN