HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Rüyalarım gerçek olurken..

Solumda Alanya Belediye Başkanı oturuyor.. Hasan Sipahioğlu.. AKP'li.. Sol yanımda Mustafa Akaydın hocam.. Antalya Belediye Başkanı.. CHP'li..
Onları birleştiren şey, sahnede, piyanosunun başında Fazıl Say..
Onları birleştiren şey, Fazıl'ın çaldıkları..
Bu ülkenin dünyaca ünlü ozanı Nazım'ı çalıyor Fazıl.. Unutulmaz halk ozanı Veysel'i çalıyor.. Kızı Kumru'da simgeleştirerek tüm Anadolu çocuklarını çalıyor.. Anadolu'yu çeviren denizler için, Alanya için Mavi Su çalıyor.. Anadolu'nun güzelliklerini, Bodrum'u çalıyor..
Beethoven çalıyor, belki de klasik müziği ilk defa canlı dinleyen Alanyalılara..
Sağ eli tuşlar üzerinde dolaşırken, sol eli, bir pandomimci gibi canlandırıyor sonatı.. Hilal oluyor parmaklar.. Suyun üzerinde kıpırdaşan ay ışıkları oluyor..
Mozart çalıyor.. Türk Marşı'nı çalıyor.. Mozart'ın yazdığı gibi.. Kızıl kıyamet, geri geliyor.. Bu defa Mozart notaları üzerine, Fazıl Say yorumu ile Türk Marşı caz çeşitlemeleri yapıyor.
Salon yıkılıyor.. AKP'li Belediye Başkanı, yanımdan fırlayıp Fazıl'a koşuyor.. Ona bir kucak çiçek veriyor, konser boyu yanımdan bol bol yolladığı alkışlara ilaveten..
..Ve CHP'li Antalya Belediye Başkanını da davet ediyor sahneye, AKP'li Başkan.. Bir kucak çiçek de ona.. İki başkan kucaklaşıyorlar, Fazıl'ın önünde.. Üç kardeş el ele selamlıyorlar, yüzlerce kardeşi..
Güzelliğe bakar mısınız?..
Benim ülkem bu aslında.. Tam da bu.. Bu sahne acaba bir ders olur mu, aslında "Örnek" olmaları gereken siyasal liderlerimize..

***

Sabahtan beri her şey rüya gibiydi zaten.. Sevgili Zafer'le (Alkaya) Antalya Belek'ten çıktık yola, erken..
Fazıl'ın halk konserini seçtim bu defa..
Hani o "Anlamaz, dinlemez, bu yüzden yazılmaya değmez" dedikleri sıradan Anadolu insanı arasında gündüz vereceği konseri..
Ama daha erken gidip, Sevgili Deniz Som'la oturduğumuz limanda bir çay içerek onu anmak istedim, öncelikle.. Alanya aşığıydı, son yıllarını orda yaşadı, iki sene önce, tam da bu sıralar aramızdan ayrılmadan önce..
1200'lü yılların başlarında Selçuklular'ın Anadolu'da yaptıkları ilk tershane tam limanın karşısında bir tablo gibi duruyor..
Zafer'le çaylarımızı içerken, geldiğimizi duymuş, koştu geldi, Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu.. Sarılıştık onunla da.. Alanya'da çok emeği var. Hukukçu ama, turizmci.. Bunun ikisi birden olunca, Alanya'ya neyi, nasıl yapacağını biliyorsun..
Tershaneyi müze yapmışlar.. Deniz Müzesi.. Denize paralel uzanan tepenin ufuk hattında.. Surların dibinde mübadelede Rumların bırakıp gittiği evler var, Fethiye Kayaköy gibi.. Taş evler.. Hepsini restore ettirmiş Başkan.. Nasıl güzel bir görünüş..
Başkan, apar topar giden Rumların kıymetli eşyalarını Alanyalı bir dostlarına emanet etmişler.. Teker teker kaydetmiş Alanyalı.. Ortalık yatışınca gemiyle gitmiş Yunanistan'a.. Açmış defteri.. Hepsinin sahiplerini bulmuş ve dağıtmış.. Güzelliğe bakar mısınız?.
Sohbet koyulaşırken, Kadir telefon etti.. Dursun.. Fazıl'ın sağ kolu.. "Hıncal Ağbi hemen buraya gelmelisin, görmelisin" dedi..
Atladık arabaya..
Alanya Kültür Merkezi'nin önünde bir kuyruk.. İnsanlar üçer, dörder yan yana duruyorlar ama, kuyruk iki yüz metreyi aşmış, son ucunu görmek için karşı kaldırıma geçmek zorunda kaldım.. Sonra binaya girdik ki, bir uzun kuyruk da, girişte galeri olan geniş salonun içinde döne döne gidiyor.. Gidiyor da, nereye gidiyor.. İçerisi zaten dolu.. 600'den fazla Alanyalı içerde.. En az 1600 Alanyalı dışarda..
Bu millet, acılı arabeskten başka şey dinlemez öyle mi?. Klasik müzik yazılmaya bile değmez öyle mi?. Bu lafları eden Ahmet Hakan ve karşısında oturduğu halde yutan Yekta Kopan dostlarım keşke Alanya'da olsalardı..
Antalya Piyano Festivali Genel Sanat Yönetmeni Fazıl Say özür diledi Alanya halkından..
"Festivalin 13'üncü yılında ancak akıl edebildik buraya gelmeyi.. Bizi affedin. Artık her yıl geleceğiz" diyerek..
Dönüşte TRT Türkü'yü açtık, arabanın radyosunda Zafer'le.. Vurduk kendimizi Anadolu'ya.. "Ordu'nun dereleri aksa yukarı aksa" diyordu coşku dolu, aşk dolu, tutku dolu ses.. "Vermem seni ellere, Ordu üstüme kalsa.."
Ordu'nun dereleri değil, dünyanın tüm ırmakları yukarı aksa, Anadolu'mun insanı, Fazıl'ını ellere bırakmaz, dünya üzerine kalsa!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN